Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Trabzon ve Olympiakos maçlarını kazanan kadro Gaziantep karşısında sahadaydı. Yaratıcı, kaliteli ve ayağa isabetli pas yapma becerisi yüksek oyunculardan kurulu Galatasaray, ilk yarım saatte futbol resitali yaptı.
G.Saray kenarları kullanarak hücum ediyor, Baros atılan her topu göğsüyle önüne alıyor, Ayhan ve Meira’nın orta alanda yarattığı rahatlıkla Lincoln istediği gibi top kullanıyor ve araya mükemmel final pasları bırakıyordu. Skibbe, Eskişehir’de iki forvet yerine, oynamayan Lincoln’ün yerine bir oyuncuyu takıma monte etseydi işleyen sistem bozulmaz, G.Saray da etkisiz olmazdı. Lincoln geniş alanı seven, ters çalımlar atan ve hücum hattı ile AyhanMeira ikilisi arasındaki boşluğu dolduran, top saklayan bir oyuncu. Ayrıca “Koşmuyor” diyenlere ben katılmıyorum. Gaziantep karşısında klas bir gole imza atarken rakibi de kovaladı, pres de yaptı. İlk yarım saatte Baros, Kewell ve Arda yakaladıkları pozisyonları atsa maç erken kopacak, G.Saray Arda’nın golüne kadar çektiği sıkıntıyı çekmeyecekti.
G.Saray’ın etkili olduğu anlarda Sabri ve Hakan Balta’nın yaptığı bindirmeler de önemliydi. Art arda şok goller yiyen Antep, Arda’nın neden olduğu penaltıdan sonra yeniden maça asıldı. Top kullanma becerisi yüksek ve kafası radar gibi yukarıda oynayan Tabata, Gaziantep’in maestrosuydu. Murat Ceylan, Murat Şahin ve Beto olsaydı kafa kafaya bir maç olurdu.
CANKURTARAN EMRE AŞIK
İkinci yarıda Galatasaray’ın yorgunluk sorunu yine ön plana çıktı. Kewell, Baros, Arda, Hakan Balta ve Meira fizik olarak düştü. G.Saray rakip kaleye gidemiyordu. Eğer Eduardo iki net fırsatta topu kafasıyla köşelere gönderse Gaziantep skora ortak olurdu. Tribünlerin “Golü yedik” dediği anda Emre Aşık ikisi ayakla, biri kafayla üç kritik dokunuş yaptı. Gaziantep’in risk aldığı sırada Ümit Karan’ın kafayla indirdiği topa Arda üç kişinin arasında akıllı vurup işi bitirdi. G.Saray’ın bu 11′inin teknik kapasitesi yüksek ama takım savunması zayıf. Çünkü koşan oyuncuların sayısı çok az. Barış, Topal, Serkan Çalık gibi dinamizmi yüksek oyuncular bir an önce dönmeli.

İlk önce Rıza Çalımbay’ın takımı Eskişehirspor’u canı gönülden kutluyorum. Maçın büyük bir bölümünü 10 kişi oynamalarına rağmen Fenerbahçe karşısında sadece galibiyeti düşünen bir çizgide oldukları için gerçekten kutlanmaya değerler. Biz hep alıştık. Büyük takımlar karşısında Anadolu takımları hele ki 10 kişi kaldıkları zaman ezilirler. Ama dün akşam bunun tam tersi oldu. 3. golü bulması gereken takım bence Eskişehirspor’du. Belki Daniel Güiza’nın kaçırdığı goller vardı ama Eskişehir’in kaçırdığı goller daha anlamlıydı. Yüreklerini ortaya koydular. İstedikleri gibi oynadılar ve de bence Türk futbolunda Anadolu devrimini yaşatmaya çalışan bir takım olduklarını dosta düşmana gösterdiler. Kendilerini tebrik ediyorum. Güiza atamadı Aragones, takımı geçen haftaki gibi aynı sistemle çıkardı. Geçen hafta Bursa karşısında Yusuf’u engellemek için çift ön liberoyu iki kişiyle kuvvetlendirip sağ kanatta Gökhan’ı yalnız bırakmıştı. Bu hafta da aynısını yaptı. Bunun nedeni de Youla’ydı. Çünkü Youla, Galatasaray’a büyük yaralar açan futbolcuydu. Youla’yı kaparken ileriyi fazla düşünmedi. Dün karşılaşan iki takım da geçen hafta 9 gol atan iki takımdı. Fenerbahçe, Bursa’ya 5 gol atarken, Eskişehir de Galatasaray gibi bir takımı 4′lemişti. Maçın bol gollü geçeceğini zannediyorduk. İlk 45 dakikada yanılmadık, 4 gol vardı. Fenerbahçe yine kaptanıyla 1 gol buldu, 1 de penaltı. Bir de Güiza’yla bulduğu bol pozisyonlar vardı. Ama Alex’le yakaladıklarını Güiza’yla yakalayamadı. Bu yüzden de istediği skoru sahaya yansıtamadı. Sana ne denir ki! Benim anlamadığım nokta; çok uzun süre 10 kişi oynayan Eskişehirspor, Fenerbahçe’den daha çok nasıl pozisyon yakalar? İkinci golde hatalı olmasına rağmen sahanın yıldızı diye kaleci Volkan’ı göstereceksek Fenerbahçe savunması için ne diyeceğiz? 10 kişi kalmış bir rakibe karşı istediğin hiçbir şeyi yapamıyorsan Aragones için ne diyeceğiz? Sağ kanatta Gökhan Gönül’ü yalnız bırakmama adına iyileşmiş Deivid yerine hâlâ Ali Bilgin’i sahaya sokanlar için ne diyeceğiz? Bu soruların yanıtını doğru bir şekilde veremezsek çarşamba akşamı Arsenal ile yapılacak maçın skoru için ne diyeceğiz? Karşındaki takım 10 kişi kalmış ve önünde çooook uzun bir süre var. Ve sen bu galibiyeti ne şekilde alacağını tasarlayamıyorsan ben sana ne diyeyim ki sevgili Aragones!.. Umarım Eskişehir’deki travma Arsenal’e yansımaz…
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI 26 yıl sonra mı? / 30-10-2008 Temiz-lig-ciler nerede? / 29-10-2008 Adım adım zirveye / 27-10-2008 Görünen köy… / 26-10-2008 Aragones’e sorular / 23-10-2008 Rüya bitti / 22-10-2008 Skor iyi futbol kötü / 19-10-2008 Gün bugündür! / 18-10-2008 Kan kaybına devam / 16-10-2008 Uyanın beyler / 15-10-2008
Hızlı ErişimSELÇUK YULAHAKKI YALÇINBARIŞ ERTÜLMURAT BAŞOĞLUNECATİ BİLGİÇHAŞİM ŞAHİNDR. GÜRKAN KUBİLAYMURAT ZORLUHADİ TÜRKMENÖMER ÖNDERHAKAN KULAÇOĞLUŞirin BerberCENGİZ TOKGÖZNECMİ PEREKLİİSMET TONGO
var secili_lig_widget = 1;
function lig_widget(i)
{
dgid(”ew_menu”+secili_lig_widget).className = “lig_widget_div”;
dgid(”ew_menu”+i).className = “lig_widget_secili”;
dgid(”ew_”+secili_lig_widget).style.display = “none”;
dgid(”ew_”+i).style.display = “block”;
secili_lig_widget = i;
}
.lig_widget_menu table td { color: #000000; padding:3px; border:1px solid #d6d6d6; border-left:0; border-top:none; cursor:pointer; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-weight: bold; }
.lig_widget_div { background-color:#ffffff; }
.lig_widget_secili { background-color: #d6d6d6; }
#ew_1, #ew_2, #ew_3 { }
#ew_2, #ew_3 { display: none; }
.ekonomi_tablo th { text-align: left; font-size:11px; }
.ekonomi_tablo td { font-size:11px; color:#af1718; padding:2px; }
.ekonomi_tablo .tr1 { background-color: #ffffff; }
.ekonomi_tablo .tr2 { background-color: #dfdfdf; }
#lig_widget_alt th, #lig_widget_alt td { font-size: 11px; font-family: Tahoma; }
Puan Tablosu
Toplu Sonuçlar
Haftanın Maçları
Takım
O
G
B
M
A
Y
P
1 Trabzon 9 6 2 1 16 9 20 2 Beşiktaş 8 5 3 0 15 6 18 3 Ankaraspor 8 5 1 2 15 7 16
Tümünü göster…
4 Sivas 8 4 3 1 13 7 15 5 Bursa 8 5 0 3 14 14 15 6 Galatasaray 8 4 2 2 19 10 14 7 Kayseri 8 4 2 2 10 5 14 8 Gaziantep 8 4 2 2 12 9 14 9 Fenerbahçe 9 4 1 4 18 15 13 10 Eskişehir 9 3 4 2 13 12 13 11 Konya 9 4 1 4 12 15 13 12 G.Birliği 8 2 3 3 10 13 9 13 İ.B.B. Spor 9 2 3 4 7 13 9 14 Denizli 8 2 2 4 10 14 8 15 Hacettepe 9 2 2 5 7 13 8 16 Ankaragücü 8 1 2 5 7 15 5 17 Antalya 8 0 2 6 10 18 2 18 Kocaeli 8 0 1 7 7 20 1
9.HAFTA
Hacettepe
1
Konya
2
İ.B.B. Spor
0
Trabzon
4
Eskişehir
2
Fenerbahçe
2
Sivas
0
Denizli
0
Kocaeli
0
Ankaragücü
0
Bursa
0
Ankaraspor
0
G.Birliği
0
Antalya
0
Kayseri
0
Beşiktaş
0
Galatasaray
0
Gaziantep
0
10.HAFTA
Konya
G.Birliği
Gaziantep
İ.B.B. Spor
Fenerbahçe
Galatasaray
Ankaraspor
Eskişehir
Denizli
Kayseri
Beşiktaş
Kocaeli
Antalya
Sivas
Ankaragücü
Bursa
Trabzon
Hacettepe
Fenerbahçe | Galatasaray | Beşiktaş | Trabzonspor | Turkcell Süper Lig | Bankasya 1. Lig | Aktüel | Yazarlar | Sayısal loto | Süper toto | Şans topu | Künye | Ana Sayfa
Copyright © 2003, 2008 - Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Hepoku
Sabahtan Al Haberi
linkz_publisher_id = 2113;
linkz_scope = [ ’style3′ ];
linkz_publisher_id = 2113;
linkz_scope = [ ’style3′ ];

Eskişehirde çılgın bir maç seyrettik. Ne ararsan var. Kaçan goller, penaltılar, kırmızı kartlar verilmeyen gol! Seyirciler hop oturdu hop kalktı. Yıllar var ki böyle bir maç yürekleri hoplatmadı. Eskişehir on kişi, Fenerbahçe onbir…Mücadelede Es-esler tarih yazıyor. Sanki şampiyonluğa onlar oynuyor.. Fenerbahçe, onbire-onu bile hatırlamıyor, veya işine gelmiyor. Hani yedi kişi kalsalar, belki Fenerbahçe silkelenecek! Fenerbahçe defansını hiç böyle zavallı görmemiştim. Iska geçenleri mi ararsın?Kafaya çıkamayanı mı ararsın?Kalesine gol atanı mı ararsın? Topu keseyim derken, rakibe vereni mi ararsın?Fener defansı adeta elek gibi olmuş. Gelen geçiyor!Alexi saymıyorum, Fenerde on futbolcu ve sonradan girenler oyuna hiçbir katkı yapamadılar.On milyon dolarlık oyuncular, taşıdıkları, temsil ettikleri formaların değerini bile bilmiyor.Aziz Başkanı tribünde gördüm. Heyecandan yerinde duramıyor, futbolcular sahada, maç bitsinde gidelim diyor.Fenerbahçede iki tane santrfor var. Biri Türkiyenin, diğeri İspanyanın santrforu..O kadar basit golleri atamadılar ki, rakip on kişi, on bir olsalardı herhalde ayaklarına top bile değmeyecekti.. Bu arada Eskişehirin de hakkını yememek lazım. Sahada mücadele eden bütün Es-esler cansiparane oynadılar. Yani bir kişilik değil iki-üç kişilik.. Müsabakada önemli hakem kararları var 1) Alexin kaleci tarafından düşürülmesi; Hakem Kuddusi Müftüoğlu, kuralı Allahına kadar uyguladı. Ceza alanı içerisinde Alex, kaleciyi geçerken indiriliyor. Sağda-solda iki tane Es-esli oyuncu var. Ancak Alex, kaleciyi geçtiği anda boş kaleye yuvarlayacak. Yani %100 gol şansı var. Penaltı ve kırmızı kart…2) 34. dakikada Carlosun göğsüyle Volkana verdiği top, Volkanı da geçerek, kale çizgisini de yarım metre geçerek gol oluyor. Kural diyor ki; topun tamamı, yerden ve havadan gol çizgisini geçerse bir gol kaydı yapılmış olurYardımcı hakem Cem Sarpman, oyna dedi. Yani golü vermedi. Hakem de ona uydu. Buz gibi gol, havaya uçtu. 3) 75. dakikada bu kez Eskişehirin kale çizgisinden top döndü. Fenerliler gol diye isyan etti. Bu sefer aynı yardımcı hakem yine oyna dedi. Yani gol değil dedi. Kararında da haklıydı. Top kale çizgisini geçmemişti.Dünya takımı, rüya takımı Fenerbahçe, Eskişehirde hüsrana uğradı. İki altın puanı da Eskişehirde bıraktı. Hakem, Eskişehirin golünü verse, Fenerbahçe mağlup olacaktı. Artık, şapkayı öne koyma zamanıdır. Radikal tedbirler alınmazsa, durum daha da kötüleşecek…Eskişehiri yürekten kutluyorum. Helal olsun demeden de geçemiyorum..

Böylesine hem yoruma açık, hem de yorumlanamaz bir 90 dakikanın, kelimelerle anlatılması mümkün mü? Bank Asya 1. Lig’den hem de playoff sonrasında yeni çıkmış rakibi, 10 kişi kaldıktan sonra bile baskı altına alamayıp, oyunu kendine göre biçimlendiremeyen takıma ne yazacağız? 70 yaşında, son Avrupa şampiyonu ekibin hocası olan bir teknik adamın, 90 dakika içinde her an şekil değiştirecek, herhangi bir maç için sadece bir senaryosu olması nasıl açıklanabilir? Öne geçtiğindeki plan ile eşitlik veya geriye düştüğün andaki aynı olabilir mi? Aynı oyuncular ile farklı şekiller denenemez mi? Güiza’nın bu takımla yaptı sözleşmede ‘Hep oynar’ mı yazıyor. Bu kadar gol kaçıran, bence Fenerbahçe’nin saha içi düzenindeki en önemli ‘defo’ olan İspanyol oyuncunun kaçırdıklarına ‘katlanma’ şartı da mı var? Fenerbahçe kazanırken de aynı zaaflarını korurken, bir Bursaspor galibiyetini ‘ümit vadeden futbol’ olarak taraftarlarına sunan Fenerbahçe Başkanı, hala “Dediğim dedik, hocamız büyük” diyebilir mi? Milli Takım’ın kalecisi Volkan Demirel’in bu yediği kaçıncı hatalı yanlış çıkış golüdür? Maç içinde kurtardıklarına baktığımızda Volkan için “Maçı döndürdü” mü diyeceğiz, “Maçı verdi” mi?” EN İYİ SANTRFORUN POZİSYONU YOK Aragones tarafından orta sahanın sağında görevlendirilen, ama saha içinde topu arayıp bir şeyler yapmaya çalışan Semih, doğru mudur, yanlış mıdır? Türkiye’nin en iyi santrforunun böyle bir maçı neredeyse pozisyonsuz tamamlaması anlaşılabilir mi? Guiza’nın; bu maçta, bir öncekinde veya daha öncekilerde kaçırdığı pozisyonlara baktığımızda, “Şanssız” mı diyeceğiz, “Beceriksiz” mi? Ya da birileri Fenerbahçe yöneticilerine fena çalım atmışlar mı demeliyiz? Maldonado’yu bulma becerisi gösteren, Josico’yu fenomen yapanlar, Eskişehirspor’un 10 numaralı oyuncusu Serdar’ı görünce futbol bilgilerini tartmayı düşünürler mi? Hala, futboldan anladıklarını söyleyebilirler mi? Bugünkü durumu kendilerine veya taraftarlarına reva görebilirler mi? Rıza Çalımbay takımı 10 kişi kaldığında neden iki forvetini de sahada tutmuştur? Üç oyuncu ile Fenerbahçe’nin beş kişilik orta sahasına hükmedebileceğine karar verme cüretini gösterdiğine göre Aragones’in göremediği, bilemediği neyin farkındadır? Biz bu soruları soruyoruz ama kime, neye? ‘Anlayan’ belki bir şeyler yapar diye düşünüyoruz. Hadi kararlarınız yanlış, gözleriniz de mi kör? Yeter artık!

Aziz Başkan, son açıklamasında, altı maçlık periyot nedeniyle, koca bir dönemlik istikrarın eleştirildiğini söylüyor. Sayın Başkan, ayrıca kendilerine karşı olan protestolar nedeniyle Fenerbahçe taraftarına da kırıldığını belirtiyor.Yapma be başkan! Bu kadar basit değil her şey. Yine hataların üstünü örtmeye, yine yanlışları hiç yapılmamış gibi insanların gözüne sokmaya çalışma… Eleştirilerin bu dönem sertleşip, keskinleşmesinin nedeni, siz ve söylemlerinizdir. Vaat ettikleriniz ile yaptıklarınızın birbirini tutmaması, yükseliş periyodunun sürmesi için verdiğiniz transfer kararlarının, neredeyse tümünün hatalı çıkmasıdır. Sadece bu sezon, bu yanlışlıklar istikrarının üçüncü senesidir. Yani altı maçta alınan sonuçlar değildir, “Yönetim istifa” seslerinin nedeni… Bunun arkasındaki koca iki sezon, oynanan 100′e yakın maçtır. Kulüpte gelirlerin artması, taraftarın bu dinamizmin içine sokulması, mali güçlenme ile her türlü transfer hamlesinin rahatça yapılabilmesi, sizin döneminizin eseri. Ama bu kadar paranın savrulması da sizin döneminizde oldu. Kürsüye çıkıp, “50 milyon euro harcadık” dediğiniz Divan Kurulu’nda, kulübün borcunu, Denetleme Kurulu 90 milyon dolar civarında açıkladı. Son toplantıda ise aynı denetleme kurulu 2012′ye kadar olan alacakları rapora yazıp, kulübü borcu yokmuş gibi üyelere sunmanızı sağladı. Rakamlar benim işim değil, ama kelimeleri iyi bilirim. Yöneticileriniz Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu gibi ortaya çıkıp, “Hatalar yaptık” dediğinizde, hiçbir inci dökülmeyecek. Ali Koç ‘ümit vaat etmeyen’ oyundan bahsederken, siz ‘ümit vaat eden performans’ dediğinizde takım uçarcasına maçlar oynamayacak. “Altı maç için bizi eleştiriyorlar” derken, ‘bir’ maçtaki futbolun her şeyi toz pembe yapmasını kimse beklemeyecek. KOLTUK DEĞİŞTİR YETER Üç sezondur yapılan hataların, sizin bu görüş açınızla, bundan sonra doğrulara dönüşeceğini nasıl bekleriz? Yapma başkan… Bir koltuk değiştir yeter. Tribünden bak takımına ve verdiğiniz kararlara. O zaman anlayacaksın bu sözlerin neden söylendiğini…

Mustafa Denizli Beşiktaş’ı şampiyon yapar mı bilemiyoruz ama birkaç haftada bazı şeyleri çok iyi yapmış. Öncelikle yardımlaşma ve mücadele Beşiktaşlı oyuncular arasında hat safhada. Kötü de oynasalar, strese de girseler çatır çatır mücadele ediyorlar. Bu işin de başrol oyuncusu Zapotocny. Keşke Türk olsa. Milli Takım’a çok şey katar. Avrupa’nın en iyi defans oyuncusu mu? Tabi ki hayır ama disiplin, sorumluluk ve futbolcu şahsiyeti bakımından Beşiktaş için çok önemli bir defansif lider. Serdar Özkan da öyle. Deli dolu oynadı. Sağda oynadı solda oynadı, bazen gereksiz işler yaptı ama müthiş bir iyi niyet ve korkunç bir enerjiyle dolu. Şimdiye kadar okuduklarınızdan sakın Beşiktaş’ın çok iyi oynadığını düşünmeyin. 70 dakika hiçbir şey üretemediler. Ama mücadele ve sabır art arda golleri getirdi. Beşiktaş’ın yabancıları belki Avrupa’nın en kaliteli oyuncuları değil ama ortalamaya vurduğunuzda Türkiye’nin en iyi misafirleri onlar. Mesela Holosko. Attığı gole kadar fazla etkili değildi. Ama o golde önce Cisse’nin pası sonra da Holosko’nun topu yerden kaldırıp rakibini ekarte edebilmesi kaliteli bir oyuncunun bir maçı nasıl kurtarabileceğinin en önemli göstergesidir. Maç berabere de bitse bunları yazacaktık. Ama Beşiktaş’ın en önemli sorunu kilidi açabilecek bir orta saha oyuncusunun olmayışı. Oynamayan Delgado da tam istediğimiz oyun çözücü değil. PENALTIYI ÇALAMADI! Sonuçta Beşiktaş bu anlayışıyla ligi sonuna kadar götürebileceğinin izlenimini açık açık verdi. Puan da kaybetseler, zaman zaman gol kısırlığı da çekseler özellikle üç büyükler içinde en iyi mücadele ruhuna sahip takım Beşiktaş. Hakem Özgüç Türkalp iyi niyetli. Fenada hakem değil ama kritik anlarda hep hata yapıyor. İlk yarıda ceza alanı içinde Zapotocny’nin kafasındaki topu rövaşata ile alan Antalyasporlu oyuncuya düdük çalamadı. Maçın sonlarında da Serdar Özkan’a 3 metre önünde yapılan penaltıyı da göremedi ve topu ceza alanı dışına taşıdı.

Bir teknik adamın söylemleriyle eylemleri farklı olursa güven bunalımı doğar. Skibbe, Galatasaray’ın resmi sitesine verdiği röportajda medyaya yüklenerek şöyle diyordu: “İş bitmiş, maç oynanmış, hataların hepsi gün yüzüne çıkmış. O zaman yazıyorlar. İş bittikten sonra yapılan hataları saymak kolaydır.”
Ben maç öncesi yazılan hata görmedim ve yazmadım. Bir teknik adamın görevi kulübede oturup maçı seyretmek değildir. Maçı yaşayacaksın, işler iyi gitmediğinde müdahale edeceksin. Skibbe bunu yapıyor mu? Ben görmedim. Ama yönetimin sinirlendiğini ve “Çıkar şu oyuncuyu” dediğini biliyorum. “Hata yaptık” diyemeyenler yarın yaşanacak faciaların sorumlusu olur. Eskişehir yenilgisine “Yorgunduk” diyerek kulp takan Skibbe değil mi? Ankaraspor maçı yorulanları dinlendirmek için bir fırsattı. Rotasyon kaleci değişikliğiyle Murat’ı sahaya sürmek değildir. Kulübede Alpaslan, Serkan, Ferdi ve Yaser oturuyor. Bu oyuncular Galatasaray’da oynayamayacak düzeydeyse neden alındı? Çünkü Skibbe kendine güvenmiyor. Bellinzona maçlarında Serkan Kurtuluş sağ bek oynamadı mı?
GALATASARAY YIPRANIYOR
O zaman koy Serkan’ı sağ tarafa, Sabri’yi it kanada, Arda’yı çek sola Kewell’ı da dinlendir. Hocada vizyon olmayınca Galatasaray yıpranıyor. Rakip ilk yarı tek korner atıyor ve De Nigris’le golü buluyor. Adam paylaşımındaki hatalar yüzünden Galatasaray bu tür kopya golleri hep yiyor. Bu hataları gidermek için gerekli çalışmayı ısrarla yaptıracak kişi Skibbe değil mi? Demek ki çalışılmıyor. Başkan Polat’a katılıyorum, koşmaz ve mücadele etmezsen kazanamazsın. “Görünen köy kılavuz istemez” derler; Galatasaray yürüyor. ‘Dede’ Feldkamp döneminde bile Galatasaray daha çok mücadele ediyordu. Ankaraspor, Galatasaray kalesine korner kullanıyor, ileride Mehmet Güven duruyor. Böyle komiklik olur mu? O tek adamın top tutabilme, çabuk koşabilme, rakibi geçebilme özellikleri olmalıdır. Mehmet Güven’de bunlar yok. Uyarı yapması gereken Skibbe seyirci gibi maçı izliyor. Hoca kenarda ateş gibi olacak. Aykut Kocaman, Servet’le dalaşarak sarı kart gören De Nigris’i golü atmasına ve iyi oynamasına rağmen sırf kırmızı görmemesi için oyundan aldı.

Aragones, Bursa maçında oynattığı 4 futbolcuyu ilk 11′e aldı, 7 futbolcuyu da değiştirdi. Düşüncesi mantıklı. Çünkü sonuçta bu bir tur maçı değil, grup maçı. Önünde düşünmesi gereken çok önemli lig ve Şampiyonlar Ligi maçları var. Bu yüzden bazı oyuncuları dinlendirecek ve oynatmadığı oyuncuları da görme şansına sahip olacak. Burada bir yanlış yok. A.Gücü her Anadolu takımı gibi kupayı çok istiyor. Çünkü onlar için Avrupa’ya gitmenin kısa yolu bu. Bir de puanlara verilen para var. O yüzden tam takım sahaya çıktılar. Buna karşılık Kazım oyundan atılana kadar Fenerbahçe’nin şu kadrosu oyunda hep dengeyi sağladı. Zaten Semih’in ilk dakikalarda attığı mükemmel golle takım rahatlamıştı. Benim hoşuma giden Ankaragücülü futbolcuların yaptığı preslerde, Fenerbahçeli futbolcuların topu ayağından çıkarmadaki rahatlıklarıydı. Aragones’in de herhalde hoşuna gidiyordur. Sakatlar iyileştikçe kulübe daha da zenginleşecek. Bursa maçındaki Deivid’den sonra dün de Vederson ilk defa sahaya çıktı. Tümer niye 11′de Yadırgadığım üç şey var. Birincisi; Ali Bilgin sağ bekte niye düşünüldü? Gerçi kötü oynamadı, Kazım’la da iyi anlaştı ama yeri orası değil. İkincisi; uzun zamandır sakat olmamasına rağmen 18′e bile alınmayan Tümer neden 11′deydi? O da diğerleri gibi sırasını beklemeliydi. Üçüncüsü; Aragones, İlhan’ı neden düşünmüyor? Yeri santrfor olan İlhan dururken, yeri açık olan Burak neden santrfor oynatılıyor? İlhan ne zaman düşünülecek? Roberto Carlos’un Bursa maçıyla beraber oyuna ağırlığını koymaya başlaması savunmayı rahatlatan en büyük etken. İşte hep eleştirdiğimiz Yasin, Edu’nun yanında hemen hemen hatasız oynadı. Şu ana kadar Fenerbahçe’nin en büyük derdi savunmaydı. Bu da aşılmaya başlandı. Deniz’in zaman zaman istediğimiz hareketleri yapması ilerisi için umut verici. Josico için hâlâ bir şey söyleyemiyoruz ama ikinci devre onun yerine giren Maldonado her geçen gün takıma daha çok ısınıyor. Gerçi dünkü maç için Fenerbahçe adına çok olumlu şeyler söylemek mümkün değil. Ama geçen günleri düşündüğümüzde yedek kadronun bile yaptığı şu mücadele Fenerbahçe’yi ileriki günlere daha güvenli taşıyacaktır. Ankaragücü eski günlerinden çok uzakta. İşleri çok zor. Allah kolaylık versin. Bir zamanların ‘Kupa Beyi’ Ankaragücü belli ki gene bu unvanı almak için en iyi şekilde sahaya çıktı. Ama çok eksik Fenerbahçe karşısında bile istediklerini yapamadı. Fenerbahçe kupa için bu gruptan nasıl olsa çıkar. Önemli olan lig. Ama gene de 26 yıl sonra alınacak bir kupanın da önemi çok büyük olacaktır.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI Temiz-lig-ciler nerede? / 29-10-2008 Adım adım zirveye / 27-10-2008 Görünen köy… / 26-10-2008 Aragones’e sorular / 23-10-2008 Rüya bitti / 22-10-2008 Skor iyi futbol kötü / 19-10-2008 Gün bugündür! / 18-10-2008 Kan kaybına devam / 16-10-2008 Uyanın beyler / 15-10-2008 Lucescu’ya hayır! / 13-10-2008
Foto Galeri Ana Sayfası için tıklayınız!
var secili_lig_widget = 1;
function lig_widget(i)
{
dgid(”ew_menu”+secili_lig_widget).className = “lig_widget_div”;
dgid(”ew_menu”+i).className = “lig_widget_secili”;
dgid(”ew_”+secili_lig_widget).style.display = “none”;
dgid(”ew_”+i).style.display = “block”;
secili_lig_widget = i;
}
.lig_widget_menu table td { color: #000000; padding:3px; border:1px solid #d6d6d6; border-left:0; border-top:none; cursor:pointer; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-weight: bold; }
.lig_widget_div { background-color:#ffffff; }
.lig_widget_secili { background-color: #d6d6d6; }
#ew_1, #ew_2, #ew_3 { }
#ew_2, #ew_3 { display: none; }
.ekonomi_tablo th { text-align: left; font-size:11px; }
.ekonomi_tablo td { font-size:11px; color:#af1718; padding:2px; }
.ekonomi_tablo .tr1 { background-color: #ffffff; }
.ekonomi_tablo .tr2 { background-color: #dfdfdf; }
#lig_widget_alt th, #lig_widget_alt td { font-size: 11px; font-family: Tahoma; }
Puan Tablosu
Toplu Sonuçlar
Haftanın Maçları
Takım
O
G
B
M
A
Y
P
1 Beşiktaş 8 5 3 0 15 6 18 2 Trabzon 8 5 2 1 12 9 17 3 Ankaraspor 8 5 1 2 15 7 16
Tümünü göster…
4 Sivas 8 4 3 1 13 7 15 5 Bursa 8 5 0 3 14 14 15 6 Galatasaray 8 4 2 2 19 10 14 7 Kayseri 8 4 2 2 10 5 14 8 Gaziantep 8 4 2 2 12 9 14 9 Fenerbahçe 8 4 0 4 16 13 12 10 Eskişehir 8 3 3 2 11 10 12 11 Konya 8 3 1 4 10 14 10 12 İ.B.B. Spor 8 2 3 3 7 9 9 13 G.Birliği 8 2 3 3 10 13 9 14 Denizli 8 2 2 4 10 14 8 15 Hacettepe 8 2 2 4 6 11 8 16 Ankaragücü 8 1 2 5 7 15 5 17 Antalya 8 0 2 6 10 18 2 18 Kocaeli 8 0 1 7 7 20 1
8.HAFTA
Beşiktaş
1
Sivas
1
Denizli
2
G.Birliği
2
Ankaraspor
4
Kocaeli
0
Fenerbahçe
5
Bursa
2
Konya
1
İ.B.B. Spor
2
Antalya
1
Hacettepe
1
Ankaragücü
1
Kayseri
3
Trabzon
1
Gaziantep
1
Eskişehir
4
Galatasaray
2
9.HAFTA
Hacettepe
Konya
Cumartesi
14:00
İ.B.B. Spor
Trabzon
Cumartesi
15:00
Eskişehir
Fenerbahçe
Cumartesi
19:00
Sivas
Denizli
Pazar
14:00
Kocaeli
Ankaragücü
Pazar
14:00
Bursa
Ankaraspor
Pazar
14:00
G.Birliği
Antalya
Pazar
14:00
Kayseri
Beşiktaş
Pazar
15:00
Galatasaray
Gaziantep
Pazar
19:00
Fenerbahçe | Galatasaray | Beşiktaş | Trabzonspor | Turkcell Süper Lig | Bankasya 1. Lig | Aktüel | Yazarlar | Sayısal loto | Süper toto | Şans topu | Künye | Ana Sayfa
Copyright © 2003, 2008 - Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Hepoku
Sabahtan Al Haberi
linkz_publisher_id = 2113;
linkz_scope = [ ’style3′ ];
linkz_publisher_id = 2113;
linkz_scope = [ ’style3′ ];

Ankara’da ne sahada kupayı çok isteyen bir takım görüntüsü vardı; ne de tribünler 25 yıllık hasretin ateşindeydi. 19 Mayıs’ın boş koltukları, iki takım adına da “bir an önce bitsin” misyonunu yüklenmiş, 90 dakikanın ahitleri oldular.Maçın hikayesi yok. Aragones haklı bir kararla rotasyona gitti. Tek ön liberoda ısrar etmeyip göbek ikilisini iki dirençli (Josico-Deniz) orta sahadan kurup, Tümer ve Kazım’ın defansif dinamizmlerini de sahaya yansıtmalarını sağladı. Daha 5. dakikada Semih “iş bitirme” görevini yaptı, maçı takımının kucağına verdi. Kalan 85 dakika boyunca oyundan kopmayıp, Ankaragücü’nün parlamalarına su sıkarak kontrollü oynadılar. TÜMER MAÇA YABANCI KALDI 20. dakikadan itibaren sağ arka adalesini tutan Tümer’deydi gözlerim. Dede’nin burun büktüğü Tümer, erken golle ‘pamuk’ gibi olan maçın yabancısı kalmayı tercih etti. Belki “neden?” diye soruyordu kendine. Rotasyonda kullanılacak oyuncu olmayı yediremiyordu kendisine belli ki. Ama “Tümer oynamalı” diyenleri mahcup etmeyi tercih etti. Bundan sonra Tümer’in aslında kafasına koyduğu maçı alabilecek kapasitede bir oyuncu olduğunu Aragones’e kim, nasıl anlatır? Tümer kendi gururunun ağırlığında kayboldu.Fakat bir genç parlıyordu. Volkan Babacan’ın performansını izlerken, bir an bile endişe duymadık. Arkadaşları da baskı yediklerinde çekinmeden ona pas kullandılar. Şu an görevde olmayan kaleci antrenörü Murat Öztürk’ün emekleri karşılığını buluyor galiba… A.Gücü taraftarının büyük kısmı Cemal Aydın’ı protesto etmek için stat dışında kaldı. İçeri girenler de ağızlarına ne gelirse söylediler. Karşılarında ise kendileri gibi yönetim ile problemi olan ama takımlarını hiç bıkmadan destekleyen Fenerbahçeliler vardı. Rüzgar eken, fırtına biçer. Tribündeki koltuğunuzun arkasında ne yazarsa yazsın, takımın bir ferdi olamazsanız, kaderinize de razı olursunuz.

Ünlü bir iş adamı, devlet adamı, sanat, spor ya da siyaset adamı ne olursanız olunuz. Mesleğinizi başarıyla yapmışsanız, ardınızdan gelenlerin sizden başarılı olması ancak ve ancak sizi mutlu etmelidir. Adamlık da budur. Başarılı bir sistemin de devamı böyle gerektirir. Türk hakemliğinin tarihçesine bir baktığımızda bir çok isim yapmış, nam salmış “Hükümet” gibi duayen hakemlere rastlarsınız. Doğan Babacan’dan Hilmi Ok’a, Ertuğrul Dilek’ten, Muzaffer ve Oğuz Sarvan’a, Erman Toroğlu’ndan Ahmet Çakar’a birçok onurlu adam bu mesleğin duayenleri olarak gelip geçmiştir. Gönül arzu ederdi ki onlardan sonraki genç hakemler de onları geçsin.
Var mı böyle bir şey? Maalesef yok. Öyleyse hakemlikte başarı da yok. Sebep, çünkü onları “En az kendi kıymetlerinde federasyon başkanları yönetti” O federasyon başkanlarının bir ağırlığı vardı. Haza beyefendiler ve ucuz işlerle hiç uğraşmadılar. Teftiş geçirmediler, geçirilen teftişler nedeniyle de ağır cezalarda yargılanmadılar. Başka bir değişle onların “Terazileri tezekten olmayınca tabiatıyla dirhemlerinin de kıymeti arttı” Efendim ya sonraki federasyonlar ve de onların düzenlediği genç hakemler? Genç yakışıklı karizmatik kardeşlerimiz var. Var ama hakemlikte aynı başarıya şahit olamıyoruz. Hem UEFA ve FIFA listelerinde yoklar, hem de içeride felaketler. Bir F.BahçeBursaspor maçını izledik, hakem akıllara durgunluktu.
ÇELİK YELEKLER
Tribündeki idarecileri “hop oturtup kaldırmak” bir yana ceza sahası içinde Alex’e kendini attı diye gösterdiği kart kendini ispat dışında hiç bir şeye yaramadı. Bu kalitede hakemler yüzünden de uluslararası maçlarda Türk hakemliği temsil edilemedi. Çok değerli Türk hakemi Orhan Erdemir bu hususta önemli bir örnektir. 2002 Ağustos’un da Türkiye‘ye gelen UEFA Hakem Başkanı Walker Roth, Haluk Ulusoy’a 2004 Avrupa, 2006 Dünya Kupası’nda Orhan Erdemir’e düdük çaldırmak niyetinde olduğunu ifade eder. Ancak federasyonun listesinde ne Orhan Erdemir ne Erol Ersoy ne de Metin Tokat yer almayınca yollanan İsmet Arzuman da 4. kategoriden yukarıya çıkartılmaz. Maalesef Türk hakemliği başta başarısız federasyonların Orhan Erdemir örneğindeki kurbanıdır. Şimdi 1- Yeni federasyon bu hassasiyeti göz ardı etmemelidir. 2- Siyasi partiler yaklaşan yerel seçimler nedeniyle yıpranan spor adamlarının “çelik yelek” giyme arzusunu hassasiyetle takip etmeli ve tedbirli almalıdır.