Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Selçuk Yula’ Category

Osmaneli, İznik, Bursa

Wednesday
Aug 6,2008

Selçuk Yula

Her gün daha çoğalan sevgi ve coşku, kulübüne duyulan büyük güven ve hiç bitmeyecek aşk. İşte son günlerde gene karış karış harmanladığım Anadolu’daki Fenerbahçelilerin tablosu kısaca bu şekilde. İlk önce Bilecik Osmaneli’ndeki Karpuz Festivali’ndeydik. Dünyanın en güzel karpuzlarının yetiştirildiği bu ilçede, karnımız patlayana kadar güzelim karpuzları mideyi indirdik. Hazır olun, sarı-lacivert karpuzlar yolda! Şimdilik özel olarak bana verildi ama yakında piyasaya sürülecek. Mehmet arkadaşımızın yetiştirdiği bu karpuzların dışı yeşil, içi kanarya sarısı, çekirdekleri de lacivert. Her yıl katıldığım bu festivalde beni artık Osmanelili olarak kabul ediyorlar. Belediye Başkanı Selahattin Altıntaş da ‘fahri hemşehrilik’ sıfatı verecek, elbette gururla taşıyacağım bir sıfat olacak. İznik Fenerbahçeliler Derneği, en iyi çalışan dernekler arasında. Başkan Mustafa Sönmez ve yöneticiler, gerçekten güzel işler yapıyorlar. Güneş batarken İznik Gölü’nün harika manzarası altında Darkay’da hep beraber yediğimiz yemekte, kabul edersiniz ki konuşulan tek konu Fenerbahçe’ydi. Güiza, Emre ve Burak’tan çok şey bekliyorlar. Tümer, Deivid ve Vederson’un da bir an önce iyileşmelerini istiyorlar. Kezman ve Maldonado’dan umutları artık kesmişler. Onları gönderip yerlerine daha iyilerinin alınmasını talep ederek, benden de mesaj götürmemi istiyorlar. İşte ben de elçi olarak bu görevi yerine getiriyorum. Bu taraftar alkışlanır Pazartesi akşamı Bursa Fenerbahçeliler Derneği’nin Holiday İnn’de düzenlediği balo, gerçekten kaliteli ve muhteşemdi. Bursa zaten bu güzelliği her sene yaşatıyor. Levent Kurtuldu’dan başkanlığı geçen sene devralan Nedim Kurtuluş ve ekibi, güzel çalışmalar yapıyorlar. Eğer düşündüklerini hayata geçirebilirlerse, ufukta yapılacak ilkokul var. Hayırlısı diyelim ve önemli bir konuya geçelim. Bana inanın ki buralarda gördüğüm, konuştuğum Fenerbahçelilerin çoğunun cebinde kombine kartları var. Kulübüne böylesine katkıda bulunan, böylesine bağlı bir taraftar topluluğu sadece alkışlanır. Bu sene şampiyon olmasına rağmen Galatasaray’a ve diğer ezeli rakiplerine kombine sayısında atılan büyük fark sizce neyin göstergesidir? Bugün Avrupa’da bir sınav daha verilecek. O arenada her maç önemlidir. Çünkü neticede ülke puanı da etkileniyor. Biz Fenerbahçe’den MTK karşısında ilk önce turu geçmesini istiyor, sonra da ülke puanı kazanılması ve moral açısından bir de galibiyet almasını temenni ediyoruz. Umarım yarınki maç yazımız Fenerbahçe için güzelliklerle dolu olur.

Yeni transfer Kazım!

Monday
Aug 4,2008

Selçuk Yula

Bugünlerde bana sorulan soru hep aynı: “Partizan’ı rahat geçer miyiz?” Benim de bu soruya verdiğim yanıt hep aynı: “Yahu kardeşim durun bakalım. İlk önce MTK’yı geçelim hele, sonrasına bir bakarız.” Her zaman ısrarla “Futbol ciddi iştir, şakaya gelmez” diyorum. Rakibine saygı göstermediğin zaman sahadan boynu bükük ayrılırsın. Biz de zamamında bu gerçekle çok yüz yüze geldik. Geçen sene kaçan şampiyonluğun da tek sebebi buydu. Şampiyonlar Ligi’nde kazanılan her zaferden sonraki maçlarda puanlar neden kaybedildi zannediyorsunuz? Ayrıca Partizan’ın da İnter Bakü’yü eleyeceği garanti değil. Kağıt üstünde favoriler ama maçlar kağıt üstünde değil, yeşil sahanın üstünde kazanılır. O yüzden teknik heyet ve futbolcular çarşamba akşamı oynanacak maça konsantre olmalılar, turu geçip Kadıköy’e geri gelmeliler. Sonrasında zaten Partizan’lı futbolcuları, ayakkabı numaraları, ana-baba isimlerine kadar tanıyacağız. ***Güiza ve Emre bu senenin en merak edilen transferleri. İki gün önce Osmaneli Karpuz Festivali’ne davetliydim. İznik Fenerbahçe Derneği başkan ve üyeleri beni bırakmadılar, İznik’te ağırladılar. Şu anda da Bursa’dayım, çünkü bu akşam da Bursa Fenerbahçe Derneği’nin düzenlediği baloda olacağız. Gittiğim her yerde hatırı sayılır kalabalıklarla sohbet ediyorum. Güiza kendini taraftarlara iyice sevdirmiş. “Bizden biri” diyorlar. Emre’nin ise MTK maçının son 15 dakikasında gösterdiği performans herkesi memnun etmiş. Zaten sahaya girmeden önce yapılan tezahürat, taraftarın Emre’yi bağrına bastığının göstergesidir. Sarı-laciverli formayla işe iyi başladı, umarım iyi de götürür. Ben Burak’tan da çok ümitliyim. Takım skoru sağladığı anlarda bulacağı boş alanlar ve üstün fiziğiyle Aragones’in çok işine yarayacaktır diye düşünüyorum. Colin Kazım şu anda takımın en iyisi. Eğer böyle devam ederse, geçen sezon pek ortalarda görünmeyen Kazım, bu senenin en flaş transferi olacaktır. Not: Gene seyahatlar başladı, gene yollara düştük. Gittiğim yerlerde yaşadıklarımı sizlerle çarşamba günkü köşemde paylaşacağım.

Sıradaki gelsin

Thursday
Jul 31,2008

Selçuk Yula

Fenerbahçe turu geçmek için gerekli vizeyi aldı. 2-0 yeterli sonuç. Daha farklı da olabilirdi. Ama fark etmez. Önemli olan bir üst tura geçebilmek. Budapeşte’deki maçta anormal bir skor çıkmaz. Zaten Fenerbahçe’nin hedefi Şampiyonlar Ligi’ne kaldığı yerden devam etmek. 1999′daki MTK faciasından sonra bir daha aynı akibete uğramayacağımız belliydi. Çünkü daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi o maçlar Fenerbahçe’nin teknik kadrosu ve futbolcuları için yeterli bir doneydi. İşi ciddiye aldılar. Ve o şekilde de bitirdiler. Kaleci Volkan’ın eline doğru dürüst bir top değmedi bile. Buna karşılık 6-7 tane net pozisyon yakalayan Fenerbahçe, 2-0′la da olsa turu garantiye aldı. Bizim burada görmek istediğimiz Aragones’in ne yapmak istediğiydi. Çünkü ilk resmi sınavıydı. Belli ki Aragones dörtlü savunma, önde üç orta saha, onların önünde Alex ve en önde çift forvet Güiza ve Semih’le yola koyulacak. Bu taktik elbette zayıf takımlar karşısında geçerli olacaktır. Ama Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalırsak güçlü rakipler karşısında Zico gibi tek forvete dönme zorunluluğunu yaşayacağını zannediyorum. Sahanın yıldızı Kazım’dı MTK, Fenerbahçe’den çok daha güçsüz bir takım. Ama 1999 yılında da gördük ki o güçsüz takım bizi elemişti. Aragones’i o maçlardan aldığı derslerden ötürü, yaptığı savunmayla kutluyorum. Adamlar, kalemize bile gelemediler. Biz de gerekli skoru aldık. Benim dün akşam hoşlandığım taraf, kanatların iyi çalışmasıydı. Roberto Carlos ve Uğur, güzel bir uyum içindeler. Atılan ilk golde Uğur’un verdiği pas Roberto Carlos’un füzesiyle ağlarla buluştu. Sağ kanatta da Gökhan ve Kazım büyük işler yaptılar. Ben dünkü yazımda Alex’in bu maçı alıp götüreceğini belirtmiştim. Ama yanılmışım. Maçı götüren Kazım oldu. Sahanın yıldızıydı. MTK teknik heyeti, İspanya ve Türkiye liglerinin gol krallarını mercek altına almış ve onlara özel koruma göndermiş. Aragones bunu biliyordu galiba ve o yüzden Semih ile Güiza’yı rakip savunmanın üstüne kurban gibi göndererek dışarıdan atılacak şutlarla kaleyi fethetmeyi denedi. Başarılı da oldu. İki gol de Roberto Carlos ve Selçuk’un ayağından bu şekilde gerçekleşti. Aragones’i anlamaya çalışacağız. Şu anda gidişat çok iyi, umarım bozulmaz. Bence bu iş bitti. Sıradaki gelsin…

Rövanşa kalmasın

Wednesday
Jul 30,2008

Selçuk Yula
F.Bahçeli oyuncular Şampiyonlar Ligi’nde ilk 8′e kalmanın gurur ve asaletiyle MTK önüne çıkmalı Ama bu, rakibi küçümsemeye asla neden olmamalı Turun Kadıköy’de garantileneceğini düşünüyorum
F.Bahçe için yeni sezon bu akşam açılıyor. Kağıt üstünde çok üstün göründüğümüz MTK karşısında gerekli farkı yakalamak zorundayız. Futbolcular Şampiyonlar Ligi’nde ilk 8′e girmenin veridiği gurur ve asaletle sahaya çıkmalılar. Tekrar o ligde var olmanın ilk adımı olarak MTK’nın işini Kadıköy’de bitirmeliler. Yalnız vurgulamaya çalıştığım o gurur ve asalet asla şımarıklığa, rakip takımı küçük görmeye izin vermemelidir. Futbolun gereklerini yerine getirirsek turu zorlanmadan geçeriz diye düşünüyorum. Teknik kadro ve futbolcuların elinde büyük bir koz var. O da yakın tarihte gene kendimizi çok üstün gördüğümüz rakibimize 0-0 ve 0-2′lik skorlarla elenmemizdir. Alınacak en büyük ders o maçlardır.

İşin şakaya gelir yanı yok. Zaten hep “Futbol ciddi iştir” diyorsak işte bu yüzdendir. Takım hemen hemen belli. Aragones’in en büyük şansı Zico’nun hazır bir kadro bırakması. Güiza haricinde takım, geçen seneki takım. Kalede Volkan. Geri dörtlü Gökhan, Edu, Lugano, Carlos. Orta saha Kazım, Selçuk, Uğur, önlerinde Alex. En önde de Güiza ve Semih. Eğer bir aksilik olmazsa F.Bahçe sahaya böyle çıkar. SELÇUK’A DİKKAT! Herkes Aurelio’dan bahsediyor. Evet, İspanya’ya transferini bir kayıp olarak görebiliriz. Ama geçen yazımda da belirttiğim gibi 100 yıllık çınar tek bir futbolcunun ayrılmasıyla asla sallanmaz. Burada Selçuk’a büyük iş düşüyor. Ortaya koyacağı futbolla hem “Kimse Aurelio’yu aramasın, merak etmeyin ben buradayım” diyecek, hem de o bölgeye şiddetle transferi savunan tüm futbol kamuoyuna, “Biraz bekleyin” mesajını verecek. Bütün bunları yapmak Selçuk’un elinde. Hadi bakalım sevgili adaş göster kendini. Bu akşam bütün gözler Güiza-Semih ikilisinde olacak. Shakhtar maçında gördük ki iyi anlaşıyorlar, iyi pres yapıyorlar, sanki uzun zamandır birlikte oynuyor gibiler. Bu, takım içinde ne kadar büyük şans ile Kezman için de bu kadar büyük şanssızlıktır. İşi çok zorlaştı. Yabancı transferi olarak dışarıda kalması doğru değil. Hem kendisinin hem de kulübün iyiliği açısından bir an önce ayrılması hayırlı olacaktır. Çünkü formayı kapması şimdilik olanaksız görünüyor. Bu yazıyı kaleme alırken kadro daha açıklanmamıştı ama öyle zannediyorum ki Aragones, Kezman’ı 18′e de almayacak. Çünkü Avrupa kupalarında forma giymemiş futbolcunun transferi daha kolay olacaktır. Güiza ve Selçuk’tan bahsederken, onları koşturacak, oynatacak Alex’i unutmamak gerek. Ülkemize geldiği günden beri asistleri ve golleriyle tüm istatistikleri alt üst eden Alex bence bu geceye damgasını vuran futbolcu olacaktır. Büyük futbolculuğunu gol krallığı ile de taçlandıran Alex yarı final ve final maçlarında oynamamasına rağmen Şampiyonlar Ligi’nin asist kralı olmuştu. 10 gündür İstanbul dışındayım ama her gün Samandıra’dan haber aldım. Teknik kadro ve futbolcular her şeyin farkındalar ve bu maça iyi hazırlandılar. Kaptan Alex ve arkadaşlarından 1999′daki maçları unutmadan sahaya çıkmalarını ve işi burada bitirmelerini beklerken, hepsine kalpten başarılar diliyorum.

Yüz yıllık çınar

Monday
Jul 28,2008

Selçuk Yula

Aziz Yıldırım, Divan Kurulu’nda, “250 milyon dolarlık bütçeyi genel kurul kabul etti. Bu parayı eve götürecek halimiz yok. Transfere 50 milyon euro harcadık, paralar sokağa atılmadı. Gerekirse iki futbolcu daha alırız. Bir sorunumuz yok” dedi. Gerçi Fenerbahçelilerin büyük çoğunluğu transferlerden memnun. “Hem Avrupa’da final isteyeceğiz hem de ‘Neden para harcadınız?’ diye mi soracağız” düşüncesindeler. Geçen sene Galatasaray’ın sadece Lincoln’e verdiği paranın miktarı Fenerbahçe’de tartışılmamalı bile. Shakhtar maçında gördük ki takım iyi yolda; daha da iyi olacak. Takviye de yapılır ama 6+2 doluyken kimsenin elinden bir şey gelmez. Kezman’la yollar ayrılır ayrılmaz alınacak futbolcuyla orta saha toparlanır, hiç merak etmeyin.***Sevgili Sinan Engin her sezon başında yaptığı gibi gene bombayı patlattı! Bobo üç Güiza edermiş! Her ne kadar “Böyle demeç vermedim” dese de ben bu haberi üç TV kanalında izledim ve 5 de gazetede okudum. Mutlaka muhabir arkadaşlarla yaptıkları bir sohbet sırasında söylemiştir. Zaten bu işi ilk defa yapmıyor. Ona göre Ricardinho dört Alex, İbrahim Üzülmez de üç Roberto Carlos ederdi! Adını bile hatırlamıyorum, Hırvatistan’dan getirdiği stoper de iki Lugano falandı! Aurelio kendine yazık etti Ben Bobo’nun yerinde olsam kendime şimdiden kulüp ararım. Öyle ya Sinan’ın övdüğü Ricardinho’yu, İbrahim Üzülmez’i, o Hırvat’ı ara ki bulasın! Çocuklara yazık ediyor. Kendilerinden kat ve kat üstün futbolcularla mukayese edip, sırtlarına kaldıramayacakları yükü bindiriyor. Sonra bakıyor ki olmuyor, postalayıveriyor! Lucescu’nun söylediği gibi: “Herkes Güiza’nın peşindeyken onu almayı başardıysa, Fenerbahçe büyük kulüptür.” Türkiye’de gol krallığının yanına bile yaklaşamayan bir forveti, İspanya’nın gol kralıyla mukayese etmek ne kadar mantıklıdır acaba?***Aurelio kendine yazık etti. Bayram Tutumlu, kendi cebine istediği 1 milyon euro’yu alamayınca, çocuğu da yaktı. Valencia diye çıktıkları yolda küme düşmemek için oynayan Real Betis’e kapak attılar. Aurelio, Fenerbahçe’de ve ülkemizde büyük saygı gördü. Kendini kabul ettirmesi yıllar aldı. Şimdi ise onun gibi yüzlerce futbolcu barındıran İspanya’ya gitti. Sıradan bir takımın sıradan futbolcusu olacak. Yazık! Şampiyonlar Ligi’ne artık çok uzaklardan bakacak. Keşke gitmeseydi ama olan oldu. Kazanan, kaybeden kim olur bilemem ama Fenerbahçe’den kimler geldi kimler geçti, bir kişi daha eklense ne olur ki. Yüz yıllık çınarın, bir tek Aurelio ile sallanacağını mı zannediyorsunuz. Ne dersiniz Bayram Tutumlu?

Çekirge yine zıplamasın!

Friday
Jul 25,2008

Selçuk Yula

Fenerbahçe’de Aragones, ilk ciddi sınavını Shakhtar karşısında verdi. MTK’nın provası olarak kabul ettiğimiz için, sahaya çıkan 11 ve ortaya konan futbol ilerisi için bizleri ümitlendirdi. İspanya ve Türkiye liglerinin gol kralları elinde olan Aragones, her ikisini de aynı anda kullanmak istiyor. Hatırlarsanız Zico da ilk geldiğinde takımını çift forvet oynatmıştı. Ama ilerleyen haftalarda orta sahadaki zaaflar yüzünden Newcastle maçıyla beraber 4-4-1-1′e dönmüştü. Aynı olayı şimdi de yaşayabilir miyiz? Sanmıyorum. Güiza ve Semih iyi anlaşıyorlar, gollerini de atıyorlar. Hücum preste çok istekli ve başarılılar. İşte en önemli nokta burası. Her ikisi de rakip savunmaya basıp rakibin geriden oyun kurmasını engellerlerse, o zaman orta saha daha rahatlar ve bizler de Fenerbahçe’nin çift forvet olarak oynamasını zevkle seyredebiliriz. Semih zaten her zaman söylüyor, Güiza da herhalde farkına varmıştır. Neyin mi? Elbette Alex’in çok büyük bir futbolcu olduğunu. Müthiş bir sol ayak, inanılmaz bir oyun okuma, topu istediği gibi yönlendirme ve gerçek bir komutan… İşte Alex bu. Atılan her golde, onun kurnazlığı ve pozisyon öncesi sezişlerinin rolü büyük. Güiza çok rahat pozisyonlara girebiliyor. Geçen sene Semih’i gol kralı yapan Alex, bu sene her ikisini de zirvede yarıştıracakmış gibi gözüküyor. Önder’e tavsiyem Savunma belli. Gökhan, Edu, Lugano ve Carlos. Zaten birbirleriyle iyi anlaşan isimler. Geçen sezon bu savunma parçalanmasaydı, Fenerbahçe lig bitmeden çok önce şampiyonluk turunu atardı. Gökhan ve Carlos aynı anda sakatlandılar, Lugano da hem sakatlık hem kartlar yüzünden yoktu. 4 kişiden 3′ü olmayınca, savunmada büyük hatalar yapıldı. Umarım bu sene bir aksilik olmaz. Önder arkalarında kale gibi olmalı. Kendine çok iyi bakmalı. Oynatmıyor diye Zico’yu çok ağır eleştirmişti, Aragones de oynatmıyor. Elbette kötü veya formsuz olduğu için değil. Ama şu andaki kadro bu. Dünyanın hangi teknik adamı gelirse gelsin, savunmayı böyle kurar. Zico’nun yarattığı bu savunmayı Aragones de kullanacağa benziyor. O yüzden Önder’in Zico’ya bir özür borcu olmalı diye düşünüyorum. MTK karşılaşmasından önce tabii ki her şey dört dörtlük değil. Daha bir hafta var, eksikler tamamlanır. Tarihimizde iki kere zıplattırdığımız çekirgeyi (MTK) üçüncü kere zıplattırmayalım.

MTK kolay olmayacak

Wednesday
Jul 23,2008

Selçuk Yula
Ceske ile oynanan maçta ortaya konan kötü futbol gösterdi ki Fenerbahçe, MTK’yı küçük görmemeli Luis Aragones’i göklere çıkarıyorlar. Dolduruşa gelmeden tam konsantrasyon ile sahada olmalı
FENERBAHÇE bugün Shakhtar Donetsk ile bir hazırlık maçı daha yapacak. MTK’dan önceki son prova olacağından Aragones karşılaşmaya önem verecektir. Büyük ihtimalle kafasındaki 11′i sahaya sürüp, sistemini uygulattıracaktır. Bizler de takımı daha iyi görmüş olacağız. Son maçta görülen, pozisyon üretmekte zorlanan ama kendi kalesinde rakibe rahat pozisyon veren bir Fenerbahçe idi. Özellikle orta saha ne forvete ne de savunmaya yardım ediyor. Her ileri gidişte ve geri dönüşte büyük problemler yaşanıyor. “Ama o kadro yedeklerle doluydu” derseniz ben de Aragones’in, “Benim için formayı giyen kimse yedek değildir, herkes aynıdır” sözünü hatırlatırım. Son derece haklı. Futbolcular hazır olmalı.

Sakatlıklar ve cezalarla dolu geçecek koca bir yılda görev alanlar da aynı başarıyı göstermek zorundalar. SİSTEMİ GÖRECEĞİZ Bu akşam Aragones’in sistemini de göreceğiz. Güiza ile Semih’i ya da Kezman’ı aynı anda oynatabilecek mi? Alex’in görev almasıyla bu futbolcular bol pozisyona gireceklerdir. Savunmada Gökhan Gönül, Edu, Lugano ve Carlos banko gibiler. Sorun orta sahada. Çift forvet oynanacaksa bir kişi eksilecek. Bu bölgede geriye dönüşlerde yaşanan problem nasıl çözülecek? Yok gene tek forvet oynanacaksa bu sefer de “Zico futboldan anlamıyor” diyenlerin, aynı eleştirileri Aragones’e de getireceklerini hep beraber göreceğiz. MTK maçı son derece önemli. Çantada keklik gibi görüyorlar. Rıdvan döneminde de böyle bir görüntü vardı. Ama sonuç malum. Şimdi duruma bakalım. Daha sezon başı Deivid, Tümer, Vederson 3 ay yok. Kalede Volkan Demirel’e bir şey olmasın diye herkes duacı. Flaş transfer Emre askerdeydi. Ve sakatlığı sürüyor mu bilmiyoruz. Aurelio katıldığı kamptan ayrılıp, İspanya’ya gitti. Bu şartlar altında kadro gene MTK’dan üstün görünse de Fenerbahçe’nin rakibini küçük görmeye asla hakkı olamaz. ONUN ZATEN GÖREVİ Her gelene yaptıkları gibi Aragones’i de göklere çıkarıyorlar. Neredeyse o yaşta antrenmanlara çıkıyor diye alkışlattıracaklar. Yahu zaten görevi, çıkıp takımla birlikte çalışmak. Yapamıyorsa kendi bırakacak. Hani magazindeki arkadaşlar ünlü birisi için “Bikiniyle yakaladık” derler ya kimse de “Kadın plajda kürk mü giyecek de yakalamak nedir?” diye sormaz. Bu da aynı mevzu. Antrenmanlara çıkıp, koşuyor diye Aragones’i yağlayıp ballıyorlar. Allah korusun MTK karşısında kötü bir sonuç çıkarsa bu yağlayıp ballayanların pusuda olduğunu ve o kafaların kumdan nasıl çıkacağını hatırlatmak isterim. O yüzden dolduruşlara gelmeden tüm ciddiyet ve konsantrasyonla zor geçecek MTK maçlarına hazırlanmalıyız.

Gerçekleri saptırmak

Monday
Jul 21,2008

Selçuk Yula

Fenerbahçe, 3 maçta da berabere kaldığından Aragones henüz galibiyetle tanışamadı. Sergilenen oyun tatminkâr değil. Gerçi hazırlık maçları eksikleri görmek içindir. Yalnız eldeki takım yeni kurulmuş bir takım olmadığından Aragones bu konuda şanslı. Takviye olarak Güiza ve Burak da gayet başarılılar. Ama çok önemli bir nokta var. O da gol kısırlığı çekiliyor. Çünkü pozisyon üretilemiyor. Geldiğinden beri acımasızca eleştirilen Zico asla bir enkaz bırakmadı. Tam tersi 1 sene şampiyon, 1 sene ikinci olan, UEFA’da gruptan çıkan, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayan bir takımı Aragones’e emanet etti. Şu anda Fenerbahçe’de İspanya ve Türkiye Ligleri’nin gol kralları var. Önemli olan bu futbolculara topu taşıyabilmek, sistemi buna göre kurabilmek. Aragones, Güiza ve Semih’i aynı anda oynatabilecek bir taktik geliştirmek zorunda. Bir tek Aurelio’nun yokluğu asla bahane olmamalı. Transfer yapılacak. Görüşmeler sürüyor ama unutmamak gerekir ki 6+2 dolu. Kontenjanı boşaltmadan futbolcu alamazsınız. Peki kim ile yollar ayrılacak derseniz. Şöyle bir bakalım. Edu ve Lugano olmaz. Son maçta ve daha öncede gördük Can ve Yasin büyük hatalar yapıyorlar. F.Bahçe’yi eleştirmem Neyse geçelim Roberto Carlos’a. Ona dokunulmaz. Aynı Alex gibi. Güiza zaten hiç olmaz. Geriye kim kalıyor. Deivid, Kezman ve Maldonado. Tercihi teknik adam yapacaktır. Deivid’in ayağının kırılması büyük talihsizlik. Ardından annesini kaybetti. Zor günler geçirirken, yanında olmak gerekli. Aurelio’nun yerine birisi ve forvete bir kişi alınacaksa ortada kalan iki isim Kezman ve Maldonado oluyor. Aslında bu kadro ligimize göre fazla. Geçen sene herkes 20 puan farkla şampiyon olunur diyordu. Avrupa’da yarı final kılpayı kaçarken, şampiyonluk büyük hatalarla kaybedildi. Demek ki aynı hatalar yapılmayacak. Transferde adı geçen Eto’o ve Albelda gibi isimler gelecekse elbette hayır demem. Ben yapılan 1-2 hatadan dolayı kulüpleri, teknik adamları ve futbolcuları yerden yere vurmam. Fenerbahçe’nin doğru yolda olduğunu ezeli rakiplerinin başkanları kabul ediyor ama içeridekilere kabul ettirmek zor oluyor. 5 yılda 3 şampiyonluk, 2 ikincilik yaşamış, diğer branşların hepsinde zirveye oynamış bir kulübü eleştirmek yerine alkışlamayı kabul eden bir yazarım. Bu yüzden gerçekleri saptırmak bize göre değil. Not: 19.07′yi FEDER’in Zeytin Dalı’nda düzenlediği gecede kutladım. Güzel bir geceydi. Bir dahaki yazımda orada yaşananları sizlere paylaşacağım.

10 gün sabredin

Saturday
Jul 19,2008

Selçuk Yula

İkinci hazırlık maçını da oynayan Fenerbahçe’de, eksikler gün ışığına çıkmaya başladı. 90 dakika boyunca dişe dokunur bir pozisyona girilememesi dikkat çekici. Sparta Prag hazırdı. Önünde oynayacağı maçın provasını yaptı. Eğer başarılı olurlarsa UEFA’ya katılacaklar. O yüzden maçı çok önemsediler. Şunu açıkça gördük ki Aurelio’nun yeri dolmamış. Selçuk, Deniz ve Maldonado Aurelio’nun yaptığı işi yapmaktan uzaklar. Sürekli yana ve geriye oynamaları insanı sıkıyor. Dolayısıyla top forvete gitmiyor ve pozisyon üretilemiyor. Topu dikine oynayanları, Aragones’in himayesine alması gerekir. Transferler bu düşünceyle yapılmalı. Sistem yine aynı: 4-4-1-1 Eto’o'nun adı geçiyor, keşke gelebilse. Bir de Aurelio’nun boşluğu doldurulursa o zaman işin yüzde 90′ı halledilir. Uğur Boral, Gökhan Gönül, Colin Kazım rakibin üstüne gidip sıfır çizgisine inen futbolcular. Ortaları da güzel yapıyorlar. Ama ceza sahası içinde hücumda çoğalma prensibi uygulanmadığı için bu ortalar da boşa gidiyor. Yıllardır olduğu gibi yine Alex’in ayağına bakacağız. Şimdilik görüntü böyle. Güiza, Tümer ve Emre’nin gelmesiyle neler değişecek hep birlikte göreceğiz. Aragones’in elinde Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmış bir takım var. Bir tek Aurelio gitmiş. Bir kişi ile de çok şey kaybedilmemeli. Sparta Prag maçında sahada Zico’nun kurduğu bir takım ve Zico’nun uyguladığı bir sistem (4-4-1-1) vardı. O zaman soru “Ne değişti?” şeklinde olmalı. Maçtan bir gün sonra Volkan Ballı ile telefonda uzun uzun konuştum, kamptan bilgiler aldım. Volkan, çalışmaların çok iyi gittiğini ve takımın biraz yorgun düştüğünü söyledi; “Ayın 30′una kadar (MTK maçının olduğu gün) her şey hazır olacak merak etme” diye de ekledi. Başkan seni satmış Fahri! Her zaman söylüyorum; Fenerbahçe’den gitmek isteyenler gider, kimse kimseyi zorla tutamaz. Zaten Tuncay da Aurelio da istedikleri için gittiler. Daha önce de ayrılırlardı ama bonservislerinin ellerinde olmasını beklediler ki kulüp para kazanmasın, o parayı da böylece menajerleri alsın. Bunun için Fenerbahçe’yi ağır şekilde eleştirenler, diğer kulüplerle hiç ilgilenmiyorlarlar. Mesala Beşiktaş’ta bir Fahri olayı yaşandı ki olacak gibi değil. Sinan Engin “Başkan seni Konya’ya satmış” dediğinde çocuğun dili tutulmuş. Sanki köle pazarı. Profesyonel Futbolcular Derneği bu konuda bir bildiri bile yayınlamadı. “Ayıptır” diyelim ve konuyu kapatalım!

Biraz bekleyelim

Thursday
Jul 17,2008

Selçuk Yula

F.Bahçe dün oynadığı futbolla ilerisi için fazla umut vermedi. Gerçi beni bilirsiniz, hazırlık maçlarında takımın orasını burasını enine boyuna çekiştirenlerden değilim. Gördüklerimi sizlerle paylaşmaya çalışırım. Dün 90 dakika boyunca dişe dokunur, doğru dürüst bir pozisyon yaratamayan F.Bahçe için takdir edersiniz ki söyleyecek fazla bir şeyim yok. Bu işe herhalde en çok maçı seyreden MTK’nın yardımcı antrenörü sevinmiştir. Aragones takımı, kadroyu şekillendirmeye başlamış. Kafasında düşündüklerini sahaya sürüyor. Aurelio’nun yokluğunda Selçuk ve Deniz’in önemi büyük. Bu iki futbolcu rakipten gelen atakları kendi kalesinde tehlike yaratmadan önlemek durumunda olmalılar. Çünkü F.Bahçe riskli oyunu tercih ediyor. Belki topun sarı-lacivertli takımda kalması iyi gibi gözükebilir ama pozisyon üretmedikten sonra bunun da önemi kalmıyor. Kaptırılan toplar kontratağa dönüşünce büyük tehlikeler oluşuyor. Hücumda çoğalma prensibini unutmuş gibi gözüküyor F.Bahçe. Semih ileride tek kalıyor. F.Bahçe çok yan pas yapıyoruz ve geriye oynuyoruz, bu da tempoyu düşürüyor. Aragones’in bu noktada dikine oynayan futbolcuları tercih etmesi lazım. Bunlar da zaten belli. Başka Alex olmak üzere Gökhan, Uğur ve Kazım. Takımın lideri Alex Alex her zamanki gibi takımın lideri konumunda. Topla boş alanda buluşturulduğu zaman mükemmel işlere imza atıyor. Aragones geçen maçta Kezman’ı, bu karşılaşmada da Semih’i ilerde tek bıraktı. Demek ki Zico’nun sisteminden vazgeçmeyek. Zaten hep söylüyoruz, Alex’in olduğu takımda önde iki forvetle oynamak kolay değil. Peki şimdi soru şu: Güiza geldiğinde ne olacak, Aragones tek mi, yoksa çift forvet mi oynatacak. Semih yine nöbetçi golcü olarak kulübeye mi dönecek. Bunları yakın zamanda göreceğiz. Şu anda henüz çok erken. Bence sistem de kadro da her an değişebilir. Zaten ilk önemli maç MTK ile, o da ayın 30′unda. Demek ki önümüzde 13 gün daha var. Bu da oldukça uzun bir süre. O yüzden beklemekte fayda var diye düşünüyorum. MTK maçında ortaya çıkan eseri hep birlikte görüp yorumlayacağız.