Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Yazarlar’ Category

Döküldüler!

Wednesday
Aug 27,2008

Ahmet Çakar

G.Saray sadece Şampiyonlar Ligi’ni kaybetmedi; belki de Skibbe’yi kaybetti. Galatasaray sadece milyonlarca euro kaybetmedi; belki de yeni gelen transferlerin karizmaları çizildi.Geçen sezonki Galatasaray ile bu yılki Galatasaray’a bakıyoruz; en önemli fark ceza alanı içi. Dün gece Galatasaray ataklarında neredeyse bir, hadi bilemediniz iki oyuncu hücum bölgesindeydi. Hücumda fazla adamla mücadele etmek için ille de çift santrforla oynamaya gerek yok. Nonda gibi ileriye tek santrfor koyuyorsanız arkasında oynayan oyuncular hücumda sürekli çoğalmalılar. Ama dün gece bakıyoruz ki ne Kewell ne Arda ne de Linderoth bunları yapamadılar.Koskoca Galatasaray rakip kaleye bir şut atamadı. Şut atmıyorsunuz, kanatlardan sıfıra inemiyorsunuz. O halde maçı nasıl kazanacaksınız. ÖN LİBERO DEMEK… Dün gece de böyle oldu. Maçın hemen başlarında Kewell’ın direkten dönen şutu hariç Galatasaray’ın tek pozisyonu yok. Üstelik geriden şişirme toplara da bir tek Nonda kafa vurmaya çalıştı ama Steaua defansı duvar gibi… Neredeyse tüm hava toplarını aldılar.Mehmet Topal iyi değildi. Ayhan da öyle… Çok fazla kendi defanslarına yakın oynuyorlar. Adeta işin kolayına kaçıyorlar. Ön libero demek, sadece savunma görevi yapmak değildir. Hücumda da gerekli organizasyonları yapıp ileri çıkabilmektir. Linderoth ve Hakan Balta sadece savunma özellikleri iyi olan futbolcular. Kanatlardan bindirseler de yetenekleri kısıtlı olduğu için hücum yönleri sürekli aksıyor. GOL AÇIK OFSAYTTI Dedik ya, Galatasaray dün gece çok şey kaybetti. Oynayan hiçbir oyuncunuz vasatı bulamazsa hakem kararları da aleyhinize oluyor. Tıpkı Galatasaray’ın dün gece yediği ilk goldeki önemli hakem hatası gibi. Maçı genelde objektif yönetmeye çalışan İtalyan hakem, yardımcısının açık bir ofsaytı görememesi nedeniyle skoru etkiledi.Ama dün gece Galatasaray öyle kötü oynadı ki, hakemler bu ofsaytı doğru görseler bile gol atacak bir görüntüyü maçın hiçbir dakikasında sergileyemedi.

Skibbe iflas etti

Wednesday
Aug 27,2008

Levent Tüzemen

Steaua’nın büyüsü G.Saray’ı yuttu. Nedir bu büyü? 2006-2007 sezonu Steaua, Standart Liege deplasmanından 2-2′lik skorla dönüyor, evinde turu geçiyor. 2007-2008 sezonu Steaua Belarus’un Borisov takımıyla deplasmanda 22 kalıyor yine evinde turu geçiyor. Steaua aynı akibeti G.Saray’a da yaşattı, İstanbul’dan 2-2 ile dönüp evinde kazandı ve Şampiyonlar Ligi’ne girdi. G.Saray’ı Şampiyonlar Ligi ön elemelerinde eleyen ilk takım oldu Steaua.
Oysa Steaua kuradan çıktığında G.Saray yönetimi “Bundan iyisi olamaz” demişti. Hatta “Kesin eleriz” diye avuçlarını erken kaşıyanlar bile vardı. Ama evdeki hesaplar İstanbul’da şaştı; sonra da Bükreş’te iflas etti. Bence bu elenmeyle Skibbe de iflas etti. G.Saray’a galibiyet gereken maçta Skibbe’nin çift forvet oynatmaması korkaklıktı. Tek forvet Nonda da Steaua savunması arasında zavallıları oynadı. Galatasaray golü yedi. Skibbe Ümit Karan’ı oyuna aldı. Skibbe centilmen olabilir, efendi olabilir ama çapı G.Saray’ı yönetmeye yetmez. Yönetim Skibbe ile yola devam ederse G.Saray bir Saftig faciası daha yaşar.

G.SARAY TEMPOSUZDU
Steaua ile evinde oynamak ateşten gömlek. Çünkü çok çirkin, çok çılgın bir seyircisi var. Hiç susmuyorlar, top rakibe geçtiğinde ıslık tufanı estiriyorlar, maçı takımları ile birlikte yaşıyor ve oynuyorlar.
İlk yarı başabaş oynanmasına Steaua göz yömdü. Rumenler G.Saray’ın orta alanda ayağa pas oynamasına izin verirken Arda ve Kewell’ı kanatlara indirmedi. Steaua takım savunmasının nasıl yapılacağını G.Saray’a gösterdi. KewellArda ikilisi sürekli yer değiştirmelerine rağmen tek orta yapamadı çünkü Steaua kanatlarda en az iki kişi ile bastı. G.Saray’ın temposuz oynaması ve hücuma çabuk çıkamaması Steaua’nun ekmeğine yağ sürdü.

HEZİMET BİLE YAŞARDI!
İkinci yarı seyircinin sesini yükseltmesi ile vites büyüten Steaua, G.Saray’ı perişan etti. Steaua forvetleri hızlı hücumlarla adeta G.Saray kalesini dövdü. Golden sonra şuurunu kaybeden G.Saray’lı oyuncuların hali perişandı. Eğer Moreno, Artur, Nikolita son vuruşlarda acele etmeseydi G.Saray Bükreş’te unutamayacağı bir hezimet yaşardı.
Steaua’lı futbolcular yüreklerini koyarak oynarken Skibbe’li G.Saray lejyonerler ordusunu andırıyordu.

Nerede kalmıştık

Wednesday
Aug 27,2008

Selçuk Yula

- Geçen sezon ‘Kezman mı, Semih mi’ tartışması yaşandı, bu dönem Kezman’ın yerini Güiza aldı - Daha önceye gidelim. Hocalar için acemi, köylü, deli, stajyer denildi. Aragones için bekliyorum Dikkat ederseniz bu sütunların yazarı hiçbir zaman teknik adamlara acemi, (Löw), köylü (Lorant), deli (Daum), stajyer (Zico) v.s gibi takılan küçültücü lakaplara itibar etmemiştir. Doğrular da yapılmıştır yanlışlar da. Benim düşüncem yıllarını futbola adamışlara saygısızlık yapılmamasıdır. Aragones’e ne diyecekler, ya da ilk lakabı kim takacak merak ediyorum. Çünkü şimdilik o da Zico ne yapmışsa aynısını yapıyor. 4′lü savunma, 4′lü orta saha, önde Alex, en önde tek forvet.

Geçen sene ‘Kezman mı, Semih mi’ derken bu yıl da ‘Güiza mı, Semih’ muhabbeti başladı. Değişen bir şey yok, kaldığımız yerden devam. İsterseniz Aragones’e de, “Bu adam futbolu bilmiyor” etiketini takmadan önce takımın kimyası futbol adına neyi emrediyor ona bakalım. Ya da her gelen teknik adam sonunda aynı fikirde birleşiyorsa bunun nedenlerini araştıralım. Orta sahadaki sıkıntı açıkça belli oluyor. Aurelio aranıyor. Aradaki fark ortada. Aurelio kesicilik görevinin dışında topu iyi oyuna sokuyor, diripling yapıyor, çalım-şut atıyor, asistleri ve ortaları da iyi. Her sene 4-5 golü var. Onun yaptıklarını yapan yok, zaten o yüzden ülkemizde de yeri dolmuyor. Milli Takım’a da iyi ki çağrıldı, orta sahayı toparlayan adam oldu. Elinde Semih ve Güiza gibi iki kral varken hangi teknik adam çift forvet oynamak istemez ki. Ama Aragones orta sahada üç kişi bırakma riskini göze alamıyor. G.Antep’te ortada 4 futbolcu oynamasına rağmen rakibe verilen pozisyonlar ortada. Selçuk sakat, Deniz sakat, Maldonado güven vermiyor. O bölgeye başka transfer de yapılmadı. Eee peki nasıl olacak? ZİCO DA DENEMİŞTİ Hatırlayın Zico da ilk geldiğinde her maç Semih ve Tuncay ile çift forvet oynamıştı. Ama olmadı. Ne zaman sistemi değiştirdi, başarıyı yakaladı. O sistemle şampiyon oldu, UEFA’da gruptan çıktı, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı. Geçen sene şampiyonluğu ise inanılmaz basit hatalarla kaybetti. “Bazı maçlarda neden çift forvet oynatmadı” sorusu adamın başını yedi. Şimdi aynı problem Aragones’in de başında. Herhalde Zico’ya sorulanlar ona da sorulacak. O da herkes gibi, “Yahu kardeşim Samandıra’da işler sizin oralardan gördüğünüz gibi değil” diyecek ama dikkate alınmayacak. ZAYIF ORTA SAHAŞu bir gerçek ki rakamlara boğulmak son derece yanlış. Şablonlar da önemli değil. Takım takım gibi olup savaşçı kimliğine bürünürse her şey farklı olur. Futbolcular, Güiza ileride tek oynuyor diye onu yalnız başına bırakmamalıdır. Kanatların iyi çalıştığı, iyi topların geldiği bir maçta forvete destek verecek orta saha ile çok pozisyon yakalanır. Burada en büyük iş Gökhan ile Uğur’a düşüyor. Her ikisi de eski formlarından uzaklar. İşte bütün dert de burada. G.Antep maçına baktığımızda Kazım ve Emre için de iyi şeyler söyleyemiyoruz. 4 orta sahanın kötü olduğu maçta Alex’ten de Güiza’dan da bir şeyler beklemek olanaksızdır. Aragones fark yaratmak istiyorsa Semih ile Güiza’yı aynı anda oynatmalı. Zaten sırf o yüzden orta sahaya takviye istiyor. Ama olmazsa da böyle devam etmek zorunda. Biz de her hafta tercihe göre, ya “Semih’e yazık oluyor” ya da “ispanya gol kralı yedek mi oturtulur” diyeceğiz.

 Güiza’yı kullanın

Wednesday
Aug 27,2008

Hakan Yasar
LAFI uzatmadan söyleyelim. F.Bahçe, her türlü sıkıntıya rağmen, Partizan’ı eler inancındayım… En azından geçen yılın Şampiyonlar Ligi çeyrek finalistinin ‘şan-şöhret-karizma’ adına uğrayacağı kaybı düşünürsek, oyuncuların bu maçın hakkını vermesi gerekiyor. ŞU an F.Bahçe temposuz ve kötü oynuyor. Bunun nedeni kadro oluşumu.. Bunda, 1. gerekçe Deivid, Deniz, Selçuk, Vederson, Tümer’in sakatlığı. Semih ve Edu’nun da oynamama ihtimali ürkütücü… İkinci detay ise transferlerin yeterli olmayışı, gidenlerin yerinin dolmayışı.YANİ sarı-lacivertli takım, Partizan’a kötü yakalandı. Ancak kalite, tecrübe, güç olarak F.Bahçe’nin yarısı Partizan’a yeter. Ancak F.Bahçe’nin bugün çok dikkatli olması gerekiyor. Öncelikle ilk maça göre farklı bir Partizan olacak sahada. Ama Aragones’i rakipten önce Fener’in eksikleri daha çok ilgilendirmeli. EDU olmadığında geriden oyun kurmak imkansız. Yasin küskün. Zaten onun Can’la Kadıköy’deki Bursa maçını hatırlayın. Tabii iki tandemi güçlü kılan orta blok. Maldonado’da bu yerin adamı değil. Daha hızlı, daha öne oynamalı. Üç günde sihirli bir değnek değmesse bunun değişimi zor. Öyleysa Emre’ye iş kalıyor. Onun da fizik gücü yetersiz. EDU-SEMİH ÖNEMLİ EKSİKORTA boşluk Uğur ve Kazım’ın da statik oyunu sonrasında daha da büyüyor. Partizan bunu iyi değerlendirebilir. Çünkü olimpiyat takımındaki 20′lik Fejsa ve 21′lik Tosic çok ısırgan oyuncular. Biraz Antep orta sahası gibi enerjik bir rakip bekliyor. Onlarla beden bedene mücadele gerekiyor. Cezası biten Portekizli Moreira’ya karşı Gökhan Gönül uyanık olmalı. ESAS mevzu Senagalli Diarra ve Paunovic. İlki çapraz koşularla yıpratıyor defansı, ikincisi çok zekice araya giriyor. Nitekim ilk maçta Paunovic 2 gol attı. Burdaki arıza şu orta alan güçlü olmadığı için F.Bahçe defansı arkaya çabuk devriliyor. Öne çıktığında ofsayt yapamıyor. Araya adam sızdırmak Partizan’ın birinci planı ve bu önde presle imha edilmeli. Bunu sağlayacak olan da Semih gibi ileride top tutacak adam. Partizan’ın tecrübesi 2. yarıyı ve Kadıköy atmosferini kaldıracak kadar yüksek değil. Taraftar bile boğar bu takımı. Yeterik ayaklar sağlam bassın, F.Bahçe biraz tempo yapsın. Bunu sağlamak için Alex’in sorumluluk olması, Emre’den ayağa kalkması lazım.ARAYA TOPLAR ATINGOL bulmak zor olmaz. Önemli olan yememek. Zaten gol yemezsen eliyorsun rakibi. Bir de Güiza’yı arkaya kaçırma taktiğini daha çok denemeliler bu maçta. Çünkü Djordjevic ve Knezevic (Veya ilk maçta penaltı yaptıran) Sikimic ağır adamlar. Carlos’un, Gökhan’ın kanat bindirme ve ortaları çok iş çıkartır.0-0 demek Şampiyonlar Ligi demek. Öyleyse F.Bahçe, ilk maçtaki rehavetten uzak, disiplin ve ciddiye yakın olmalı. Ve oyun sıkışırsa Tuncay ruhu lazım açıkçası. Yine de tur %95 cepte. Ancak gemi limana yanaşmadan son sözü hep deniz söyler. F.Bahçe bunu unutmasın!

 Lincoln’ü izleyin

Wednesday
Aug 27,2008

Gökmen Özdemir
G.SARAY ilk olarak yapması gereken transferi son olarak yaptı. Ama belki o da son değildir. Milan Baros, Avrupa futbol piyasasında yıllardır bilinen ve patlama yapması beklenen bir isim. Bugüne kadar sadece potansiyelinden konuştuk. Zaten ona yatırım yapan Liverpool ve Lyon gibi büyük kulüpler de o potansiyelin peşindeydi. Şimdi de sıra G.Saray’da.SARI-KIRMIZILILARIN elindeki imkanlar dahilinde Milan Baros’un kulübe kazandırılması başarı. Ama asıl başarı, Çek forvetten performans almak olur. Şu anda Milan Baros’un G.Saray kadrosuna katılmasıyla sarı-kırmızılılar yabancı futbolcularda artı kontenjanına geçti. Artık G.Saray’ın 7 tane yabancısı var. Bunların 6 tanesi sahada olacak, bir tanesi kulübede. Görünen o ki, artı 1 kontenjanıyla kulübede oturması beklenen isim Lincoln. Çünkü Baros’un gelişiyle G.Saray, öyle bir forvet hattına sahip oldu ki, Lincoln’e ihtiyaç kalmadı. Veya bu transfer Lincoln’ü öyle bir hale sokacak ki, Brezilyalı’nın daha çok çalışması, daha çok mücadele etmesi, takım için gereken sertliğe kavuşması gerekecek. Nereden bakarsanız bakın, Baros kendi oynamasa, Lincoln’ü oynamak için sahada ateşlese, o bile bir performans başarısı.TOP ŞİMDİ SKİBBE’DEG.SARAY artık Avrupa’nın gerçekten tanıdığı önemli yabancılarla sahada mücadele edecek. Burada da karşımıza başka bir soru çıkıyor. Skibbe bu kadar önemli isimden nasıl faydalanacak? Öyle bir teknik direktörlük becerisi var mı? Veya kariyeri bu kadar önemli ismi bir arada oynatmaya, üzerindeki yoğun baskıyı kaldırmaya yetecek mi? G.Saray galiba bu sefer takımı iyi kurdu. Ama hocada tekerlek patlattı. MİLAN Baros, Nonda veya Ümit Karan’dan bir tanesiyle ileride birlikte oynayacak. Baros’un gelişiyle G.Saray’da çift forvet dönemi yeniden açılacak. Kanatlarda Kewell, Arda, Hasan, Aydın artık göbekteki forvetleri daha rahat besleyecek. Baros, potansiyel olarak büyük bir transfer. Ama ondan bir Hagi etkisi yaratması bekleniyorsa, Çek forvetin potansiyelini sahaya dökmesi için her türlü imkan seferber edilmeli.

Partizan’a dikkat

Tuesday
Aug 26,2008

Ömer Üründül

Partizan’a dikkat

ÖMER ÜRÜNDÜL

ÖMER ÜRÜNDÜL

Fenerbahçe’nin ‘Çantada keklik’ görülen Şampiyonlar Ligi ön eleme turundaki Partizan maçına çok dikkatli hazırlanması gerekiyor. Çünkü takımın durumu şu anda iç açıcı değil..
İspanya, Euro 2008′de bileğinin hakkıyla şampiyon oldu. Aragones’in takımını güzel hazırlaması, taşları yerine doğru koyması ve defansif- ofansif başarılı oyun kurgusu, kendisi adına olumlu puanlardı. Yıldız oyuncuları; istediklerini tam olarak yapamadıklarında ve performansları düştüğü anda tereddütsüz çıkarması, Fabregas gibi bir yeteneği Villa sakatlanana kadar, 11′de düşünmeyişi önemliydi. Bunların ışığında Aragones’in F.Bahçe’nin senelerdir alışılmış yıldız oyunculara ayrıcalık tanıyan yanlış çehresini değiştireceğine kanaat getirdim. Sezon başında Kezman’ı gözden çıkarması, Maldonado’yla beraber ikisini MTK maçının kadrosuna almayışı olumlu kanaatlerimi pekiştirdi.

OLMAYACAK İCRAATLAR
Ama ne yazık ki ligin ilk maçında Aragones olumlu düşüncelerimi bir anda ters yüz etti. Maldonado belli bir metrekarede oynayan fizik gücü yetersiz bir ön libero. Yanında sakatlığı ve fizik açıdan hazır olmayışı yüzünden milli takımdan çıkarılan Emre. Ve Alex! 40 derece rutubetli bir havada 3 dirençsiz oyuncu bir arada. Aragones açısından işin en felaket tarafı şu: Aurelio gibi çok önemli bir ön libero elden kaçırılmış. Deivid ve Vederson yok. Selçuk da sakatlanmış. Böyle sıkıntılı bir şablonda takımın en formda ismi Semih kulübede. Bu takımın havasında, suyunda bir şey mi var? Kim teknik direktör olursa olmayacak icraatlar yapmaya başlıyor. Aragones’in Gaziantep’te yaptığı oyuncu ve görev yeri değişiklikleri de yanlıştı. İkinci yarıdaki iki değişiklikten sonra F.Bahçe risk alıyor. Top rakipteyken karşılayıcı orta saha; Semih, Alex, Maldonado, Emre. Bu dörtlü ile geriden hızlı ve iyi çıkan bir rakipten gol yememek mucize olurdu. Eski formundan uzak olsa da ileriye top taşıyan, rakip kontratakları çabuk ve akıllı kademeleriyle kesen Gökhan Gönül‘ün çıkması da büyük hataydı.

ORTAYA İKİ TAKVİYE
Bu maç artık geride kaldı ama gerçekleri göz ardı etmemek lazım. En ciddi sıkıntı orta sahada. Acilen iki transfere ihtiyaç var. Aurelio gitti. Deivid sakat. Sınırlı kapasitesine rağmen Vederson da dengeli bir takım oyuncusuydu; o da yok. Emre hazır değil. Maldonado ve Alex’in devamlılıkları yok ve fizik açıdan yetersizler. Burak, Kazım ve Uğur Boral’ın ne zaman ne yapacakları belli değil. İşte bu yüzden bu bölgeye takviye şart. Defansta ve ileride sorun yok. Aragones, İspanya’da Villa ile Torres’i çift santrfor oynattı. Torres’i çıkarıp aynı özellikteki Güiza’yı sokuyordu. Semih’in teke tekte hızlı adam geçme özelliği hariç diğer özellikleri Villa’ya benzer nitelikte. Aragones, neden Güiza ve Semih’i çift santrfor oynatmasın? Bana göre çözüm iki orta saha transferi, Emre veya Alex’ten biri ve ileride Güiza-Semih ikilisi.

HİÇ İÇ AÇICI DEĞİL
Semih iki senedir ilk defa sonradan girdiği bir maçta varlık gösteremedi. Çünkü sinir sistemi bozuktu. Geçen sene haksız yedekliğe direndi; kendisini ispat etti. Bu sene de alışmadığı bir rol üstlense de yine başarısını ortaya koydu. Bundan sonra haksız yere yedek kalacak bir Semih’ten Fenerbahçe hiçbir randıman alamaz. Benden söylemesi… Çantada keklik gözüken Partizan maçına da çok dikkatli hazırlanmak lazım, çünkü takımın şu anki durumu hiç iç açıcı değil.

Hakemler penaltıyı bilmiyor!

Tuesday
Aug 26,2008

Bülent Yavuz

Turkcell Süper Lig’in birinci haftasında görev alan hakemler, maç yönetimleriyle izleyenlere tat vermedi. MHK’nin bir aylık eğitim süreci ve verilen iddialı demeçler, müsabakalara yansımadı. Ayrıca FIFA’dan gelen hakem eğiticisi de derde deva olmamış. Bu düzeydeki hakemlere aslında verilecek fazla bir eğitim de olmamalı. Onlara oyun alanı içerisinde nerede duracakarını, kartlarını ne zaman, nerede ve nasıl kullanacaklarını, ceza alanı içerisindeki ihlalleri ne şekilde izleyeceklerini öğretmedikten sonra, değil FIFA’dan nereden hoca getirirseniz getirin, bu işi çözemezsiniz.Verilen veya verilmeyen penaltılara bakın. Çıkan veya çıkarılmayan kartlara bakın. Neticede hakemin ya doğru yerde olmamasından veya pozisyonu başından sonuna kadar takip edememesinden kaynaklanmaktadır. Dileriz ki, bu başlangıç ileriki haftalara taşınmaz. MHK Başkanı Oğuz Sarvan, “Ben takımın antrenörüyüm. Kadroya aldığım hakemler, bizim takımımızdır” diyor ve 5 hakemi aut ediyor. Güzel de o zaman iyi bir antrenör ligin ilk haftasına en iyi hakemlerini sürmeliydi. Gelelim birinci haftanın hakem performansına:M.KAMİL ABİTOĞLU (G.SARAY-DENİZLİ): Geçen sezonun flaş hakemi, açılışı iyi yapamadı. Galatasaray’ın ilk golü öncesinde Meira’nın Roberto’ya yaptığı hareket, net fauldü. Ve de çok açıktı. Abitoğlu’na doğrusu yakışmadı ve o top da gitti gol oldu. Avantaj kuralı, hakemin kariyer göstergesidir. Doğru uygularsan, alkışlanırsın. Yanlış uygularsan, yuhalanırsın. Kamil, klas hakem. İlk maç sayılmaz. Ama bundan sonrasına da dikkat etmeli.YUNUS YILDIRIM (G.ANTEP-F.BAHÇE):Sarı kartlardaki standartsızlığı bu sezon da süreceğe benzer. Tabata ve Beto mutlaka sarı kart almalıydı. Oysa Yıldırım oralı bile olmadı. Edu’ya gösterdiği karta ise herkes gülüp geçti. Son derece gereksiz bir karttı. G.Antepli Dewumi’nin ceza alanı içinde Güiza’ya yaptığı hareket, yüzde yüz penaltı. Ve de kırmızı kartı da var. Yıldırım’dan ne penaltı var, ne de kart. R.Carlos’un Ahmet’e yaptığı müdahale de penaltı olmalıydı. Carlos da kırmızı kart görmeliydi.BÜNYAMİN GEZER (ANTALYA-BEŞİKTAŞ):Bunaltıcı ve sıcak havada, dayanabildiği kadar dayandı. 56.dakikada Nobre’ye kalkan ayak, tam isabetti. Gezer, görmedi endirek vuruş yarattı. Oysa temas vardı ve penaltı olmalıydı. 87.dakikada Ali Tandoğan’ın eliyle oynuyor mu, oynamıyor mu yorumu, keyfe kederdi. Yani, penaltı versen de olurdu, vermesen de.. CÜNEYT ÇAKIR (TRABZON-ANKARA):Haftanın görevini yapan hakemlerinden biriydi. Weeks’e çıkardığı ikinci sarı kart, direkt kırmızı olsa, daha doğru olurdu. FIFA da başarılı bir performans sergileyen Çakır’ın bu pozisyonları atlamaması gerekir. FIRAT AYDINUS (SİVAS-KAYSERİ):İki komşu takımın mücadelesi, hayli güzeldi ve zevkliydi. Mehmet Eren’e çıkan kırmızı kart da doğruydu. Aydınus, sıkıntı yaratacak bir karara düdük çalmadı. Enerjik müdahaleleri, olası gerginliği önledi. SUAT ASLANBOĞA (HACETTEPE-BURSA):Bu genç, görev alan 9 hakem içerisinde, en iyisiydi. Maçta iki penaltı kararı var. Her babayiğit hakem, bu kararları verirken, zorlanır. Özgüveniyle, kararlı tutumuyla, çaldığı keskin düdüklerle hiçbir itiraza mahal vermedi. Helal olsun..SUAT ASLANBOĞA (HACETTEPE-BURSA):Ankaragücü’nün yediği birinci golden önce, Veysel topu rakibinden faul yaparak alıyor. Ve o top gidip, gol oluyor. Aytekin pozisyona yakın olmasına rağmen, düdüğünü çalamadı. MHK talimat veriyor, “Kaleci ceza alanını terk ederse, kart gösterin” diye. Aytekin’in etrafında 6 Ankaragücü futbolcusu var. En başlarında da kaleci Serkan var. Yer de orta saha. Tartışılan bir penaltı var. Hakemin takdiri devam şeklinde. Ankaragücülü futbolcular ise bu karara uzun süre itiraz etti. KORAY GENÇERLER (G.BİRLİĞİ-KOCAELİ):Süper Lig kadrosunun genç hakemlerinden. Müsabaka boyunca olumlu işler yaptı. Ancak Gençlerbirliği’nin iptal edilen ikinci golünde ofsayt yok. Yardımcı hakemin kurbanı olmuş. ÖZGÜÇ TÜRKALP (İST.BŞ.BLD-ESKİŞEHİR):Bol pozisyonlu ve yüksek tempolu müsabakada Özgüç’e pek iş düşmedi. Veya Özgüç doğru kararlarıyla olası hakem yanlış kararlara imza atmadı. Eskişehirli futbolcuların bir pozisyonda penaltı beklentileri vardı. Devam kararı doğruydu.

 Öğretmen Kewell

Tuesday
Aug 26,2008

Hakan Yasar
SÜLEYMAN Olgun, henüz 21 yaşında. Denizlispor’da 2. sezonunu yaşıyor. Geçen yıl sadece 45 dakika şans bulabilmişti. Kariyerinin ikinci Süper Lig maçını G.Saray’a karşı oynadı… Öyle bir rastlantı ki, özel görevi Kewell’ı tutmaktı. İlk dakikalarda kendine güvenli duruyor, Avustralyalı’nın kanallarını tıkıyordu. Ancak Neville (M.United), Ferreira (Chelsea), Finnan (Liverpool), Sagna (Arsenal) gibi Preimer Lig’in önemli sağbeklerinin yapamadığını nasıl başarabilirdi ki?YAPAMADI haliyle… Kewell, 2-3 gol denemesinin ardından derslik bir gol attı. Top sağ kanattaki Sabri’deyken 18 yayının gerisindeydi… Sabri 5 metre yanındaki Hasan Şaş’a topu verdiğinde ise kalenin önünde.. Ve Kewell, genç Süleyman’ı uyutup golünü attı. Parlak bir oyun zekası, iyi gizlenen ‘kanat’ yapısı bu olsa gerek… ***G.SARAY’IN Hagi’den sonraki en iyi yabancı transferi Harry Potter… Lakabı böyle ama ona bir masal kahramanı olan ‘Oz Büyücü’ diyorlar. ‘Kirli Harry’ rolünü yakıştıran da var. Ama ona en ideal duran sözcük ‘Büyücü’ galiba. Hızı, tekniği, oyun zekası, sahadaki duruşuyla fark yaratıyor.GERİYE dönüp 18 takımın yaptığı 190 transferi sorguladığınızda en ışık saçanı sol kanat Harry Kewell. Bir tecrübe, bir silah… Yeter ki, kullanmasını bilsin G.Saray ve da Skibbe.***DAHA önemlisi onun karakterini yansıtan dakikaya gelelim. G.Saray’ın 2-1 önde olduğu 78. dakikaya… Skibbe’nin yanına gelip, ‘Ben sakatlandım, çıkayım mı?’ dediğinde ‘Orta sahada idare et, sadece dolaş’ talimatı aldı hocasından.. Üç değişiklik yapılmıştı o an ve Kewell devam etmek zorundaydı. Sakin sakin etti…TABİİ G.Saray’da her oyuncunun Skibbe’ye gelip derdini anlatması güzel aslında. Arda, Steaua Bükreş maçında ‘Yardım eden yok, yalnız kalıyorum’ diye dert yandığı Skibbe’den ‘Tamam’ karşılığını aldı hemen… Efendi hoca portresi sunsa da karizması zedelenmişti Alman’ın. Onu taktik yönden eleştirebiliriz. Sahanın şut atan tek adamı Mehmet Topal’ı oyundan aldığında ‘küçük dilimizi’ yutabiliriz. Ancak efendi halleri göze hoş gelmiyor da değil!AMA esas fekakârlığı yapan Kewell’dı… Sahadaki efendi duruşu ‘forma aşkı’ ya da ‘profesyonellik’ kavramlarını daha bir sıkı eklediğini söylemeliyiz. Geri dönüş arızası ise zamanla düzelebilir. ***ALINACAK derse gelince. Bakın G.Saray taraftarı artık Lincoln’ü tribüne bile çağırmıyor. Yeni kahramanları Kewell olacak gibi gözüküyor. Ancak asıl önemli olan Harry Kewell’ın kıymetini bilmeli bu lig. Özellikle de oyuncular. Mesela ben futbolcu olsam, yemez içmez onu izler, kapabileceğim herşeyi öğrenirim… NE yaptığını, nasıl kendini gizlediğini… Hatta, EURO 2008′in kimilerince yıldızı Arda Turan olsam bile… Çünkü öğrenecek çok şey var ondan. Ve ‘Kirli Harry!’ yarın Bükreş maçında G.Saray’ı Şampiyonlar Ligi’ne sokacak birinci kahraman adayı.. Bükreş’te dilerim bu silah iyi ateş eder. Bunca yıldızın suskun kaldığı ilk haftada dünya yıldızı parlaklığıyla ligi aydınlattığı için gönül kürsümüzün kahramıdır Kewell… Ligimize hayırlı olsun.*****Hocalar bile güvenmiyor ki! F.BAHÇE başkanı Aziz Yıldırım, 2 Haziran tarihinde FB TV’ye çıkıp önemli açıklamalar yapmıştı. Satır arasında ne demişti Yıldırım “Bizim yürüye yürüye şampiyon olmamız lazımdı…” BUGÜN belkide F.Bahçe takımı başkanının bu sözünü haksız çıkartmamaya çalışıyor! Yoksa bu kadar temposuz bir F.Bahçe olmaz. Daha önemlisi Aragones gibi ‘hız delisi’, Raul’ü sırf bu yüzden Milli Takım’dan atmış bir hocaya rağmen bu temposuzluk. Daha da ötesi, disiplin kralı Luis’e karşın uyku tulumunda bu takım… ‘Hayatımızda böyle çalışmadık’ diyen futbolcuların tükenmişliği garip…***G.SARAY’IN da pek farkı yok. Tam bir rehavet takımı olmuşlar. Yıldızlar isteyince takım oynuyor, onlar durduğunda Aslan cenaze gibi kımıldamıyor. Ve daha önemlisi, onları sevk ve idare edecek yapıda değil Skibbe.. İşin garip tarafı F.Bahçe, özgürlükçü Zico’dan katı Aragones’e, G.Saray disiplinli Kalli’den ‘rahat’ Skibbe’ye geçiş yaptı. F.Bahçe’de değişen birşey yok, G.Saray da ise gerileme var.BEŞİKTAŞ’IN durumu daha da garip. Ertuğrul Sağlam, “Avantaj bende. Çünkü ne Luis, ne Skibbe bu ligi tanıyor” demişti. İnandığı sistemle 9′da 8 galibiyet alarak lige girdi. Antalya’da ilk yarı lastik patlayınca medya isyanı bastı: “Bu nasıl kadro.” EEE… Testi kırılda ya! Sallıyoruz haliyle. Sağlam’ın kafası karışıyor haliyle.. Şimdi silbaştan durumu. Zaten Aragones, Skibbe, Sağlam olmazsa bizim medya nereden ekmek yiyecek çok merak ediyorum. Ancak önemli detay şu: Üç hocaya da maç sırasında dikkatli bakın… Suratları çok net bir fotoğraf sunuyor. MUTSUZ ve umutsuzlar. Sanki takımlarına güvenmiyorlar. 10. dakikaki ürkek bakışların başka izahı yok.*****Çakmağı çak, çırayı yak… ANTEP ve Antalya’da ‘kanlı’ olaylar oldu. Hatta Antalya’da Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’e saldırıda bulunuldu, çakmak bile atıldı. Bunlar çirkin şeyler deyip üstünü örtmek alışık olduğumuz kolaylık… Yine sokak kavgaları diye geçiştiren olabilir…OYSA dikkat çeken bir nokta var… Tam bir potansiyel suç örgütü oluşturmuşuz. Ve sokak ortasında çatışıyor gençler. Bir taraf tahrik ediyor, diğeri de tahrik olmaya hazır… Peki ‘çakmağı çak, çırayı yak’ durumunu kim yarattı? Bugün ’susalım’ diyenler, kalemi kan damlayanlar olabilir mi?*****Hâlâ bir ‘gözlük’ öğretmeni yok!F.BAHÇE bazı konularda ihmalkâr. Mesela, şu gözlük meselesi. Hatırlayın Lugano Kadıköy’deki Beşiktaş maçında ‘gözlük’ işareti yapmıştı yardımcıya. Bu hareketin atlanmasına yapılan eleştiriler sonrasında aynı Lugano, Ali Sami Yen’deki kupa çeyrek finalinde aynı hareketten atıldı. Ve Güiza, Kamil Ocak’ta aynı sahneyi tekrarladı, sarı gördü. Belli ki, bir ‘ders’ verilmemiş!*****Çalınmayan penaltılar, saçma kartlar BAHSİMİZ futbol olunca kambersiz düğün olmaz. Yani hakemleri ‘es’ geçmeyelim. K.Ocak’taki karşılıklı 1′er penaltı verilmedi. Aytekin Durmaz’ın Konya’da çalmadığı A.Gücü penaltısı, Konya golü öncesinde görmediği faul skoru etkilemiş. Koray Gençerler’in Gençlerli M.Nas’ın penaltısını çözemediğini görüyoruz. Ve tartışmalı bir sürü kart… Görünen o ki, Silivri kampı da iyi gelmemiş…

 Song’a inan’mak

Monday
Aug 25,2008

Hakan Yasar
SONG taç atışı için topun başına geçtiğinde skorbord 61′i gösteriyordu. Ve, 25 yıldır ölü toprağı serilmiş efsanenin uyanacak hiç hali yoktu. Umut veren bir Trabzon izlemiyorduk çünkü. Üstelik ligin acemisi 18′lik Weeks’in 36′da oyundan atılmasına, Ankaraspor 10 kişi kalmasına rağmen!EVET… Mucizeler zaman alır. Ancak o mucize için ışık gerekir. İşte Trabzon için o sinyal Song’un taç atışını kullandığında çaktı! Cesur yürek, ‘gelin buraya’ diyerek bir güzel fırçaladı arkadaşlarını. O ses yenilenmiş, açık ‘kuş yuvası’nı anımsatan yeni Avni Aker de sert bir akis yaptı. Nitekim, 3 dakika sonra o ana dek yerinden kıpırdamayan Gökhan’ın çapraz koşusu ve maçın aklı başında oynayan tek adamı Selçuk İnan’a çıkardığı pasla iş çözüldü: Şut ve gol! ***OLAY basit ve sıkı bir şuta bağlıydı. O an iki küs gibi oynayan forvet Gökhan-Umut arasındaki uyumsuzluk, Hüseyin’in yan-pas hastalığı, Yattara’nın ‘isteksiz’ hali, iki bek Serkan ve Cale’nin etkinsizliği unutuldu. HATTA stoperden bozma Tayfun’un Serkan’ın yapamadığı ortayla Gökhan Ünal’a attırdığı gol iyice çimlere gömdü kötü oyunu. Çünkü önemli olan kazanmaktı Trabzon için. Ne pahasına olursa olsun. Ve Boca Juinors’un marşıyla alev alan seyirci 3 puanın açık seçik şekilde mimarıydı. ***ZATEN seyirci Trabzon’dan daha tempolu oynadı maçı! Tabii onların sinerjisi önemli. Peki onca pas hatasının, top kaybının sırrı, yarattıkları baskı olabilir mi?DEĞİL. Sorun aslında Trabzon’un kadrosunun kantratak 11′i oluşundan kaynaklanıyordu. Belli ki, içerde zorlanacaklar, dışarda daha kolay kazanacaklar bu felsefeyle. Ya da topa iyi kafa vuracak iki forvet.YİNE 11′in 6’sının yeni olması gösteriyor ki, zaman ihtiyaçları var. Ki, bu seyirci o zamanı tanıyacak bu takıma. Ve belli ki Trabzonlu oyuncular Selçuk İnan’ın o ‘inanmış’ haline bürünecek. Bürünmeli. Bürünürse lige renk katar, zirveye oynar bu takım…AÇIKÇASI dün futbol yoktu Trabzon adına. Ankaraspor adına da. Ancak şu gerçek ortaya çıktı ki, bu takımın en iyi transferi Selçuk… Bir de ‘ağır ağabey’ Song! Zaten yıllardır Song gibi ruha ihtiyacı yok muydu Trabzon’un. Öyleyse o ruh bulunmuştur…

Hain ve kahraman!

Sunday
Aug 24,2008

Kazim Kanat

Hoca Efendi yine yazacaklarıma kızacak. Futbolda hain de yok kahraman da yok diyecek. Hoca Efendi kızsa da, Beşiktaşlı futbolcular önce hain sonra kahraman oldular. Elbette burada kullandığım hain vatana ihanet anlamında değil. Mesleğe ihanet! Maçın olayı şu. Beşiktaş çok kötü, çok aptalca iki gol yedi. Üstelik bu iki golü de kornerden yedi. Bunun adı şudur: Rakip takıma saygısızlık, rakip meslektaşı küçük görme. Koskoca Beşiktaşlı futbolcular aynı golü iki kez art arda yer mi? Yerse ben de onlara hain derim.
Sonrasında ise Beşiktaşlı futbolculara “Helal olsun” diyorum. Yani hepsi birer futbol kahramanı.
Bu maçın iki yorumu var.
1-Beşiktaş aptalca goller yedi. Harika goller attı. Üstelik harika da futbol oynadı.
2-Antalyaspor, müthiş istekli, cesur oynadı. Ama şansları da yoktu. Durum 22 iken topları direkten döndü, o dönen top kendi kalelerine gol oldu.

ZAN VE AYDIN OLMADI!
Gelelim iki teknik adam Jarabinsky ve Sağlam’a. Jarabinsky iyi oynayan ve Beşiktaş’ın üzerine giden takımı geriye çekti. Bu korkaklığın faturasını ağır ödedi. Sağlam’a ise çok ciddi eleştirimiz var. Nedeni şu:
1-Delgado gibi bir büyük oyuncuyu savunmanın önünde neden oynatırsın? Delgado ne zaman ceza alanına girdi, Antalya savunması paramparça oldu.
2-Holosko gibi ters koşular yapan agresif bir oyuncuyu neden çizgiye mahkum edersin?
3-İki ön liberolu oynarken ikisini de neden hücuma çıkarmadın? Tek ön liberoya geçip çift santrfora dönünce Beşiktaş golleri buldu. Hem oyunu çizgilere açıp hem de yan ve yüksek toplarla oynarken Bobo tek başına bir hiçti. Oysa orada Holosko olsaydı, Nobre’ye hiç ihtiyaç olmazdı. Beşiktaş’ta Zan’a özel eleştirim var . Üç gün önce Ulusal Takım savunmasının en iyi oyuncusu neden ve niçin bu kadar kötü oynar? Geleceğin büyük starı diye takdim ettiğimiz Aydın Karabulut neden ve niçin kendi futboluna ihanet eder? Sağlam bu iki sorunu çözmeli. Sağlam dedim, çok özel uyarıyı sona bıraktım. Beşiktaş’a savunma futbolu oynatmak intihardır. Çünkü Beşiktaş savunma yapmayı bilmiyor.
MESAJ: Beşiktaş Başkanı’na yapılan saygısızlık 20 milyon Beşiktaşlıya yapılmış sayılır. Dikkat!

Meta