Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

ÖNCELİKLE F.Bahçe Başkanı’nı ve tüm yönetimi tebrik ederim. Çünkü F.Bahçe Futbol Takımı’nın başına getirdikleri Luis Aragones ile tüm F.Bahçeliler geleceğe umutla bakabiliyorlarlar artık. Son Avrupa Şampiyonası’nda kupayı kaldırttığı İspanya Milli Takımı’nda bulunan tüm iyi futbolcuları tüm maçlarda hem çok iyi oynattı, hem de çok iyi koşturdu.Neden özellikle koştuklarını söylüyorum? Eğer Aragones F.Bahçe’nin kadrosundaki futbolcuları, İspanya Milli Takımı’ndaki oyuncular gibi koşturabilirse çok iyi işler yapacağına inanıyorum. Çünkü bir Xavi’yi, bir İniesta’yı düşünün. Bunların toplu ve topsuz oyunda ne kadar çok olumlu işler yapabildiklerini gördük. Hele final maçında, finale kadar çıkmış olan rakipleri Almanya’yı ne hale getirdiklerini herkes izledi.Bazı medya organlarında okuyoruz, F.Bahçe’ye dede getirdiler diyorlar. Bunu diyenler, acaba öyle bir ‘dede’ bulsa kendi kulüplerine getirebilir mi? Bu iş yaşla falan olmaz. Hayatta en pahalı kazanılan şey, tecrübedir. Bunu özellikle futbol oynayanlar çok iyi bilir. Bütün dünya Avrupa Şampiyonu takımın hocasının nereye gittiğini konuşurken, bizler çok gariptir ki, tenkit etme yolunu seçiyoruz. Biraz insaf!SAHİP ÇIKMALIYIZBEN bütün F.Bahçeliler’den hem Aragones’e, hem de Emre Belözoğlu’na sahip çıkmalarını istiyorum.Gelelim Emre’ye. Futboldan anlayan biri çıkıp Emre için ‘kötü oyuncu’ diyebilir mi? Eğer bunu derse zaten ben onda art niyet ararım. Bazı F.Bahçeliler’den duyduğum laflar beni üzüyor; Neden bir G.Saraylı transfer ettik? deniyor. Peki ben size bir soru sorayım; bugün Arda’yı alma imkanınız olsa alır mısınız, almaz mısınız? İnanıyorum ki, Turkcell Super Lig’de de Şampiyonlar Ligi’nde de geçen yıla oranla daha zor bir sezon geçecek. Belki Zico’nun yakaladığı başarıyı ilk yılda yakalayamayabilir Aragones… Ama F.Bahçe’ye çok olumlu bir sistem getireceğine, iyi bir futbol oynatacağına gönülden inanıyorum.

Maç başlarken, her zaman olduğu gibi, sahaya çıkan 11′le ilgili endişeler yok değildi. İlk dakikadan itibaren oyun dengeli gidiyor diye düşünürken, Basel’de başlayan inanılmaz yağmur, herşeyi değiştirdi. Milli Takım, yağmurla birlikte sahada istediğini yapamaz hale geldi. Maalesef defansımızın da olmayacak gedikler vermesi, rakibimize hem gol hem de birkaç gol pozisyonu verdi. İsviçreliler bizimkilerden daha büyük mücadele etti. Hele golü bulduktan sonra sahada daha çok koşan, daha çok savaşan, hava şartlarından doğan zemin bozukluğuna rağmen her yerde topa basan bir takım vardı karşımızda.İlk yarıda yenilen gol, bizim takımın mücadele direncini nispeten kırdı. İlk yarıda bariz olarak görünen, İsviçre takımının bizim Milli Takım’dan daha diri olduğuydu. Belki topla biz daha iyi oynuyoruz ama ilk yarıda zemin buna müsait değildi.Sahanın suyla dolmasıyla birlikte, bizim takımda topa basacak, topla adam geçecek oyuncularda çok büyük bir panik gördüm. Mesela Tuncay, Gökdeniz.. Bunlar topa basacakları, sakin olacakları yerde bir panik, bir telaş yaşayıp bildiklerini de unuttular. Oysa yağmur bastırmış ve zemin su dolmuştu, topu neden kısa oynamaya çalışıyorduk, anlayamadık. Rakip İsviçre uzun topa döndü. Bunu da mı görmemiştik? BİR FİNAL DAHA VARMilli Takım 2. yarıya iki doğru değişiklik yaparak çıktı. Gökdeniz ve Tümer’in yerine Semih ve M.Topal girdi. Bütün oyun değişti. İsviçre 1-0′ı korumak adına zamana oynamaya çalışıyordu. Maçı çeviren dakika ise 57 idi. Nihat’ın görerek, bilerek yaptığı ortayı çok iyi takip eden Semih’le golü bulduk. İşte bu gol, herşeyi değiştirdi. Semih tüm kafa toplarını aldı en önemlisi, ayağına gelen toplarda oyunu rakip sahada tuttu. Ve son olarak, Arda, Tuncay’ın verdiği çok iyi topla kendine has sağ ayağını kullanıp haklı galibiyeti getirdi. Bu golle Milli Takım pazar günü Çekler’le bir başka final maçı oynamaya hak kazandı. Şimdi insan hayıflanmadan edemiyor; Portekiz maçında yediğimiz o saçma gol olmasaydı keşke!

Yazık oldu… Çok yazık. F.Bahçe, büyük emekler verdiği, taraftarına dev hayaller taşıdığı koca bir sezonu kayıp hanesine ekleyip, tarihin tozlu sayfalarına attı. Bu sezon, bu büyük takımın, bu Türkiye liglerinin çok üstündeki kadronun ‘başarı’ olarak niteleyeceğimiz tek bir unvanı var, o da ‘Şampiyonlar Ligi çeyrek finalisti’ olmak. Tabii, futbol tarihi Şampiyonlar Ligi çeyrek finalistlerini ne kadar dikkate alıyorsa… Elde avuçta başka hiçbir şey yok.F.Bahçe, uzun bir süre çok iyi götürdüğü sezonun finişini ne yazık ki çok ama çok kötü yaptı. 25 yıldır hasret kalınan Türkiye Kupası’nı bir kenara bıraktık. Ama ligde bu durumlara düşmemeliydi F.Bahçe. Aslında herşey son olarak G.Saray maçında bitmişti. Ali Sami Yen Stadı’ndaki derbide kazanmak için hiç ama hiçbir şey yapmayan F.Bahçe zaten orada rakibine Ben şampiyonluğu istemiyorum, sen al demişti. Kalan 2 maç herkesin gözünde formaliteydi.Ama hele ki bu son Trabzonspor maçı sarı-lacivertli renklere gönül veren tüm F.Bahçeliler için gerçek bir ıstırap oldu. Bu F.Bahçe takımının, o formayı taşıyanların sahada böyle görünmeye hakkı yok. F.Bahçe forması bu şekilde temsil edilmez. Yazıklar olsun… Gerçekten gördüklerimiz bizi çok üzdü.OYNAYAN KAZANDITRABZONSPOR’A gelirsek. Öncelikle bordo-mavilileri canı gönülden kutluyorum. Sahada gerçekten futbol oynamak isteyen 11 kişi vardı ve onların hepsi de üzerlerinde bordo-mavili forma olanlardı. Pres yaptılar, mücadele ettiler, golleri buldular.F.Bahçe’nin bu maç için hiç motivasyonu yoktu, Beklentisi kalmamıştı diyenlere sormak isterim; acaba Trabzonspor’un motivasyonu neydi? Onlar bu galibiyetle, ya da oynadıkları futbolla ne umuyordu acaba? Bırakın bunları beyler… Sahada gerçekten futbol oynayan, mücadele eden kazanıyor işte. Dün bunu bir kez daha gördük.Neyse… Sonuçta Turkcell Süper Lig’de sezon bitti. Bugünden sonra bakalım F.Bahçe yönetimi takıma yeni katılacak isimler, gönderilecek futbolcular ve teknik heyetle ilgili karar verirken nasıl adımlar atacak? Bunları merakla bekliyoruz.

F.BAHÇE sahaya çıktığında geçen hafta kaybedilen G.Saray derbisinin olumsuz etkileri apaçık görünüyordu. Tüm F.Bahçeliler’in gözü sahada, kulağı Sivas’taki maçtaydı. Rakip G.Birliği’nin sahaya 1 puan için çıktığı ve buna göre bir oyun düzeninde oynadığı belli oluyordu. G.Birliği orta sahayı kapatıp tempoyu düşürerek oyunu sürdürüyordu. 13. dakikada Sivas’ın gol haberi gelince yer-gök inledi. Bu müjdeye rağmen o kadar kötü bir futbol oynanırken, bir de kaleci Serdar’ın kapadığı köşeden yediği gol herkesi şoke etti. Ve hemen bu golün sonrasında direkten dönen bir topu Kezman’ın bomboş kale yerine auta atması ve uzatmanın son saniyesinde Alex’in ortasına Aurelio’nun kafa darbesiyle beraberlik golünün gelmesi, ilk yarıdan aklımda kalanlar oldu.İlk yarıda F.Bahçe sanki şampiyonluğa oynayan bir takım değil, ligde ununu elemiş, eleğini asmış, iddiası kalmamış bir takım gibiydi. Taraftarın sabrına hayran olmamak elde değil. Herşeye rağmen takıma tam destek verip kazanmak için itici güç oldular.İYİ Kİ SEMİH VARDIF.Bahçe ikinci yarıya, taraftarının da desteğiyle daha farklı başladı. Semih’in kafayla attığı golle de görüntü birdenbire değişti. Sarı-lacivertliler, ilk yarıya oranla çok tempolu oynuyordu. Nitekim Deivid’in attığı golle maçı bir anda 3-1′e getirdi. Bu durumda bile, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda bulunan hemen herkesin aklı fikri Sivas’taydı. Sivas’tan gol haberleri geldikçe karışık duygular yaşanıyor, taraftar kâh umutlanıyor, kâh hüzünleniyordu.Nitekim futbolcuların da kafası karışmış olacak ki, sonlara doğru G.Birliği’nin farkı bire indiren golü de geldi. Ancak bu saatten sonra puan kaybetmek F.Bahçe için çok ama çok büyük bir ayıp olacaktı. Neyse ki sahadakiler o ayıbı yaşamadı ve taraftarına da yaşatmadı. Kadıköy’deki maç 3-2 biterken, Sivas’tan gelen 5-3′lük sonuç bütün umutları gelecek haftaya taşıdı.Haftaya ligimizde her şey kesinleşecek. Trabzon deplasmanında F.Bahçe ne yapacak, hep beraber göreceğiz. Ama sonuçta bir gerçek var ki, F.Bahçe’nin şampiyonluğu ne yazık ki kendi elinde değil; herşey rakibi G.Saray’a bağlı. Bu da tabii ki sarı-lacivertlilerin işini çok ama çok zorlaştırıyor.

Olmadı Zico… Sezonun sonuna geldiğin, şampiyonluk için çıktığın bir maçta oyunu kendi sahanda kabul edip, rakibin G.Saray’dan bu kadar korkmak sana yakışmadı. F.Bahçe’ye hiç ama hiç yakışmadı. Bu F.Bahçe bu sezon Inter’i yendi, Sevilla’yı yendi, Chelsea’yi yendi, böyle mi oynadı, soruyorum Zico Efendi sana….Ali Sami Yen Stadı’nda, hakem Fırat Aydınus’un ilk düdüğüyle beklenen derbi başladı. Maç son derece gergin bir havada oynanıyordu. F.Bahçe çok temkinli görünüyordu. G.Saray ise maça F.Bahçe’nin aksine çok tempolu başlamıştı. Anlamakta zorlandığım bir konu, F.Bahçe’nin oyunun büyük bölümünü kendi sahasında kabul etmesiydi. Neden bunu yaptılar, bilen, anlayan biri var mı Allah aşkına? F.Bahçe’nin bu oyun tarzı da rakibi G.Saray’a hep hücum yapma ya da hücum tazeleme imkanı veriyordu.YAKIŞMADI VOLKANBöyle olunca, maçın ilk önemli pozisyonu G.Saray’dan geldi. Ümit Karan’ın sol ayağıyla vurduğu top F.Bahçe kalesinin yan direğinden geri döndü. Bana göre ilk yarının en ilgi çeken tarafı, Arda ile Gökhan’ın karşı karşıya geldikleri anlardı. Futbol adına güzel hareketler ve yalnız top oynayan iki oyuncu gördük. Zaman zaman Arda çok iyi top kullandı, zaman zaman Gökhan istediği gibi atağa kalkabildi. Bu ikili bizi futbola doyurdu.İlk yarıda, gol pozisyonu yokken gelen G.Saray golüne herkes şaşırdı; golü atan Nonda da, yiyen Volkan da. Ayrıca bu golü Volkan gibi bir kaleciye hiç yakıştıramadım. İlk yarının en iyileri, Arda, Servet, Ayhan, Gökhan ve Aurelio’ydu.İkinci 45 dakikada G.Saray 1-0′lık skorun getirdiği avantajı çok iyi kullanmasını bildi. Oyundan çok iyi zaman çaldı sarı-kırmızılılar. Hele son 15 dakikada Song’uda oyuna alarak savunmasını daha çok kuvvetlendirdi. Bunların hepsi, galibiyeti elde tutmak içindi.SEZONUN EN KÖTÜSÜSahada, ikinci yarıda da düşmeyen, gecen en çalışkan oyuncusu, G.Saraylı Sabri’ydi. Sahanın diğer iyileri ise hepsi de G.Saraylı olan Servet, Arda ve Ayhan’dı.Hakem Fırat Aydınus belki maçı iyi yönetti. Yalnız o kadar çok düdük çaldı ki, istemeyerek de olsa oyunu çok kesti.Dün seyrettiğim F.Bahçe, bu sezonun en kötü oyununu oynadı. Sarı-lacivertliler, bütün yılın çalışmalarının meyvelerinin alınacağı en kritik maçında oynadığı bu kötü oyunla, bu sezon kendisine güvenen ve umut bağlayan herkesi hayâl kırıklığına uğrattı. Çok yazık…

F.Bahçe ligin son 4 haftasına girerken dün akşam çok kritik bir Denizlispor maçına çıktı. F.Bahçe erken bir gol bulmak amacıyla oyunu Denizlispor yarı sahasına yıktı. Bu arada Kezman öyle goller kaçırıyordu ki, anlatılması çok zor. Hele hele boş kaleye atamadığı golü gördüğümde gözlerime inanamadım. Denizlispor gol yememek için direnirken, 21. dakikada Kazım’ın getirdiği topu, kalecinin olduğu kaleye (!) Kezman, ayak içiyle nihayet gönderebildi.Şurası bir gerçek ki, ligin sonuna gelindiğinde şampiyonluğa oynayan takımlardan iyi oyun beklemek hayâlcilik olur. Bu maçlar puan maçıdır. Alınacak her puan seni hedefe taşır. Yusuf’un tek başına sürüklediği bir Denizlispor vardı sahada. Oyunda Yusuf topla buluştuğu zamanlarda Denizlispor oynuyor. Yusuf toptan uzak kaldığı zamanlarda etkisiz bir takım olarak gözüküyor yeşil-siyahlılar.İlk yarının sonunda, ‘Şayet Kezman o golleri atsaydı maç çok önceden biter’ diyordum. F.Bahçe’de Gökhan’ı çok beğendim. Gökhan hem çok iyi oynadı, hem de Kazım’ı oynatmaya çalıştı.SEMİH ATEŞLEDİİKİNCİ yarıya F.Bahçe daha tempolu ve etkili bir oyunla başladı. Bunun en büyük nedeni, sağ tarafta Gökhan ile solda Uğur’un hücumu düşünen iyi futbolları golleri getirdi. Uğur’un getirdiği topu önce Kezman ıskaladı, topu iyi takip eden Deivid ise plaseyle ağları havalandırdı. Bu ikinci gol F.Bahçe’yi hem çok rahatlattı, hem de iyi futbol oynamalarına neden oldu. Hele Semih sahaya girdikten sonra, F.Bahçe’nin oyundaki baskısı arttıkça Denizlispor defansının hataları da arttı. Murat’ın kendi kalesine attığı gol de bu baskının bir sonucuydu. Ve Semih, maçın sonunda kendisinden beklenen golü bilerek çok ustaca kaydetti. Bu golden sonra herkes, haftaya oynanacak G.Saray maçını konuşmaya başladı.Bana göre F.Bahçe, normal şartlarda G.Saray maçını kazanabilecek bir ekip. Zaten herkes, F.Bahçe’nin şampiyonluğunu 3-5 maç kala değil, en az 10 maç kala ilan etmesini bekliyordu. Bu işin son 3 haftaya kadar kalması bana göre sürprizdir. Unutmayın ki, zirvenin bir değil, 3 ortağı var. Sivas ve G.Saray da hâlâ şampiyonluk için mücadele ediyorlar.

F.BAHÇE açısından en tehlikeli maçtı Ankara deplasmanı.. Çünkü Avrupa’da ilk 4′ü kovaladıktan sonra gelip mütevazı ASAŞ Stadı’nda, Türkiye Ligi’nde kalma mücadelesi veren bir takımın karşısına çıkıyorsunuz.. En ufak bir rehavet, hiç yoktan puan kaybına sebep olabilirdi.. Nitekim korktuğumuz başımıza geldi, F.Bahçe 90+5′te yediği golle, belki de şampiyonluğa malolabilecek 2 puanı bırakıverdi..Bunun sebeplerine geçmeden önce, rakibin hakkını verelim.. Önceki günkü G.Saray-Trabzon, cuma geceki Beşiktaş-Oftaş maçlarına baktıktan sonra rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Ankaraspor daha yukarda olmayı hakediyor bu ligde.. 2 defa geriye düşmelerine rağmen kavgayı, mücadeleyi hiç bırakmadılar.. Onları da tebrik etmek lazım..Halbuki F.Bahçe farka gidebilecek bir şekilde maça başlamıştı.. Vederson’un üst direği nerdeyse kıracak gibi vurduğu Roberto Carlos’vari nefis şut, ardından Alex’in karambol becerisiyle attığı gol maçın rahatlamasını sağlayacaktı.. Ama maç yerine F.Bahçeli futbolcular rahatladı.. Hem de en gerideki Serdar’dan en uçtaki Semih’e kadar.. 30 dakika kadar maç F.Bahçe’nin üstünlüğünde gittikten sonra hatalar başladı.. 60′tan sonra gördüğümüzün adı ise resmen yorgunluktu.. 30-60 arasında hakem de Ankaraspor’un sert futboluna prim verdi..UYANIN BEYLER!AMA bu 2 puanın havaya uçmasının sebebi ne rehavet ne yorgunluktu.. Basbayağı sorumsuzluktu.. Şimdiye kadar göklere çıkardığımız Zico’ya soruyorum:Sen 88. dakikada kazanılan penaltıyı nasıl Kezman’a attırırsın? Ne oyuna ısınmış, ne penaltı kullanmasını biliyor.. Adam, Stamford Bridge’de seni protesto etmek için ısınmaya çıkmamış, aynı tavrı Ankara’da da sürdürmüş.. Burası üniversite kampüsü mü Allah aşkına? Şımarık oyuncunu kazanmak için penaltıyı ve 2 puanı havaya atıyorsun.. Hele de elinde Alex gibi bir penaltıcın varken.. Üstelik maçtan sonra da ‘Müdahale etmeliydim’ diyorsun..Beyler uyanın! Şampiyonluk ciddi bir hedeftir.. ‘Onun gönlü olsun, bunu kızdırmayalım’ derken, bir bakmışsın hocası olmayan G.Saray kupayı almış götürmüş.. Kimsenin F.Bahçe’ye bunu yapmaya hakkı yok! Ne takımın patronu Zico’nun ne Kezman Efendi’nin..

Türk futbolu için çok önemli bir gece yaşadık. F.Bahçe Londra’da Chelsea ile Şampiyonlar Ligi’nde yarı final için oynadı. Maça çok hızlı başlayan taraf Chelsea oldu ve daha 4. dakikada beklenmeyen bir golle öne geçtiler. 8. dakikada da direkten dönen bir topları vardı.Hem gol, hem yaptıkları hücumlar, Chelsea’nin sahaya iyi yayıldığını, en önemlisi, ayaktan ayağa top yapan bir takım olduğunu gösteriyordu. Makalele, Essien ve Lampard orta saha üçlüsü oyunu istedikleri kanada istedikleri zaman çeviriyorlardı. Bütün bu oyunculara rağmen F.Bahçe oyunu zaman zaman kendi kontrolünde ve istediği tempoya düşürerek oynayabiliyordu. İlk yarı boyunca hiç maçı kendi sahasında kabul etmedi F.Bahçe ama rakip tek topla orta sahayı geçtiği için mücadelenin çoğu orta alanda geçti.30. dakikada Alex duran toptan Lugano’nun kafasına çok güzel bir top kesti. Lugano acele ettiği için, etrafında rakip olduğu endişesiyle istediği kafayı vuramadı. Bu pozisyon, F.Bahçe için ciddi bir gol pozisyonuydu. Alex buluştuğu topları çok iyi kullandı. Arkadaşlarına çok iyi servis yaptı ve topsuz oyunda ilk yarı çok iyiydi.Hakem Fandel oyunu kesmemek için bazı faulleri çalmadı. Bu yüzden oyun zaman zaman çok sertleşti.ÇOK UZAKTA KALDIKİkinci yarıda Chelsea 1-0′lık skoru korumak adına her şeyi yaptı. Yalnız bunları yaparken futbol şansının da Chelsea’nin yanında olduğu bir gerçek. Top belki bizde kaldı, ikinci yarıda daha çok pas yaptık ama kaleden çok uzak bölgelerde top dolaştırdık.Chelsea kalesine bir kez inebildik. O da maçın kader anındaydı. 81. dakikada Gökhan’ın vurduğu top rakibine çarptı, Chelsea’nin 3. kalecisi dedikleri Hilario kontrpiyede kalmasına karşın öyle bir top çıkardı ki, görenler inanamadı. İşte bu futbol şansıdır. Bir de dikkat ettiniz mi, Chelsea 2. golü attıktan sonra bile, uzatmanın son dakikasında taraftarları ancak turu geçtiklerine inanabildi. F.Bahçe dün hiçbir şekilde ezilmedi. Chelsea’nin tecrübeli oyuncuları maçı döndürmeyi başardı.Ben dün akşam bir F.Bahçeli olarak çok üzüldüm. Çünkü şans rakibe güldü.

F.Bahçe, hafta içi oynayıp kazandığı Chelsea maçından sonra dün akşam da Kadıköy’de Kayseri’yi konuk etti. F.Bahçeli oyuncularda Chelsea maçının yorgunluğu ilk dakikalarda belli oluyordu. Ama inanın bana maçı seyrederken bile sağımda solumda hep Chelsea ile oynanacak rövanş maçı konuşuluyordu. Açıkcası Londra’da oynanacak maçı herkes şimdiden oynuyordu. Uzun bir sakatlık döneminden sonra Carlos sol kanattaki, Chelsea maçında cezalı olduğu için oynayamayan Gökhan da sağ kanattaki yerlerini almışlardı. Deivid ile Gökhan’ın olumlu oyunu, F.Bahçe’nin sağ kanatta ne kadar etkili olduğunu gösteriyordu. Gökhan’ın yapmış olduğu ataklarda, verdiği topların cevabını Deivid’ten geri alması bunun en büyük işaretiydi.SEMİH’İN YERİ İLK 11Aurelio, ilk yarıda sahanın en çalışkan oyuncusuydu. Hep topu kapmak için uğraşan ve kaptığı toplarla da F.Bahçe’yi hücuma kaldıran oyuncu oldu. Maçın 32. dakikasında F.Bahçe savunmasının hatasında Saidou, topu F.Bahçe ağlarına gönderdi. Bu beklenmeyen gol açıkcası F.Bahçe’yi hareketlendirdi. Ancak Kayserispor’un orta sahasında Mehmet Topuz, Saidou ve Ragıp’ın olumlu top kullanması maçın dengesini bozuyordu.F.Bahçe, ikinci yarıya daha baskılı ve tempolu başladı. Zico, önce Carlos, sonra da Kezman’ı kenara alıp, yerlerine Colin Kazım ve Semih’i sokarak hücum hattını daha da güçlendirdi. Bu arada Kayserispor takımının en iyi ismi olan Mehmet Topuz’un sakatlanarak oyundan çıkması F.Bahçe için büyük şanstı. Nitekim 65. dakikada Alex, penaltı golüyle maçı 1-1′e getirdi. Bu arada maçın hakemi Hakan Sivriservi’ye bir çift sözüm var… F.Bahçe takımının böyle penaltılara ihtiyacı yok. Maçın uzatmasında, (Kezman’ın yerine oynatılmayan bence ondan çok daha iyi oynayan) Semih, yine F.Bahçe’yi kurtaran golü atıyor ve gol krallığında da 15 golle zirvedeki yerini koruyordu. Şimdi F.Bahçeli’lerin ve F.Bahçeli olmayan herkesin gözü, sarı-lacivertli takımın salı günü Chelsea ile Londra’da oynayacağı maçta. İnşallah bu maçta da şans F.Bahçe’nin yanında olur.