Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Ziya Şengül’ Category

Galatasaray’a hayırlı olsun!

Tuesday
May 6,2008

Ziya Sengül
Süper Lig’in yeni şampiyonu, bence Galatasaray oldu. Fenerbahçe, son iki haftaya girerken liderlik kostümünü kendi kendine çıkartıp atınca, üstüne üstlük Galatasaray derbisini de kaybedince şampiyonluğu ezeli rakibine hediye etti. Fenerbahçe, bir kaç hafta öncesindeki Ankaraspor maçında, Kezman’ın beceriksizce kaçırdığı penaltı ve kaleci Serdar’ın maçın bitme noktasındaki saniyelerde topu oyuna sokmasıyla şampiyonluk şansını ilk önce Ankara’da tehlikeye attı, sonra da Galatasaray yenilgisiyle, bence kaybetti. Eğer büyük bir sürpriz olmazsa -ki futbolda var bunlar… Fener, Trabzon’u Trabzon’da yenecek, Galatasaray da Ali Sami Yen’de OFTAŞ’a kaybedecek. Olur mu sizce bu sürpriz? Bence olmaz. Hayaller gerçek olsaydı, zaten Fenerbahçe bu pozisyona düşmezdi. Fenerbahçe, ligi şampiyon olarak bitirmemiş olsa bile Şampiyonlar Ligi’ne katılma garantisini elinde tuttuğu için, bu sezon en az Galatasaray kadar başarılıdır. Bu yazının içeriğini fazla eşeleyip deşelemek istemiyorum. Fenerbahçe kulüp ve takım olgusu içinde hiçbir sıkıntısı olmadan sezonu bitirip, Şampiyonlar Ligi’nde Avrupa’nın ilk 8’ine girmesinin başarı olduğunu herkese kabul ettirdi. Galatasaray ise lige 6 maç seyircisiz başlamasına, zaman zaman teknik kadro ve futbolcular arasındaki çekişmelere, son 6 hafta kala teknik patron Kalli’nin takımı terkedip gitmesine rağmen ligimizin şampiyonu oluyorsa, taraflı tarafsız herkesin şapka çıkartıp, alkış tutması gerekir. Son haftanın arefesinde bulunduğumuz şu sıralarda, düşen takımlar belirlendi. Bence şampiyon da belli; Galatasaray. Fenerbahçe’nin, Avrupa serüvenine önümüzdeki sene de Şampiyonlar Ligi’nde devam edecek olması, UEFA’da Sivas ve Beşiktaş’ın son hafta alacağı sonuçlarla kaderlerini çizecek olmaları, ayrıca Kayseri ve Gençlerbirliği’nin Fortis Türkiye Kupası finali oynamasıyla da ligi önümüzdeki hafta bitireceğiz.

Monday
May 5,2008

Ziya Sengül
Zordur böylesi maçlar… Bir tarafta Süper Lig’e tutunabilmek için en azından bir puan beklentisinde olan Gençlerbirliği, bir tarafta da şampiyonluğa hala umut besleyen Fenerbahçe… Öylesine kötü bir futbol başlangıcının ardından; bir de Kahe’nin golünden sonra tüm seyredenler ve sahadaki Fenerbahçeli futbolcular, yıkıntıya girdiler. Kahe bu golü çaprazdan çok güzel bir vuruşla kaydetti ama Fenerbahçe’nin bir yanlış taç atışını kullanması da bu gole davetiye çıkardı. Ben Fenerbahçe’yi bu maçta, ‘Semih’ten önce… Semih’ten sonra…’ diye nitelemek istiyorum… Semih oyunda yok, Fenerbahçe de yok!.. Ne zamanki Semih oyuna girdi; topu tutan, pas alışverişi içinde bulunan, Fenerbahçe’yi öne geçiren golü atan; Deivid’e de üçüncü golde asist yapan adamdı. Ben bu sene Kezman’ın saha içi verilerinden söz etmekten sıkıldım ve yoruldum. Bu futbolcu yalan oynuyor. Seyredenleri kandırıyor! Ama yine de alkışlanıyor! O zaman Semih’in saha içi verilerine baktığımız zaman neden Kezman kadar alkışlanmaz? Neden ona Kezman kadar hoşgörülü bakılmaz, şaşırıp kalıyorum! Galatasaray derbisini kaybeden olduktan sonra Fener’in zaten ligin bitmesini iple çeker gibi bir hali vardı sahada. Gençlerbirliği’nin biraz gol şansı olsa farklı olurdu. Kaleci Serdar, çok önemli iki topu kurtarmasıyla Başkent ekibinin gol yollarını da tıkamış oldu. Fenerbahçe, Sivasspor’un; Galatasaray karşısında alacağı skoru beklerken, dünkü Gençlerbirliği karşısındaki savunma anlayışı, orta sahayı kontrol edemeyişi, bu Gençlerbirliği maçını kazanmış olsa bile deplasmanda oynayacağı Trabzonspor maçı için endişeli beklentilerin içine bıraktı. Fenerbahçe seyircisi her zamanki gibi takımına destek veren oldu. Ama bu Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde onları zevki sefaya sürüklerken; Süper Lig’de de şimdilik üzen oldu! Bu maçlarda elbette iyi futbol beklenmez. Bunlar tabela maçıdır. İşte Fener de öyle veya böyle Gençlerbirliği’ni kendi sahasında devirdi, seneye Allah kerim…

Bu hata affedilmez

Tuesday
Apr 29,2008

Ziya Sengül
AH Volkan ah!.. Tam hünerli eldivenlerin sahibi oluyorsun, kalende duruşun, görüntün dünya çapındaki kalecilerin çok çok daha ilerisinde. Bazı maçlarda takımını kurtaransın, ama bazı maçlarda da yakantop oluyorsun. Aynen Galatasaray maçında olduğu gibi… Takımın Fenerbahçe iyi oynamayabilir… Sen oyunu en iyi gören pozisyondasın. Kasığını tutuyorsun, ama ısrar edip oyuna devam ediyorsun. Sonra bakıyorum ki, o sakat gösterdiğin sağ kasığına rağmen sağ ayağının içiyle topa vuruyorsun. Havana, rüzgárına bakıyorum, bu kadar mükemmel bir fiziğe sahip olurken, abuk sabuk goller yiyorsun. Yani takım lider pozisyondayken hadi kazanamadı, hiç olmazsa maçı berabere bitirse şampiyonluk şansını en güçlü şekilde devam ettirecek. Sen ne yaptın?! Bir hata ki affedilir gibi olmayan bir şekilde ‘Nonda’ya gel bizim kaleye gol at’ davetiyesi çıkarttın. Kezman’ın, Ankaraspor karşısında kaçırdığı penaltı, herkesin başına gelebilir diye düşündüm. Ama o maçta da senin dublörün olan kaleci Serdar, son saniyelerdeki amatör düşünceyle iki puanı kaybettiren olmuştu. Galatasaray yenilgisinin faturasını sana çıkarmak beni mutlu etmiyor. Ama ne yapalım ki, sen bizi bu eleştiri içine ite-kaka sokuyorsun. Elbette derbi sonrasında en fazla üzülen sen oldun. Kitlesel olarak olaya bakarsak, sen bir, taraftarlar ise milyonların temsilcileri olarak üzüldüler. Seni varlıklı bir şekilde yaşamaya iten potansiyelin onlar olduğunu da hatırlatmak isterim. Şimdi bu olaya hiç yaşanmamış gibi bakmanı istiyorum. Sen ayrıca Milli Takımımız’ın da kalecisisin. İleride iki maç kaldı. Belki o üç direk arasında görevine devam edeceksin, belki de o kasık ağrısını bahane edip sezonu kapatacaksın. Sen sağlığına kavuşabilmek için tedavine devam et. Bilmiyorum ki takımının Gençlerbirliği ve Trabzon maçındaki performansını hangi aklı selim düşünce içinde izleyip bekleyeceksin…

Yaktın, yıktın Volkan!

Monday
Apr 28,2008

Ziya Sengül
Galatasaray özellikle ilk yarıda Fenerbahçe’yi kendi yarı alanına kilitleyen, maçı kazanma adına daha istekli görünen taraf olurken, Fener bir türlü oyun kurgusunu sahaya yansıtamayan bir görüntü içindeydi. 26’da Ümit Karan’ın direkten dönen topu, oyunun kırılma noktası olabilirdi. Fener sanki kazanmayı değil, maçı berabere bitirirse şampiyonluğa meşale yakacakmış gibi vurdum duymaz havadaydı. Alex’in Kezman’a verdiği topta bire bir adam geçme becerisine bulunabilse; takımı adına gol yapan adam olurdu. Ama bu yetenek ne yazık ki Kezman’da yok. Nonda’nın bir şutunda Volkan’ın gole izin vermeyişini izlerken; bir de ne görelim… Nonda, Galatasaray adına gol atan olurken; Volkan ‘Şaban’ gibi kalesini terketti ve gole adeta davetiye çıkardı. Alex’in kale dibinden mutlak kaçırdığı gol ise futboldaki hiçbir tarife sığmazdı. Ayrıca Alex bu maçta hem korkak; hem de gol yollarında beceriksiz gözüktü. Galatasaray savunmasında Emre ve Servet’i çok beğendim. Barış da iyi bir futbol sergiledi. Mehmet Topal da… Fener’in ise sanki kaybetse bile şampiyon olacakmış gibi bir havaya girmesine nasıl bir anlam çıkartacağımı şaşırdım. Fener’i, sezonu bitirmiş gibi bir isteksizlik içinde gördüm. Sen yüksek teknik kapasiteli futbolcuların hamarat değil, suskun ayaklarıyla Galatasaray gibi ezeli bir rakibin karşısına çıkarsan nasıl maç kazanacaksın? Bizim dün akşamki G.Saray karşısındaki Fener’e oyun anlayışıyla; ayağındaki topu kontrol edememesiyle, top kayıpları görüntüsüne aklımız, sırrımız ermedi. Kısacası Fener, olağanüstü büyük avantajla lig şampiyonluğuna giden yolda, kendi ayağına kurşun sıktı. Sadece bu maçta değil; Ankaraspor maçından bu maça kadar geriye dönüp şöylesine bir bakacak olursak; ne demek istediğimiz anlaşılır herhalde. Volkan’a bir serzenişim var… Yaktın, yıktın Fener’i Volkan… Bu da sana yakışmadı Volkan…

Sunday
Apr 20,2008

Ziya Sengül
Top kayıpları ile oynayan bir Fenerbahçe. Boş kaleye gol atamayan büyük Kezman! Hem de bir değil birkaç tane golü kaçırırken, tribünleri mutsuz eden bir görüntüdeydi. Sonrasında, böylesine kolay pozisyonları zora sokan bu zat-ı muhterem golcü, zoru öylesine başardı ki; attığı gol mükemmel denecek cinstendi. Top, Denizli kalesinin 90’ına takıldı. Aurelio’yu çok beğendim. Sahada basmadık yer bırakmadı. Takımı adına bu kadar hamarat ayakların sahibi olmasıyla, seyredenlerin beğenisini kazandı. Selçuk, Deivid ve Kezman’ın gereksiz top kayıpları, Fenerbahçe’nin gol üretiminde freni oldu. Alex Denizli’nin Tomas’ı tarafından prangalanınca sahanın her yerine hareketlenen Fenerbahçe’nin pozisyon üretiminde mimarı oldu. Gökhan Gönül’ü, genellikle 100 metrede oynayan, savunma ve hücumda, kanat akınlarında sağ tarafı çok iyi kulanan bir futbolcu olarak bilirdik. Ama her nedense bu maçta hücuma katılımda nekes davrandı. Uğur boral ise sol kanadı öylesine iyi kullandı ki; ikinci golün Deivid tarafından atılıyor olması bir kenara, Uğur’un çok büyük payı vardı. Kazım, top ayağındayken karasız görüntüler verirken, maçın son çeyreğine yakın zamanda yerini Semih’e terketti. Semih de oyuna girdikten sonra yine klasını gösterdi; ilk önce yaptığı baskı ile Murat Karakoç’a kendi kalesine gol attırdı; uzatmada da Deivid’in pasında ağları sarsıp gol sayısını 16’ya çıkardı . Fenerbahçe bu skorla liderlik yarışını sürdüredursun ama şu da biline ki yaptığı top kayıpları ve attığından iki misli fazla gol kaçırması düşündürücüdür. Denizlispor, çok yakın zamanda parasal sıkıntıları ile gündeme geldi hatta başkanları bile istifa edecek duruma düştü. Buna rağmen puantajdaki yerleri, takım ve yönetimi için bana göre çok büyük başarıdır.

Acemiler mangası!

Tuesday
Apr 15,2008

Ziya Sengül
Ankaraspor karşısında kazandığı halde kaybeden Fenerbahçe’yi, 100 yıllık tarihinde ilk kez bu kadar acemi gördüm. Bu maçın birkaç gün öncesinde Şampiyonlar Ligi’nin en büyük 8 takımından birisiydi. Nasıl oluyor da böylesine bir maçta, inanılmaz şekilde zirve yarışında iki puan kaybediyor?.. Kezman kendisini dev aynasında görmeye devam ededursun. Fiziği mükemmel, hırsı ondan daha mükemmel; ama futbolu ne yazık ki cüce gibi gözüküyor. Kendini hep ‘1 numara’ zannediyor. Ne oynadığının, ne de performansının farkında değil. Üstelik de hırsının yanı sıra, egolarının esiri. Penaltı kaçırdı, kaçırılabilir diyoruz; ama son 5 dakikada oyuna giriyor, daha henüz adaleleri hazır değilken penaltı atmaya yelteniyor ve de vuruşu gole çeviremiyorsa, ‘Hangi büyük Kezman, hangi profesyonel Kezman!’ diye kendi kendine düşünmesi lazım. Alex varken, niye sensin be Kezman! Zaten tartışılır bir futbolun var. Sen duygusal olduğunu söylüyorsun; bilmem duygularının esiri olduğunun farkında mısın? Fenerbahçeliler, seni şimdi ‘Batman’ Kezman olarak görüyor. Zico, penaltı vuruşuna müdahele etmemesini kişisel hatası olarak görüyor. Bence Zico’nun ilk önce, kaleci Serdar’ın son saniyelerde duran topu hangi akla hizmet olduğu belli olmayarak, rakip kaleye şişirmesine müdahele etmesi lazımdı. Eğer Fenerbahçe savunmacıları Lugano, Edu, Gökhan, Maldonado ve Aurelio topu pas olarak kullanma isteğinde bulunsalardı maçı Sarı-Lacivertli takım penaltı kaçırmasına rağmen, 2-1 önde bitirir; kötü futbol oynamış olsalar bile, 3 puanı zirve yarışında avantaj olarak değerlendirebilirdi. İşin özüne bakacak olursak; bana göre Kezman’ın kaçırdığı penaltı kırılma noktası değil; Fenerbahçe, tüm takım ileriye giderken, Serdar’ın duran topu şişirmesiydi. Bu, koskocaman bir gaflet, amatörlük ve acemilikten başka bir şey değildi.

Kahreden kurşun Mateja Kezman!

Monday
Apr 14,2008

Ziya Sengül
Kolay değil… F.Bahçe üst üste çok zorlu rakipler karşısında dünya standardında maçlar oynadı. Bu maç trafiğinde, elbette futbolculara hoşgörülü bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Ama son dakikalardaki hatalar, akıl alır gibi değil… Daha ilk dakikada, Vederson’un sert şutu, direğin üstüne sanki kafa atarak dışarı gitti. Ardından, 7. dakikada Alex’in golü geldi. Bu, Ankaraspor savunmasının hatasından başka bir şey değildi. Semih, kaleciyle karşı karşıya kalıp kolay gol atabileceği bir pozisyonda, dengesiz bir vuruş gerçekleştirip kaçırdı… Yorgunluğa varım, ama top ayaktayken pas hatalarının bu kadar üst üste yapılmasına anlam veremiyorum. Ankarasporlu Hamilton’un golüne, Deivid’in ısrarlı top kayıpları davetiye çıkardı. Vederson’un da çarpık hamlesi, gole katkı sağladı. Vederson’un attığı golde Alex, kornerden pas atarcasına topu yolladı; Vederson çok uzak mesafeden, bana göre 35 metre civarından savurduğu sert şutla, herkesin bakışları arasında topu Ankaraspor kalesine soktu. Maçın başında bu futbolcunun direkten dönen topu ne kadar büyük şanssızlıksa, attığı bu golde hem Vederson’u, hem de Fener’i top çok sevdi. 3 puan hesapları yapılırken, Adem’in direkten dönen topu, Fenerliler’in yüreklerini hoplattı. Ardından, oyuna giren Kezman, çok lazımmış gibi penaltı atmayı üstlendi. Üstlenmez olaydı!.. Bu takımın penaltıcısı belli değil mi? Hep Alex atmadı mı? Kezman attı da ne oldu? Vuruşu, dağlara-taşlara gitti… Kaçan bu penaltıdan sonra F.Bahçe öylesine acemice bir beraberlik golü yedi ki, anlamış değilim… Maçın bitme saniyeleri… Fener takım olarak rakip kaleye doğru sülalece gitmiş, Serdar da topu ileriye şişiriyor… Niye? Neden? Paslaşıp zamana oynasalar, maçı galip bitiren F.Bahçe olurdu. Amatörce düşünceler, Kezman’ın kaçan penaltısı, son saniye golü… Sonrası… Şampiyonluk kaçarsa ne olacak?

Thursday
Apr 10,2008

Ziya Sengül
Fenerbahçe’nin ‘Şampiyonlar Ligi’ rüyası sona erdi. Elbette ki Türk futbolu için Şampiyonlar Ligi’nin çeyrek finaline yükselmek, onur duyulabilecek güzellikteydi. Fenerbahçe, zorlu takımları geçerek, Chelsea gibi dünya futbolunun devlerinden birisine Londra’da kaybedip, Avrupa arenasına nokta koydu. Chelsea, dünya şöhretlerinden oluşmuş, dünyanın en zengin adamlarından birinin sahibi olduğu bir kulüp. Chelsea’nin Londra’daki futbolunu izledikten sonra, Fenerbahçe’nin elenip kendi ligine dönmesine çok üzüldüm; çünkü Chelsea, akla hayale gelmeyecek kadar kötü futbol sergiledi. Ancak Fenerbahçe’nin de ondan aşağı tarafı olmayan futbolu yüzünden hüsran yaşadık. Fenerbahçe’nin, maçın 4’te 3’lük bölümünü kendi yarı alanında topu ayağa oynayarak geçirdiğini, üst üste 40 pas yaptığını varsayıp 40 santim ileri gidemediğini gördük. Ancak son çeyrekte çok adamla baskı kurarak üst üste pozisyon bulan da yine Fener’di. Maçın son anlarında, rakip kale önünde aktif görüntüler verebiliyorsan, Fenerbahçe olarak neden daha önceki zamanlarda fukara bir futbola soyundun? Maçın başında Ballack’ın ve son dakikalarda Lampard’ın golleri ile Fener turu kaybetti. Gökhan’ın şutunu, Chelsea kalecisinin çizgiden çıkarması ise maçın kırılma noktasıydı. Şampiyonlar Ligi’nde buraya kadar gelmiş olması, Fener adına elbette ki güzeldi. Tüm eleştirmenler, maç sonunda, ‘Teşekkürler Fenerbahçe’ diyerek hoşgörülü davrandılar. Şimdi Fener’in kendi liginde zirvedeki yerini koruyabilmesi için Ankaraspor’a Ankara’da galip gelebilecek futbolu sergilemesi gerekir. Futbolcuların tabii ki Chelsea maçı sonrasındaki moral motivasyonları düşük seviyeye gelmiş olabilir. Ama şampiyon olmak isitiyorsan Ankara’yı yenmek zorundasın.

Buraya kadarmış

Wednesday
Apr 9,2008

Ziya Sengül
Fenerbahçe, böylesine bir Şampiyonlar Ligi maçında, bu kadar kötü, bu kadar futboldan uzak bir Chelsea’yi, rüyasında bile görse inanmazdı. Ballack’ın kafa golü, Volkan’ın bakışları arasında kalemize Chelsea golü olarak takılırken, maçın henüz 4. dakikasını gösteriyordu. Böylesine ipe-sapa gelmez bir golün, savunmanın paylaşım hatasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bu kadar erken gelen gol, ‘Eyvah’ dedirtip, ‘Acaba farklı skor mu olacak’ diye endişelere sürükledi bizi. Ama gördük ki, gözümüzde büyüttüğümüz Chelsea, beklediğimiz tempolu futbolun sahibi olamadı. Ve sadece Ballack’ın attığı golü koruma yoluna gitti. Fenerbahçe’yi bu maçta anlayamadım. 1-0 yenilsen de eleniyorsun, 7-8 gol yesen de aynısı olmayacak mıydı? Neden bu kadar pasif oynayıp pas hatası yaptılar, şaşkınlık içindeyim. Fenerbahçe’nin net bir gol pozisyonu yok, çok top kaybı var. Ama Chelsea’nin de takımımızdan pek farkı yoktu. Maçın son çeyreğinde Gökhan Gönül’ün gollük şutunu Hillario çizgiden çıkarttı. Demek ki Fenerbahçe biraz hücum düşünseydi, zafer yazıları yazacaktık. Ama gördük ki Fenerbahçe hep maçın son zamanlarında gol atmayı düşünmeye başlıyor. Yazık, günah… Bu Chelsea karşısında Fenerbahçe nasıl kazanamaz, nasıl yarı finale çıkamaz? Fener son çeyrekte varlık gösterip, geri kalan zamanda rakibinin atttığı kıytırık bir gole mahkum oluyor. Demek ki Fenerbahçe, kendi sahasında ürkek gözüken Chelsea kadar ürkek çıkmış sahayla… Böylesine maçlarda iyi futbol elbette beklenmiyor. Bu maçlar skor maçıdır. Tabela maçıdır. İyi futbol kimin umurunda? Ben de iyi futbol bekleyen biri değildim. Ama en azından rakip kalede çoğalan, pozisyon üreten, kaçırdıklarının yanı sıra, araya bir gol sıkıştıran Fenerbahçe bekliyordum. Olmadı mı? O zaman genelde tüm yazarlar ‘Buraya kadarmış’ diyecekler… O zaman ben de Lampard’ın golünden sonra beyaz mendil sallayıp, elim mahkum, ‘Buraya kadarmış’ diyerek yazımı noktalıyorum.

Fener’in ışığı yansın

Tuesday
Apr 8,2008

Ziya Sengül
Saracoğlu’nda 2-1 galip gelen Fenerbahçe’nin Chelsea ile Londra’da oynayacağı, eşleşmenin ikinci ayağındaki maçta turu geçme adına beklentisinin çok kolay olacağını zannetmiyorum. Elbette Fenerbahçe kendi liginde başka, Şampiyonlar Ligi’nde başka bir futbol tarzı gösteriyor. Aynı şekilde Sevilla maçını örneklememiz gerekirse, şu iyi biline ki Chelsea, Sevilla’ya benzemez. Özellikle Fenerbahçe karşısında alınan yenilgi bütün Britanya basınını ayağa kaldırırken, herkesin şok geçirdiği ifade edildi. Bu sefer Fenerbahçe, karşısında çok farklı bir Chelsea görebilir. Umut tacirliği yapmak istemem. Futbol adına gerçekleri dile getirmek gerekirse, hakikaten Fenerbahçe’nin bugünkü maçta işi çok çok zor. Ama elbette futbolda sürprizlere açık neticeler var. Skor olabildiğince sürprizlere gebe de kalabilir. Ben bu kez Zico’nun sahaya süreceği takım adına biraz kuşkuluyum. Statükocu olmaması gerekir. Son maçlardaki Kezman’ın performansı ortada. Hiçbir varlık gösteremiyor. Bilmiyorum Zico, Semih ile mi başlar yoksan Kezman ile mi!.. Ama bence Semih ile başlamalı. Alex ile Deivid’in böyle maçlardaki performansları olabildiğince mükemmel görüntü verdi.. Fenerbahçe oyun formatında yavaş oynayıp kendi yarı alanında topu ayağa dolaştırarak rakibini uyutmaya çalıştı bugüne kadar. İki arada bir derede sıkıştırmış olduğu gollerle Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini bile yakaladı. Asla Fenerbahçe’nin bu maça kadar gelişini küçük görmek gibi bir lükse sahip değiliz. Kazara bugün kaybeden olur ve elenirse, asla yerden yere vurmayız ‘Buraya kadarmış’ der, geçeriz. Bir kez daha tekrarlıyorum ki futbol sürprizlere açıktır ve bu sürprizleri gerçekleştirecek olan Fenerbahçe kazanırsa, Türk futbolunun imparatoru olur. Elbette beklentimiz en azından kaybeden olmasın. Fenerbahçe gol yemeden maçı bitirirse, umduğu sonuca ulaşır ve başarıyı elde etmiş olur. Kaleci Volkan oynarsa -ki oynamasını bekliyoruz- bu maçta ona çok büyük işler düşecek. Saracoğlu’ndaki performansı alkışlanacak düzeydeydi. Umarız ki aynı oyununu tekrarlar.. Eğer Chelsea, maçın ilk yarım saatinde aradığı golü atamazsa, sabırsız taraftarının önünde panik atağa girer. Yarınlar Fenerbahçe’nin yanan ışığı olsun diye bekliyoruz.