Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Monday
May 5,2008

Hakan Yasar
Maldonado’yu Andy Garcia’ya benzetiyorlarmış. Zaten onu koysan sahaya, kesin daha iyi ‘rol’ keser.. Ama iyi rolcü olan Zico… Daha ötesi inatçı. Yoksa Chelsea ve G.Saray maçlarını kaybettiren anahtar adamda ısrar etmesini anlamak imkansız.Yahut da vatandaşı Periç ile ‘hoş-beş etsin’ diye 11′e aldı Şilili’yi. Sorun bir oyuncu değil tabii ki.. F.Bahçe’nin Londra’ya gittiğinden beri ruhu yok. Ama Maldo olunca takımın boyu fazlasıyla uzuyor. Oyun kurmak imkansızlaşıyor, katenaçyo (Üçlü defans, 8′li takım savunması) ile sahaya çıkmış G.Birliği’ne karşı bile kendi 18′iniz önünde çelik-çomak oynuyorsunuz.***İlk 34 dakika bütün hikaye şu: Maldonado’yla kamyon hızına gerileyen bir F.Bahçe. Temposuz, uyurgezer, sezon sarhoşu bir onbir. Rakibe atak şansı verince de yerden hayalete dönen Yasin’in ofsaytı bozmasıyla geriye düşen bir şampiyon adayı. Ve taraftarın saldırısıyla psikolojisi bozulan, haliyle direk dibindeki topu içeri dürtemeyen bir ‘şimşek santrfor’, pardon ‘çekirdek forvet’… Ve G.Saray gerideyken bile hareketlenmeyen takımını ateşlemek için başlama gereken onbire dönen dahi hoca… Daha doğrusu Maldo-Ali Bilgin’i onbire koyup ‘Beni kovun’ diyen bir Zico.Peki çift forvet değişimi yaradı mı? Alex’in duran toptan Marco’ya attırdığı gole Edu’nun eliyle çomak sokması molaya moralli girmesini sağladı F.Bahçe’nin. Daha çok morali Kasımpaşa’nın Vestel’i düşürdüğünü öğrenen G.Birliği topladı.***Stresin çorap ördüğü, iki farklı maç oynayan (diğeri Sivas) dakikaları atlatmak uzun sürse de F.Bahçe, iki tane çağdaş gol attı. İlkinde Gönül’ün kanat operasyonu, ikincisinde 5 paslı muhteşem organizasyon… Böyle iki golü atan, Alex gibi tecrübeye sahip bir takım ligi son ana nasıl bırakır, ya da nasıl treni kaçırmak üzere?O’nun için ‘dalgın hoca’ya, ruhsuz adamlara bakmak lazım. Mesela.. G.Birliği’ne 2. yarı 4 pozisyon verdi F.Bahçe… Birinde golü yedi. Bir de direğe çarpan var. ‘Bunlar teknik detay, böyle bir günde boşver’ diyebilirsiniz. Ancak F.Bahçe bugün şampiyonluğu Kaf Dağı’nın arkasına bıraktıysa çözemediği konsantrasyon sorunu, sağlayamadığı defans ve bu sezon özellikle ligde bulamadığı ‘ruh’ yüzünden… Son bir söz: Appiah, Deniz, Carlos’suz, daha önemlisi kredisiz (4-5 puan önde olmalıydı) girdiği finişte geride kalan F.Bahçe, kuş taşa çarparsa ancak şampiyon olur. Şampiyonlar Ligi biletini almak böyle bir kadro için başarı mı? Sanmam…

Monday
May 5,2008

Gökmen Özdemir
MAÇ bitmiş… Hat-trick yapan Arda medyanın karşısında. Ağzından çıkan sözlere saygı duymak lazım: “Ayhan ağabey bugün muhteşem oynadı.” Üç gol atıp Sivas’ta kahramanlık mertebesine taşınması beklenen Arda, kendisinden daha iyi oynayanı, takımı sırtlayanı açıklıyor. Siz bu tablo içerisinde G.Saray’ın şampiyonluğu vereceğine inanıyor musunuz? Futbol bu… OFTAŞ haftaya gelip G.Saray’ı yener, şampiyonun adı değişir ama cismi değişmez. Böyle inanmış ve kenetlenmiş bir takım şampiyonluğu vermez.Sivas’ın bu sezon stresli maçları kaldıramadığını herkes biliyordu. G.Saray teknik heyeti de (yine tekrarlıyorum; her kimse) bunu hesaplayarak ‘galibiyet mahkumu’ Sivas’a karşı soğutucu sprey tadında bir 11 çıkardı. Amaçları Sivas’ı üzerlerine çekmek ve orta alandan kalabalık ani baskınlar yapmaktı. Oyun soğuk gitse istediklerini elde ederlerdi de Song’u tutamadılar. Uzun zamandır oynamayan Rigo, Sivas’a aradığı hediyeyi verdi. Topuğuyla altıpasın içerisinde topu müdahale etti. Ki bu muhtemelen G.Saray forması ile son cüretkâr hareketiydi. Sivas öne geçti. Oyunun rengi değişir, G.Saray saldırır Sivas pozisyon bulur diye düşünmeye başladık.ARDA ‘PERDE’ DEDİOyunun rengi değişti de nitekim… G.Saray saldırmaya başladı. Ama Sivas çıkamadı yarı alanından. Güçleri yetmedi. Arda önce Ayhan’ın, sonra Servet’in asistlerini istatistiklere geçirdi. Bu kez bir yıldız gibi, sahne alması gereken yerde ‘perde’dedi. Oyunun her bölgesinde olabilecek kalitede olduğunu gösterdi. Zaten ondan herkesin beklentisi ‘kalitesini’ gücüyle birlikte sahaya koyması. Bunu da yaptığında onu kim tutabilir ki?İkinci yarıda G.Saray rakibine, rakibi G.Saray’a hediyeler verdi. Sonuçta tecrübeli olan istediğinden fazlasını cebine koyup eve döndü. Ayhan F.Bahçe maçından sonra Sivas’ta da güvenli, sakin ama aynı oranda da agresif oyunuyla takımını zafere taşıdı. Golü muhteşemdi. Aykut’a yediği goller yakışmadı dersek mesaj yerine ulaşır… Düne kadar çok iyi getirdi. Dün geceyi bir anlık konsantrasyon kaybı olarak görmek gerek…Sadede gelirsek… İçlerine ‘Metin Oktay ruhu girmiş çocuklar’ aslanlar gibi mücadele ediyor, formanın hakkını veriyorlar. Forma da onları yüceltiyor. Sonunda gücün nereden geldiğini anladılar çünkü… Her hafta çığ gibi büyüyerek zaferden zafere koşuyorlar. Seviniyorlar, sevindiriyorlar…

Monday
May 5,2008

Selim Soydan
F.BAHÇE sahaya çıktığında geçen hafta kaybedilen G.Saray derbisinin olumsuz etkileri apaçık görünüyordu. Tüm F.Bahçeliler’in gözü sahada, kulağı Sivas’taki maçtaydı. Rakip G.Birliği’nin sahaya 1 puan için çıktığı ve buna göre bir oyun düzeninde oynadığı belli oluyordu. G.Birliği orta sahayı kapatıp tempoyu düşürerek oyunu sürdürüyordu. 13. dakikada Sivas’ın gol haberi gelince yer-gök inledi. Bu müjdeye rağmen o kadar kötü bir futbol oynanırken, bir de kaleci Serdar’ın kapadığı köşeden yediği gol herkesi şoke etti. Ve hemen bu golün sonrasında direkten dönen bir topu Kezman’ın bomboş kale yerine auta atması ve uzatmanın son saniyesinde Alex’in ortasına Aurelio’nun kafa darbesiyle beraberlik golünün gelmesi, ilk yarıdan aklımda kalanlar oldu.İlk yarıda F.Bahçe sanki şampiyonluğa oynayan bir takım değil, ligde ununu elemiş, eleğini asmış, iddiası kalmamış bir takım gibiydi. Taraftarın sabrına hayran olmamak elde değil. Herşeye rağmen takıma tam destek verip kazanmak için itici güç oldular.İYİ Kİ SEMİH VARDIF.Bahçe ikinci yarıya, taraftarının da desteğiyle daha farklı başladı. Semih’in kafayla attığı golle de görüntü birdenbire değişti. Sarı-lacivertliler, ilk yarıya oranla çok tempolu oynuyordu. Nitekim Deivid’in attığı golle maçı bir anda 3-1′e getirdi. Bu durumda bile, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda bulunan hemen herkesin aklı fikri Sivas’taydı. Sivas’tan gol haberleri geldikçe karışık duygular yaşanıyor, taraftar kâh umutlanıyor, kâh hüzünleniyordu.Nitekim futbolcuların da kafası karışmış olacak ki, sonlara doğru G.Birliği’nin farkı bire indiren golü de geldi. Ancak bu saatten sonra puan kaybetmek F.Bahçe için çok ama çok büyük bir ayıp olacaktı. Neyse ki sahadakiler o ayıbı yaşamadı ve taraftarına da yaşatmadı. Kadıköy’deki maç 3-2 biterken, Sivas’tan gelen 5-3′lük sonuç bütün umutları gelecek haftaya taşıdı.Haftaya ligimizde her şey kesinleşecek. Trabzon deplasmanında F.Bahçe ne yapacak, hep beraber göreceğiz. Ama sonuçta bir gerçek var ki, F.Bahçe’nin şampiyonluğu ne yazık ki kendi elinde değil; herşey rakibi G.Saray’a bağlı. Bu da tabii ki sarı-lacivertlilerin işini çok ama çok zorlaştırıyor.

Monday
May 5,2008

Ercan Saatçi
FENERBAHÇE’nin başlattığı çok aktivite diğer kulüpler tarafından da takip ediliyor…

Fenerbahçe taraftarı, her türlü özel karşılaşmada mutlaka tribünlerde bir aktivite yapar. Buna özen gösterilir. En ince ayrıntısına kadar düşünülür… Güzel ve manalı bir fotoğraf çıkar ortaya. Dün, Fenerbahçeli taraftarların oturduğu kale arkasındaki G.Saraylı taraftarlar da bu derbi için bir organizasyon yapmışlar… Üstelik oldukça renkli bir karton gösterisi organize etmişler! Sadece renklerle ilgili biraz kafam karıştı… Sarı ve kırmızı kartonları anladım ama yeşil rengin sarı kırmızıyla aynı tribünde olmasını anlayamadım? Arada biraz da beyaz renkli kartonlar vardı… Meksika bayrağı desem sarı var o yüzden değil… G.Saray’ın renkleri desem o da değil, yeşilin ne işi var orada? Anlayamadık… 28 Nisan 2008Geçen hafta yazdığım bu yazıdan sonra iyi bir ders aldım. Türk halkının büyük bir kısmı (ben de dahil) “street fighter” oyununu ve bu oyunun grafiğini ne kadar bilir tartışılır. Sergilenen gösteri bu oyunu anlatıyormuş. Neyse benim değinmek istediğim şey, çeşitli kişilerin ortalığı ayağa kaldırdıkları o “ima” değildi. Bu nedenle çok samimiyetimle söylüyorum, Galatasaray’lı dostlarımızı bilmeden de olsa kırdıysam özür dilerim. Galatasaray yöneticisi arkadaşım Haldun Üstünel’i de arayarak bunları ona da söyledim. Ve ekledim;- Aynı şekilde ne olduğunu anlayamadığım bir tribün gösterisini görsem bunu Fenerbahçe için de yazardım. Bunun altında bir şey aramaya gerek yok. Ben her maç yazımda haftanın pankartı başlıklı bir köşe yapıyorum. Bunun nedeni tribünlerde başkalarını kırmamak şartıyla verilen güzel mesajları öne çıkarmak isteyişim. Bir hafta boyunca yorumları okudum. Meğer birileri, pişmiş aşa su katmak ve zihinleri bulandırmak için beni bekliyorlarmış. Yazımda hiç ima etmediğim halde bu yakıştırmayı yapanlar ve imada bulunduğumu düşünenler, aslında kendi zihinlerindekini ortaya döktüler. Bu imayı da bana atacakları çamur için cımbızla ortaya çıkardılar ve “hah şimdi elimize düştün” edasıyla kalemlerini ellerine aldılar. Türk spor medyasının etik ve objektif kalesini korumaya soyunmuş bu kişiler acaba futbolun görünmeyen yüzünde bildikleri ya da duydukları her şeyi yazabiliyorlar mı? IslIklar ve gerçeklerHANGİ maçı seyredeceğim konusunda kararsızlığa düştüm. Fenerbahçe-G.Birliği mi? Sivas-Galatasaray mı? Yoksa Liverpool-M.City maçı mı?Bu kararsızlık yüzünden Kadıköy’e stada gitmedim. Fenerbahçe’nin geçen hafta elinin tersiyle ittiği avantajı, G.Saray’ın nasıl kullanacağını da merak ediyordum çünkü. Bir yandan da geçen hafta Şampiyonlar Ligi’ne veda etmesine rağmen seyircisinin muhteşem ilgisiyle sahaya çıkan Liverpool maçı da aklımı çeliyordu. Sonuç mu, maymuna döndüm… Sivas’tan gol haberi geliyor, hop o kanaldayız. Kadıköy’den gol haberi geliyor pat Kadıköy’deyiz. Arada Liverpool maçını izliyorum, maçın görüntüleri ve oynanan futbola büyülenip kalıyorum.İşte bu durumda izlediğim bu karşılaşmalardan bir Fenerbahçe yazısı çıkarmam mümkün değildi… Ama karşılaşmaya damga vuran hataları, yine bu hataları yapan kişinin 34. dakikada değiştirilmesi maçın özetiydi diyebiliriz. Geçen haftanın en kötüsü Maldonado ve şimdiye kadar Fenerbahçe’ye neden geldiğini bir türlü anlayamadığım Ali Bilgin, yenilen golden hemen sonra oyundan alınıyordu. Sonuç malum, seyircinin ıslıklamaları ve yuhalamaları hem bu oyunculara hem de Zico’yaydı. Fenerbahçeli futbolcular biraz geç kendilerine geldiler. Hatta o kadar geç ki, 4-5 hafta kadar…Erken tatilLİGİN ortasında tarafsız birine, “Şampiyonluğu kim hak ediyor?” diye sorsanız, Fenerbahçe’nin ismini söylerdi. Ama son haftaya girildiğinde futbolcular zaten lig tatiline çıkmış gibilerdi. Şampiyonlar Ligi Fenerbahçe için sona erdiğinde sanki lig de sona ermişti. Sorunun ismini koyamıyorum ama göz göre göre şampiyonluğa elveda diyen bu takım herkesi şaşırttı.Alkışlanan pankart: Yaşattığınız her şey için teşekkürler. Hep destek, tam destek.Maçın 3 adamı: 1-Uğur Boral 2-Semih 3-Deivid

Monday
May 5,2008

Altan Tanrikulu
FENERBAHÇE, şampiyonluğa alışık bir camia.. Sezonu en önde bitirse de bitirmese de kulüp olarak çok önemli ve başarılı bir sezonu geride bırakacak.. Ama..

Ama her şeyin 180 dakikaya kilitlendiği bir ortamda, taraftarın stadı doldurup müthiş bir destek verdiği atmosferde, Sivas’tan gelen gol haberine karşın sahadaki oyuncuların bu kadar rahat, umursamaz futbolu, ilk gol girişimi için 15 dakika beklenmesi nasıl açıklanabilir ki?Ya Zico? Gidecek mi kalacak mı soruları arasında hazırlandığı maçta herkesin nasıl durduracağını artık ezberlediği bir oyun anlayışıyla sahaya çıkmak ne demek?Türkiye’de futbolcu lisansı almış hemen hemen her orta saha oyuncusunun sergileyebileceği performansı sergileyen Maldonado’da ısrar etmenin anlamı ne?..Tek vuruşta, pas alışverişlerinde, rakip savunmayı rahatsız etmede, asist yapmada ve nihayet topu filelere gönderme sayısında Türkiye’nin en çok gelişme kaydeden oyuncusu yedek.. Moralsiz Kezman sahada..Kahe alınsın Rakibin 1 puan alırsa kümede kalmayı garantileyecek.. Bu ortamda savunma yapacağı ortamda.. Madem 35.dakikada forvet ağırlıklı oyuncu sayısını beşe (Kezman, Semih, Deivid, Kazım, Alex) çıkaracak bir hamle yapabiliyor Zico, o zaman neden oyuna böylesine defansif bir takımla başlıyor?Fenerbahçe ligin en golcü takımı.. Savunma olarak ilk beş sıranın en kötüsü.. O zaman bu takımın kazanması için gerek şart atması, yememesi değil.. Oyunu güzelleştirmek için de kazanmak için de hücumu önce düşüneceksin.. Chelsea’yi yenerken, İnter’i, Sevilla’yı sürklase ederken yaptığı gibi..Fenerbahçe Sivas’tan gelecek mutlu bir haberle son haftaya lider de girebilirdi.. Ama basın tribünündeki monitörlerden ara sıra gözüme çarptığı kadarıyla Galatasaray’ın gencecik oyuncularının gösterdiği direniş, şampiyonluğa oynayan bir rakip karşısında hem de deplasmanda geriden gelip öne geçmek zaten sezonun hakkını teslim ediyordu.. Fenerbahçe tribünlerinde ise şampiyonluktan önemli gelişmeler vardı.. Hakemi, Zico’yu, kötü oynayıp çıkanı, iyi oynayıp mücadele edeni doğru zamanda doğru şekilde protesto etti ya da alkışladı seyirci..Unutmadan, Aziz Yıldırım futbol hayatının sonuna gelmiş şöhretlerin yerine sezon bitiminde İlhan Cavcav’ı ikna edip ilk golün sahibi Kahe’yi alsa Fenerbahçe yabancı forvet hakkını hakkıyla kullanmış olur..Hakem Abitoğlu maçın tekrarını evinde tekrar oturup dikkatlice seyretmeli.. Verdiği vermediği fauller, tartışmalı penaltı pozisyonu, göstermediği kartlar onun takdiri.. Ama iki takım lehine de gole gidebilecek anlarda avantaj kuralını uygulamaması modern hakemlikle çelişen bir görüntüydü..

Monday
May 5,2008

Mehmet Demirkol
Galatasaray’ın ligin 2. yarısındaki en önemli oyuncusu Ümit Karan’ın yokluğunda özellikle Song’un golünden sonra Sivas’ı bu kadar domine edebilmesi üzerinde durmalı. Tek santrforla oynarken, orta sahasındaki hemen her oyuncuyu gol bölgesinde, hatta altı pasta topla buluşturabilmesi iki yönlü orta sahalarının becerisi. Savunmayı onlara yakın tutup Sivas’ı felç ettiler. Bu bölümde Sivas tamamen oynayamaz oldu.
‘Yılın takımı’nın ‘marka’ hücum silahı olan geriden hatta Petkoviç’ten, Mehmet Yıldız’a direkt pas işinde de, Emre-Servet ikilisi uzun toplara verdikleri doğru tepkilerle geçersiz kıldılar. Bu oyun Sivasspor’u büyüklerle yaptığı tüm maçlarda olduğu gibi çok geriletti.
Sivasspor, bu yıl ligin geri kalan tüm takımlarına karşı Mehmet Yıldız’a attıkları toplarla nefes olma olanağı bulmuştu. Üstüne bundan gol pozisyonları da çıkardılar. Song’un kendi kalesine attığı gol sonrası ister istemez kapanıp Mehmet Yıldız silahını kullanamayınca, Galatasaray’ın 4-5-1’i, 2-5-3’e döndü ve Sivas mahkum oldu.
Top neredeyse Galatasaray yarı sahasında hiç durmadı ve topyekün rakip kaleye yığıldılar. 
Sivas bu oyunda adeta paralize oldu. Hiç nefes alamadılar ve oyundan koptular. Yenilen iki goldeki tablo da bunu iyi gösteriyor. Kale önünde kalabalık olmalarına aynı golden iki kez yemelerine hiç isyan edemediler.
Buraya kadar Galatasaray için her şey parlaktı.
Ancak Sivas ikinci yarıda bu uyku halinden biraz da olsa uyanıp müthiş bir yüzdeyle golleri bulunca oyunun şekli değişti. Galatasaray hem rakip kaleye gitmez oldu, hem de savunma açıkları verir… Sadece yenilen gollerden sonra hafif hareketlenmeler vardı. İlk yarıda oyunu bu kadar iyi oynarken, iki yönde de bu kadar gerilemelerini neye bağlamalı? Sivas’ın Galatasaray gibi bir baskısı olmasa da oyun kontrolü ilk yarının tersine döndü. Ancak onları kurtaran da başta Arda olmak üzere Galatasaray’ın müthiş gol yüzdesiydi. İki takım için de neredeyse her pozisyon gol oldu.
Biri çok övdüğümüz diğeri Milli Takım’a aday gösterdiğimiz iki kaleci dün neredeyse yoklardı anlayacağınız.

Monday
May 5,2008

Erdogan Senay
Fenerbahçe, Gençlerbirliği önünde şampiyonluk kovalayan lider tavırlı bir zirve ekibini mi oynuyordu yoksa şu lig bitse de evlerimize gitsek duyarsızlığı ve angaryacılığını oyunun birçok anlarında resimleyen bir karşılaşmayı mı taşımaktaydı?
Mehmet Nas-Mehmet Çakır-Engin-Kahe gibi çabuk ayaklar ilk yarıda orta sahayı allak bullak ederek ve sahanın her yerinde çarçabuk çoğalarak Fenerbahçe’yi darmadağın ederlerken, Fenerbahçe’nin soylu ve pahalı ayakları! neden koşmakla yürümek arasındaki bir yorgunluk görüntüleri içindeydiler ki?.. Tribünler ve TV’lerde iki kanala kilitlenmiş insanların Fenerbahçeli olanları, Galatasaray’ın peş peşe gelen gollerinden çok Fenerbahçe’nin bu duyarsızlığı adına çileden çıkmaktaydılar.
Ali Bilgin’in, Fenerbahçe adına bir yanlış transfer olduğu daha sezon başlamadan belliydi. Peki de bu oyuncuyu Fener’in şampiyonluk arayışındaki son 90 dakikasında kurtarıcı olarak sahaya sürmeyi bir Zico marifeti olarak mı yorumlayacağız yoksa kadro kurmakta aciz kalmanın acı bir çaresizliği olarak mı? Maldonado’nun Fenerbahçe’de tempoyu düşüren oyuncu olduğu Türkiye’de konuşulurken onu hâlâ dünkü kritik bir oyun ve ağır sahada maça sürmek yine bir Zico yanlışı olduğuna göre şampiyonluğun Fenerbahçe’den nasıl adım adım uzaklaştığını bilmem sizler de kolayca yakalıyor musunuz?
Ayrıca Zico’nun Ali Bilgin ve Maldonado’yu hemen ilk yarının ortalarında oyundan almasıyla yukarıdaki yanlış ve kabahatlerini kendisinin de kabullendiği gerçeği çıkmıyor mu ortaya?
Kazım ve Semih’in oyuna girmesiyle Fenerbahçe’de nelerin değiştiğini hep beraber seyrettik. Kadro oluşumuna böylesine ‘şaşı bakan’ bir teknik kulübe özürünün var olduğu ortada iken Fener’in niçin şampiyon olamadığı sualini neden daha fazla kurcalayalım ki?
Kezman konusu sonucu çok pahalıya mal olmuş bir transfer kabahatidir sarı-lacivertli formada… Adam onlarca maçta santrfor bölgesini fuzuli işgal ile geçirdi. Bu transfer yanlışını düzeltmek için Kezman’a sürekli forma verenler ne denli büyük bir bedelin sorumlusu olduklarını şimdi daha iyi anladılar mı dersiniz? Bir yıldır en zorlu yerli-yabancı oyunları kazanıp, ligin en sığ takımlarına kaybederek kupa ve ligi hovardaca heba edenler şunu iyi bilmelidirler: Fenerbahçe’nin bilinen bu yarışma ve taktik formatı artık Türkiye’de deşifre olmuştur ve özellikle oyuncu yapıları çok sağlıklı genç, dinamik ve yepyeni isimlerle bu formanın geleceği takviye edilmezse, korkarız gelecek sezon boyunca da aynı şeyleri yazıp, hazin sonla yüzyüze gelmek zorunda kalacağız.      

Her şey yanlış

Sunday
May 4,2008

Can Bartu
FENERBAHÇE, G.Birliği maçına çıkıyor, takımın kazanma isteği yok. Sivas-G.Saray maçında her şey olabilir.

Senin birinci görevin, kendi sahandaki maçı kazanman. Bu kadar yavaş, bu kadar ruhsuz bir futbol oynanır mı? Uzun süre bir tek şutun, gol pozisyonun yok. İki tane pas yapamıyorsun.Golü yedikten sonra açılıyorsun. Gençler o golü atmasa, 0-0’a götürecek. Sahandaki maçta hala tek forvetsin. Dünkü maça kadar 16 golü olan bir oyuncunu yedek soyunduruyorsun. Böyle bir ayıp olur mu? Tamam, Kezman’dan vazgeçemiyorsun. O zaman ikisini, yani Semih’le Kezman’ı birlikte oynat. Nitekim, ikinci golü atan yedek soyundurduğun gol kralın Semih. Bu inat, bu bilinçsizlik niye? En azından sahandaki maçta iki santrforla oynayacaksın.Fenerbahçe, futbol olarak da keyif vermiyor.Sadece AurelioBöyle bir takım olur mu? Baştan aşağı eksik bir takım. Doğru dürüst orta sahan yok. Bir tek Aurelio var, sağa sola koşacak. O da eskisi gibi değil. Bu Fenerbahçe anlaşılır gibi değil.Avrupa’da oynayan F.Bahçe nerede, buradaki Fener nerede? “Bizim için Avrupa önemli. Türkiye Ligi değil” diye düşünüyorlarsa, fena yanılıyorlar. Burada netice alamazsan, Avrupa hayal olur. Avrupa’ya ancak turistik gezi yaparsın. G.Birliği, Fener’den daha iyi oynadı. Daha çok pozisyona girdi. Ancak, F.Bahçe pozisyonları değerlendiren, maçı kazanan taraftı.Burada çift santrfor olsa farklı olacak. Sen, Semih’i kenarda bırakıyorsun. Semih bir tane gol attı mı, bir tane de Deivid’e attırdı mı? İşte sana maçı kazandırdı. Söylenecek bir şey yok. Her şey yanlış yapılıyor. Oyuncu oynatma yanlış, oyuncu değiştirme yanlış. Durup dururken Maldonado neden çıktı? F.Bahçe bu galibiyetle az da olsa şansını son maça bıraktı.

Sunday
May 4,2008

Mustafa Denizli
Final maçı, hakikaten final gibiydi. Heyecanıyla, golleriyle, iki takım adına giden, gelen skoruyla…
Bunlar maçın güzel, hoş taraflarıydı. Ama şimdi soruyorum. Şampiyonluğa oynayıp, rakibine bu kadar gol fırsatı veren böyle iki takımı dünyanın hangi ülkesinde görebilirsiniz? Bu kadar basit defans hataları, bu kadar kolay gollere izin verilmesi dünyanın hangi liginde olur?
Sivas tartışmasız bu sezonun en başarılı takımı. Bu başka bir şey. Şimdi hemen kaseti geri sarın. Bir Fenerbahçe, bir Beşiktaş, bir de dünkü maçı gözünüzün önüne getirin. Sivas üç rakibiyle de sahasında berabere bile kalsa belki de şampiyon olacaktı, fakat kaybettiği bu üç maçta 11 gol yedi ve şampiyonluk için olağanüstü bir avantaj yitirdi.
Peki Galatasaray farklı mı? Sivasspor hücumda biraz etkili olsa veya Arda dün akşam Galatasaray’da değil de rakipte oynasa maç tamamen tersine dönerdi. Hakikaten heyecan ve gol açısından maç güzeldi. Sahadaki mücadele ve tribündeki taraftarların katkısı da mükemmeldi. Fakat bu mükemmel gecede, şampiyonluğun en büyük adayıyla, onun takipçisi futbol olarak beklentinin uzağında kaldılar.
Sivasspor hayatında, önümüzdeki yıllarda kaç defa böyle büyük bir fırsat daha yakalayabilecek? Bu meçhul… Sivasspor için bu heyecanı kaldırmak, kadrosundaki problemlerle uğraşmak hakikaten zor bir hadiseydi. Dolayısıyla bu mücadeleyi alkışlamak lazım. Ancak Galatasaray defansında o kadar basit hatalar yapıldı, o kadar rahat goller yendi ki, sarı-kırmızılılar, dünkü yanlışlara rağmen büyük ölçüde şampiyonluğunu garantiledi.
Tabii tüm bunları söylerken, maçın Galatasaray için de hiç kolay olmadığını belirtmeliyiz. Çünkü Galatasaray da genç futbolcularını oyuna sürdü. Sarı-kırmızılılar açısından pozitif taraflar da vardı. Geriye düştü bırakmadı, rakip yakaladı, avantaj Sivas’a geçti, burada tekrar oyunu döndürmek önemli bir hadiseydi. Bunu da bir tarafa not etmek lazım.
Panik yapmadılar
Bu genç kadro panik de yaşayabilirdi. 2-1 öne geçiyor Sivas yakalıyor. 3-2 öne geçiyor, Sivas yakalıyor. Burada panik yaşansaydı tablo ters olabilirdi. Neticede Galatasaray belki bir puanla da evine dönse fazla üzülmeyecekti, ancak artık öyle bir avantaj yakaladı ki kapıları ardına kadar açtı.
Son haftaların başarılı kalecisi Aykut, dün akşamki maçın tansiyonu ve heyecanı altında bu görüntüsünden uzak kaldı. Takım maçı kazandığı için o da mutlu.
Hakem, avantajlara hiç izin vermedi. Halbuki düne kadar çok beğendiğim bir hakemdi.
Kısacası böyle bir günde ligin son haftasına kadar bu mücadelenin içinde olan Galatasaray’ı da, Sivas’ı da yönetim kurullarını, teknik adamlarını hepsini kutlamak gerekiyor.
Maçın mükemmel futbol ve defans hataları olmadan 5-3 bittiğini düşünebilir misiniz? Hakikaten mükemmel bir futbol gecesi yakıştırmasını her şeyiyle yapacağımız bir karşılaşma olurdu. Yine de alkışlarla yazımızı noktalayalım…

Sunday
May 4,2008

Ridvan Dilmen
Galatasaray yenilgisi sonrası ilginçtir Şükrü Saracoğlu Stadı’nın tribünleri tamamen doluydu. Fenerbahçe seyircisi takımına sahip çıkmıştı. Kulaklar ve gözler Sivas’taydı ama aynı anda da sahadaki takımlarını destekliyorlardı. Helal olsun Fenerbahçe taraftarına.
Fenerbahçe takımı oyuna öyle bir başladı ki, taraftarı kadar aklı Sivas’ta değildi. Belli ki fazla inanmamışlardı. Gençlerbirliği oyunun ilk bölümündeki etkili futbolunu bir de golle süsledi. Bu arada Sivas’tan gelen gol haberi taraftarı iyice ateşledi. Bu oyunculara yansıdı ve beraberlik golü geldi.
Tabii bundan önce Teknik Direktör Zico’nun büyük riske girerek yaptığı oyuncu değişikleri de vardı. Hem Semih, hem de Kazım’a da sahaya sürerek savunma tedbirlerini elden bırakmayı göze aldı. Ancak Fenerbahçe’nin bu on biri Gençlerbirliği’nin de sağlıklı hücum yapmasını etkiledi. Psikolojik olarak arkaya yaslandılar ve duran bir toptan da golü yediler.
Sıkıntılı bitti
İkinci yarı yine tribünlerden gelen Sivas haberleri heyecanı artırdı. Fenerbahçe kendisine yarayan skoru buldu ama oyunun sonunda Galatasaray öne geçince hem tribünlerin, hem de takımın hızı kesiliverdi.
Son dakikalar formaliteye dönüştü. Gençlerbirliği’nin skoru 3-2’ye getirmesinden sonra son dakikalar biraz sıkıntılı geçse de Fenerbahçe kazanarak en azından Şampiyonlar Ligi’ni garantilemeyi bildi.
Bu yıl taraftar görevini yaptı. Fenerbahçe ise sadece Şampiyonlar Ligi’nde üzerine düşen görevi yerine getirebildi. Aynı şeyi lig için söylemek ne yazık ki mümkün değil.