Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Levent Tüzemen’ Category

İkinci yarı coştular

Sunday
Sep 28,2008

Levent Tüzemen

Antalya ve Kocaeli maçlarından so nra Servet, “Rakibe kolay pozisyon veriyoruz. Ayhan ağabey dışında kimse savunmaya yardım etmiyor. Biz bu sistemle büyük maçlarda çok sıkıntı çekeriz” demiş ve yönetimden “Sus yoksa ceza alırsın” şeklinde tepki görmüştü. Ancak Skibbe, Servet’in uyarılarına kulak kabartmış olacak ki Konya önüne Galatasaray’ı AyhanMehmet Güven ikilisinden oluşan çift ön liberolu sistemle sahaya sürdü.
İlk 10 dakikada Baros ve Erhan Albayrak’ın karşılıklı iki güzel golü sonrasında Skibbe’nin sistemi çalışmadı. Çünkü Mehmet Güven göbekte Ayhan’a yeterli destek olmadığı gibi hücuma çıkarken çok pas hatası ve kolay top kaybı yaptı; ikinci hamlelerde geç kaldı. Kewell’ın solda oynaması nedeniyle Arda sağ tarafta görev yapınca yeterince verimli olamadı. Galatasaray hücum girişimlerini sürekli kanatlardan yapmayı düşünüyordu ama yeterli çoğalmayı başaramadıkları için Baros ileride tek kalıyordu. Orta sahadan akıllı top çıkmadığı için Lincoln de etkisiz oynuyordu. Skibbe ikinci yarı Mehmet Güven’i çıkarıp Volkan’ı sol beke aldı, Hakan Balta’yı da onun önüne koydu, Baros’un yalnızlığını gidermek için Kewell’ı ileri itti..

TURUNCU FORMAYLA 5′TE 5
Bu önemli hamleler Galatasaray’ın durgun ve etkisiz oyununu coşkulu futbola döndürdü. Bir anda sahada koşan, basan, hücuma hızlı çıkan ve tribünleri ayağa kaldıran bir Galatasaray ortaya çıktı. Konya savunması Galatasaray ikili forvete geçince kontrolünü kaybetti. Lincoln attığı golden sonra adeta sahada futbol resitali yaptı. Orta alanda istediği geniş alanı bulan ve takipçiliği sayesinde iki top çalan Lincoln’ün iki mükemmel “Al da at” pasını Baros gole dönüştüremedi ama Lincoln’ün üçüncü pasında köşeye akıllı vurdu.
Skibbe’nin Kewell’ı ileriye itmesi Avusturalyalı yıldızın da daha verimli olmasını sağladı. Ve Kewell’ın attığı golde ters köşeye sağ ayağıyla yaptığı vuruş dört dörtlüktü. Galatasaray uğurlu turuncu formasıyla 5′te 5 yaptı.

NOT: Değerli dostum Alpaslan Dikmen’i zamansız kaybettik. Çok iyi Galatasaraylı ve çok iyi bir insandı. Alın yazısı böyleymiş, Allah’tan rahmet diliyorum. Galatasaray taraftarının 3 dakikalık sessiz kalarak yaptığı saygı duruşu mükemmeldi.

Saturday
Sep 27,2008

Levent Tüzemen

Harry Kewell 5 Temmuz 2008′de Galatasaray’a imza attığında en çok şaşıran İngiliz medyası oldu. Liverpool‘la yollarını ayıran Kewell’ın Fulham veya Portsmouth’la anlaşacağı söyleniyordu. Hatta Roma’nın Kewell’a talip olduğu İngiliz medyasında yer aldı. Galatasaray yönetimi büyük bir iş çıkararak ‘İngiltere’yi şok eden Kewell transferi’ni gerçekleştirdi.
Bizden birinin ya da Türkiye‘de oynayan bir yabancı oyuncunun İngiltere’ye transferi doğaldır. Ancak İngiltere’de sevilen, itibarı olan ve Premier Lig’de oynama şansı bulunan Kewell gibi yıldız bir oyuncunun Galatasaray’a gelmesi doğrusu beni şaşırttı.

YÖNETİM AÇISINDAN DEVRİM
Bu transferin perde arkasında para gücünün yattığına inanmıyorum. Çünkü ülkesinde kahraman olan Avusturalya Milli Takımı’nın kaptanlığını yapan Kewell’ın yeterince serveti olduğunu düşünüyorum. Karısı Sheree Murphy’nin İngiltere’de televizyon yıldızı olduğunu düşünürsek Kewell’ın Galatasaray’a transferinin büyük önem taşıdığını kabul etmek gerekir. 30 yaşındaki Kewell’in transferi yöneticilerin “Futbolcu kurulu düzenini bozmak istemiyor. Futbolcunun ailesi gelmek istemiyor” iddialarını çöpe atmıştır.

CARLOS’UN TRANSFERİ MİLAT
Bir gerçek var ki; şu anda oynadığı futbol ve takıma katkısı tartışılsa da müthiş bir kariyere sahip olan Roberto Carlos’un Fenerbahçe’ye gelmesi birçok yabancı oyuncunun Türkiye ile ilgili kafasında oluşan olumsuz soru işaretlerinin kalkmasına yardımcı olmuştur.
Kewell da ülkesinde Alpha dergisine verdiği röportajda Galatasaray’ın büyüklüğüne değinirken, UEFA ve Süper Kupa şampiyonluğundan bahsederken, kararında İspanya’yı Avrupa şampiyonu yapan Aragones ile İspanya La Liga gol kralı olan Guiza’nın Fenerbahçe’ye gelişinin de etkili olduğunu vurguluyor.

TÜRKİYE İMAJI DEĞİŞİYOR
Oysa 2000′li yılların başından itibaren Türkiye‘nin yabancı oyuncu ve yabancı hoca transferinde başı çok ağrıdı. Kulüplerin ödemediği paralar ve oyuncularla yaşanan kavgalar Avrupa basınında manşet bile oldu. UEFA’da ve FİFA’da dava dosyaları yığıldı. Davalarda Galatasaray ve Beşiktaş başı çekti.
İtibarımız üzerinde dolaşan kara bulutlar Carlos’un gelişiyle dağılmaya başladı. Yönetimler de hatalarından arındı. Aragones, Guiza, Kewell, Meira, Linderoth, Baros, Sivok, Delgado, Alex gibi kaliteli isimleri futbolumuzda çoğaltmalıyız.

Monday
Sep 22,2008

Levent Tüzemen

Futbolda farklı yetenekli ve kaliteli oyunculara sahip olmak çok önemlidir. Bu oyuncularla zafer kazanmak için bir lidere ihtiyaç vardır. Yetenek farklılığı olan doğru oyuncular kendi kendilerine bir araya gelemez. Kazanmak adına gerekli motivasyonu, yetkilendimeyi ve yönlendirmeyi sağlayacak bir lider gereklidir.
Notre Dame’ın futbol antrenörü Lou Holtz şöyle der: “Siz kazanmak için büyük oyunculara sahip olmalısınız. Ben antrenörün kim olduğuna önem vermem. Siz iyi oyuncular olmadan kazanamazsınız fakat onları da kaybedebilirsiniz. İşte antrenörün fark yaratacağı nokta buradadır.”
Kocaeli maçından sonra çok kaliteli oyunculara sahip olduklarını vurgulayan Skibbe, “Sakatlar döndükten sonra takımda rekabet artacak. Bu rekabet Galatasaray’a yarayacak” şeklinde yorum yaptı.
Evet; Galatasaray’da tarihinin en geniş kadrosu var. En kaliteli ayakları var. Yabancılarının çoğu milli takımlarda oynuyor, kaptanlık yapıyor. Yerli futbolcuların çoğu da Türk Milli Takımı’na hizmet veriyor.
Lou Holtz’un, “Antrenörün yaratacağı fark buradadır” dediği gibi Skibbe’nin farklılığını ortaya koyacağı ortam, Galatasaray tam takım halinde Florya’da çalışırken oluşacak.
Ümit Karan hariç Sabri, Barış, Linderoth, Hakan Balta, Mehmet Topal, Arda ve Emre Güngör milli formayı giyen sakatlar. Hasan Şaş, Lincoln ve Volkan hariç, İzmit’te sahaya ilk 11′de çıkan De Sanctis, Servet, Meira, Ayhan, Aydın, Nonda, Baros, Kewell; milli takımlarının formalarını giyiyorlar. Galatasaray’ın kadrosunda, Skibbe’nin elinde (Emre Aşık, Alparslan dahil) 18 tane milli takım formasını aktif olarak giyen oyuncu var. Kadro darlığında sahaya çıkacak takımı bir teknik adam olarak kurmak kolaydır. Ancak, kalitesi yüksek ve yarısı milli olan futbolcular arasından doğru onbiri sahaya çıkarmak hoca becerisi ister. Eğer Skibbe başarının hedefi olarak gösterdiği rekabeti yönetebilirse (!) elindeki kaliteli oyuncularla büyük zaferlere imza atar. Ancak, rekabeti eline yüzüne bulaştırır ve rekabetin altında ezilirse Galatasaray zaten dibe vurur. Geniş kadro sadece Skibbe için değil yönetim için de ateşten gömlek. Bu nedenle; Ekim’de ve Kasım’da Türkiye ve Avrupa’da Galatasaray’ın yaşayacağı sınavlar hem Skibbe’nin hem de kendisini göreve getirenlerin kalite vizesi olacak.

Skibbe doğruyu buldu

Sunday
Sep 21,2008

Levent Tüzemen

Kadronun sakatlıklar yüzünden daralması Skibbe’nin doğru onbiri bulmasını sağladı. Arda, Hakan Balta, Sabri, Linderoth, Ümit Karan ve Mehmet Topal’ın katılmalarıyla kadro hem güçlenecek hem takım içinde ciddi bir rekabet yaşanacak.
Özellikle Sabri, Arda ve Mehmet Topal gibi çok koşan, çalışan, mücadele gücü yüksek oyuncular Galatasaray’ın daha tempolu oynamasını sağlayacak. Alparslan, Aydın, Barış gibi genç oyuncuların formayı kapmak için yapacakları mücadele Galatasaray’da rekabeti tırmandıracak.
Asıl sıkıntı Galatasaray geniş kadroya ulaştığında yaşanacak. Eğer Skibbe takım içi rekabeti yönetme becerisini gösterebilirse Galatasaray hem Avrupa’da hem de ligde başarılı olur. Galatasaray’ın kaliteli oyuncularıyla Kocaeli’de farklı kazanması doğal bir sonuç. Çünkü Kocaeli’nin kadrosunun Galatasaray’a kafa tutacak gücü yoktu. Kocaeli ilk dakikadan itibaren savunmaya gömülüp, “Bir gol atarsam üstüne yatarım” düşüncesi içindeydi. Ve bu golü Taner’le buldu. Taner’in attığı golde vuruş becerisi vardı ama Servet’in rakibin önüne kendini yatarak siper etmemesi hataydı. Örneğin, Volkan 56′da Taner’in önüne atlayıp golü önledi.

BAROS-NONDA İYİ BİR İKİLİ
Kazanırken doğruları da yanlışları da görmek gerekir. Ayhan tek ön libero oynadığında ve yardım almadığında rakip göbekten kolay geliyor. Kocaeli bu fırsatları buldu ama oyuncu kalitesi hızlı hücum yapmaya yetmedi. Baros-Nonda ikilisi birbirlerini tamamlıyor, çok geziniyor, akıllı yerlere koşu yapıyor ve gol bölgelerinde sık pozisyon buluyor. Ama bu ikiliye topları kim atıyor; tabii ki Lincoln… Lincoln oynadıkça form tutan bir oyuncu. Bellinzona maçındaki çıkışını Kocaeli önünde sürdürdü. Efsane eski başkan Faruk Süren, Lincoln için “Ya kazanılmalı ya da gönderilmeli” diyor. Çok doğru bir yaklaşım… Ben kazanılmasından yanayım. Lincoln ağır zeminde koştu, çalıştı. Nonda ve Kewell’a verdiği gol pasları akıl ve kalite kokuyordu.
Servet’in savunmadan fazla çıkmaması doğruydu. Volkan’ın yerine giren gurbetçi Alparslan’ı çok beğendim. Çok çabuk, ayaklarına hakim, çok kuvvetli. Dengeli ve hücuma dikine süratli çıkıyor. Mükemmel sol ayağı olan Alparslan’da ısrar edilirse hem Galatasaray hem de Milli Takım çok kaliteli bir oyuncu kazanır.

En büyük sorun uyum

Friday
Sep 19,2008

Levent Tüzemen

Geniş kadroların boyu, sakatlıktan veya cezalardan dolayı kısaldığında teknik adamların kafaları kadro oluşturma konusunda daha iyi çalışır! Galatasaray’dan bir anda 12 oyuncu eksilince Michael Skibbe ideale yakın bir kadroyu sahaya sürdü.
Baros, Lincoln, Kewell, Nonda gibi yıldızlar birlikte oynadı. Ve Galatasaray özellikle ikinci yarı keyif verdi.
Baros’un çabukluğu ön plana çıktı, Kewell zekasıyla oynadı ve hedefteki adam Lincoln çok koşarken “Al golü at” dercesine mükemmel final pasları verdi. Şimdi Skibbe, sakatlar iyileştiğinde rekabeti doğru yönetmeli ve bu takım üzerine doğru isimleri (Arda, Hakan Balta, Mehmet Topal gibi) macera aramadan doğru yerlere monte etmeli. Skibbe, eklemelerle bu takım üzerinde ısrar ederse Galatasaray uyum konusunda yaşadığı sıkıntıları aşar ve futbolcular birbirleriyle oynama alışkanlığı kazanır.
Maça gelince… Galatasaray kalite olarak Bellinzona’dan kat kat üstündü. İlk yarıda kadronun birbirini tanımamasının sıkıntılarını yaşadı. Pas alışverişinde isabet yakalanamadı. Hücuma hızlı çıkamadı. Ancak Skibbe’nin 3-5-2 sistemine geçmesi, savunmayı zorladı. Meira-Servet-Emre Aşık çabuk oyuncular değil. Bu ağırlık Bellinzona hücum adamlarının De Sanctis ile karşı karşıya kalmalarına neden oldu. Yine de Lincoln’ün muhteşem iki pasında Baros ve Nonda vuruş beceriksizliği yaşamasaydı maç ilk yarı kopardı.

İKİNCİ YARI GÜÇ PATLAMASI
Galatasaray’ın fizik gücü halen yetersiz. Karşılaşmanın ilk yarısında sahada koşan, basan, dikine hücum eden değil, daha çok yana ve geriye oynayan bir Galatasaray vardı. Futbolcular da fizik güçlerinin yeterli olmadığını bildikleri için tıpkı Antalyaspor maçındaki gibi Bellinzona önünde de ikinci yarı güç patlaması yaptılar. Lincoln, Kewell, Baros ve Aydın, rakip kalede adeta cirit attılar ve gol kaçırma yarışına girdiler.
Lincoln’ü kenarda oturtmak ihanettir. Çünkü topu bilen ve gol yollarına doğru koşular yapan ve doğru pozisyon alan oyuncularla oynadığında Brezilyalı nasıl etkili oluyor değil mi?
Skibbe, atılanlara değil, yenen gollere kafa yormalı. Uyum sorunu, oyuncuların birbirini tamamlamaması, göze çarpan en büyük sorun. ServetMeira’yı suçlayamayız. Çünkü Serkan, beşinci sağ bek olarak görev yaptı; sırıtmadı ve soğukkanlıydı. Servet’e bir sözüm var: Gelişigüzel ileri çıkma.

Varlık içinde yokluk

Saturday
Sep 13,2008

Levent Tüzemen

Galatasaray tribünleri şöyle bağırıyordu: “Taçsız Kral Metin Oktay… Tek aşkıydı Galatasaray… Senin gibi Cimbomlu’yu unutur mu bu taraftar…”
Metin Oktay sadece Türk futbolunun taçsız kralı değildi, bir insanlık abidesiydi. Metin ağabeyle İzmir Yeni Asır’da birlikte çalıştım; birçok deplasmana birlikte gittim. Son derece mütevazı ve alçakgönüllüydü. Sevgi doluydu. Şöhret sarhoşu değildi. Galatasaray sevgisinin çığ gibi büyümesinde büyük katkısı oldu. Nur içinde yat Metin ağabey.
Galatasaray’ın sahaya çıkan onbirine bakıyorum Hasan, Ümit Karan ve Volkan dışındakilerin hepsi kendi milli takımlarında oynuyor. Kulübeye göz atıyorum; Lincoln, Baros, Topal gibi yıldızlar yedek oturuyor. Sakat olan milli oyuncular Linderoth, Barış, Sabri ile Balta’yı da sayarsak kadro olarak kalite zengini Galatasaray varlık içinde yokluk çekiyor. Yani şeker var, un var, yağ var ama lezzetli bir helva nasıl yaratılacak merak ediyorum. Skibbe de arayışlarını hâlâ sürdürüyor.

İKİNCİ YARI TEK KALE MAÇ
Antalya önünde Skibbe’nin en önemli hamlesi çift santrfora geçmesiydi. Arda forvet arkasında oyunun patronluğuna soyundu. Kewell sol, genç Aydın sağ kanatta, Hasan Şaş da sağbekteydi. Galatasaray ArdaHasanAydın işbirliğiyle sağ kanat bindirmelerinde etkili oluyordu. İlk 25 dakikada tempolu, agresif, hücuma çabuk çıkan bir Galatasaray izledik. Antalya NgewenyaDijehoua ikilisiyle önde pres yaparak Meira ve Servet’in topla hücuma çıkmalarına izin vermiyordu. Galatasaray çok adamla hücum ediyor ama geriye dönüşlerde ağır kaldığından ön libero görevini tek başına yapan Ayhan sıkıntı yaşıyordu.
Nonda’nın attığı gol Arda-Hasan-Aydın üçlüsünün mükemmel organizasyonu sonucu geldi. Ngewenya’nın golü Milli Takım‘ın Belçika’dan yediği golün kopyasıydı. Servet-Meira ikilisi adam paylaşımında hatalıydı. İkinci yarı tek kale maç oldu. Antalya savunmaya gömülürken, Galatasaray adeta gol kaçırma yarışı yapıyordu. Nonda, Baros, Topal, Aydın, Arda vuruyor kaleci Ömer inanılmaz inanılmaz toplar çıkarıyordu. Galatasaray ikinci yarı çok iyi oynadı, ataktı, bol pozisyon buldu ama Ömer’i geçemedi.

Suni çim doğal çime karşı

Monday
Sep 8,2008

Levent Tüzemen

Ankara 19 Mayıs Stadı’nda, bir aksilik olmazsa, maçlar sezon sonuna kadar FIFA kalitesine uygun suni çimle kaplı zeminde oynanacak. FIFA’nın suni çimle ilgili iki kalite belgesi var.
1-Tek yıldız alan zeminde sadece lig maçları oynanıyor.
2-İki yıldızlı zeminde Şampiyonlar Ligi ve milli maçlar oynanıyor.
Ankara’nın zemini de FIFA kalite belgesine göre iki yıldız aldı. Ancak zeminle ilgili tartışmalar hep sürecek. Kaybeden takım, kötü oynayan ve hata yapan oyuncu, kolayı seçip zemine suçu atacak. Suni çimde yaşanacak bir sakatlık belki kıyamet kopartacak.
Sakatlıklarla ilgili doğal çimle suni çim arasındaki bazı bilgileri size aktaracağım. Bu bilgileri Trabzonspor’un kulüp doktoru sayın Hakan Ayaz’dan aldım.
Doktor Ayaz’ın da katıldığı, İngiltere Futbol Federasyonu ile Edinburgh Kraliyet Cerrahları Birliği (The Royal College Of Surgeons Edinburgh) tarafından organize edilen ve Daventry Northamtonshire’da 78 Temmuz 2007 tarihlerinde yapılan ‘Spor Hekimliği 19′uncu Eklem Konferansı’nda doğal çim ile suni çim arasında tespit edilen farkları aktaracağım.
289 takım ayını bulan 5 yıllık çalışmalara 13′ü erkek 5′i bayan toplam 18 takım katıldı. Oyuncuların hepsi (Bir ve ikinci lig) elit futbolcular.
1-Erkeklerde sakatlık oranı.
Antrenman: Doğal çim: 5.3. Suni çim: 5.6. Maç: Doğal: 28.3. Suni: 25.
2-Kadınlarda sakatlık oranı..
Antrenman: Doğal: 2.7. Suni: 3.7.
Maç: Doğal: 11.9. Suni çim: 18.6.
3-Dört haftadan fazla süren şiddetli sakatlıklar.
Antrenman: Doğal: 0.4, Suni: 0.6.
Maç: Doğal: 2.8, Suni: 1.8.
4-Kastendon sakatlıkları.
Antrenman: Gerilme (yırtık): Doğal: 1.3. Suni: 0.7. Arka adale sakatlığı: Doğal: 0.7, Suni: 0.6. Kasık sakatlığı: Doğal: 0.6. Suni: 0.2.
Maç: Gerilme (yırtık): Doğal: 7.2, Suni: 3.9. Arka adale sakatlığı: Doğal: 3.5, Suni: 2.5. Kasık sakatlığı: Doğal: 1.8, Suni: 1.3.
5-Bağ sakatlıkları..
Antrenman: Gerilme (yırtık) : Doğal: 0.8. Suni: 1.1. Ayak bileği: Doğal: 0.4, Suni 0.6. Diz: Doğal: 0.3, Suni: 0.3.
Maç: Gerilme (yırtık): Doğal: 5.2. Suni: 7.0. Ayak bileği: Doğal: 2.5, Suni: 4.5. Diz: Doğal: 2.2. Suni: 2.3.
Konferanstan çıkan sonuç: 1000 maç saati göz önüne alındığında sakatlıklar açısından doğal çimle suni çim arasında anlamlı bir fark yoktur.
Not: Doktor Hakan Ayaz’a, bilgileri almama izin veren asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu ile teknik direktör Ersun Yanal’a teşekkür ederim.

Üç Büyükler turnuvaya

Monday
Sep 1,2008

Levent Tüzemen

Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe geçmişte sezon öncesi eksiklerini görmek ve güçlerini tartmak adına son provalarını TSYD Kupası’nda yapardı.. Yükselen rekabet ortamında tribünlerde yaşanan gerilim, kulüp yöneticilerinin “Oynamayalım” kararıyla TSYD turnuvası bitti. Aslında kulüp yöneticileri TSYD Turnuvası’nı yaşatmayı düşünmedi.
Bugün Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe, sezon öncesi sıradan takımlarla maç yapmayı sürdürüyor, güçlü takımların katıldığı turnuvalarda yer almak için çaba harcamıyor.
Oysa Avrupa’da her sezon öncesi bir “Turnuva Kültürü” rüzgarı esiyor. Bu özel turnuvalarda liglerinde ezeli rekabet içinde olan takımlar karşı karşıya gelmekten korkmuyor.
İspanya’da 1 yıl içinde 14 tane özel turnuva düzenleniyor. Real Madrid, “Bernabeu Kupası”; Barcelona Juon Gamper Kupası” adı altında davet ettiği bir takımla özel maç yapıyor. Sevilla’da Real Betis ile Sevilla’nın katıldığı dörtlü turnuva düzenleniyor.
Bir dönem Galatasaray’ın da davet edildiği ve Ajax’ın düzenlediği “Amsterdam Cup” a her yıl değişik güçlü takımlar katılıyor.

LOBİ FIRSATI DA YARATIR
Arsenal, “Emirates Kupası” adı altında turnuva düzenliyor. Bu sezon Real Madrid, Juventus ve Hamburg katıldı.
İtalya’da ezeli rakipler MilanInter ve Juventus geleneksel “Tim Kupası” nda 45′er dakikalık maçlar yaptı.
Chelsea, Milan ve Sevilla sezon başı Lokomotif Moskova’nın “Railways Cup” adı altında düzenlediği turnuvada buluştu.
Ne yazık ki Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe gibi asırlık çınar olmuş kulüplerimiz, turnuva kültürünü benimsemediklerinden 100′üncü yaşlarını kutladıkları dönemi bile taçlandıracak özel bir turnuva düzenlemeyi akıl edemediler.
Bu tür turnuvalara katılmak veya düzenlemek marka olmuş kulüplerle iletişimi geliştirir, dostlukları büyütür, yabancı oyuncu transferini kolaylaştırır ve en önemlisi kulüplere lobi yapabilme fırsatını tanır. Turnuvaya katılacak takımların medyası da, taraftarı da gelir.

GODİVA TURNUVASI OLMAZ MI?
G.Saray, Beşiktaş ve Fenerbahçe yönetimleri ya birlikte ya da bireysel olarak kendi stadlarında özel turnuva düzenlemeyi artık gündemlerine almalıdır. Turkcell, Ülker, Telekom, Vodafone, Avea gibi dev firmalar rahatlıkla sponsor olur.
Örneğin, Ülker çikolatada dünya markası olan “Godiva” adı altında düzenlenecek bir turnuvaya sponsorluk yapar. Ancak bu düşüncenin hayata geçmesi mevcut kulüp yöneticileriyle değil profesyonel kadrolarla gerçekleşir. Bu iş Avrupa’da şöyle yapılıyor: Turnuva paketi hazırlanıyor. Kulüplere davetiye gönderiliyor. Katılacak takımlar belirlendikten sonra sponsorlara teklif ediliyor.

YARIŞACAKSAK ÖRNEK ALALIM
2005′te Devler Ligi’ne ev sahipliği yaptık. 2009′da Saracoğlu’nda UEFA Finali oynanacak. Ülke olarak 2016 Avrupa Şampiyonası’nı düzenlemeye talibiz. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe sezon öncesi sıradan takımlarla maç oynamayı bırakıp artık turnuva kültürüne ayak uydurmalıdır. Avrupa ile yarışacaksak, Avrupalı’nın sezona hazırlanış zihniyetini, hazırlık maçlarına bakış açısını örnek almalıyız.

Sokak kemancısı

Sunday
Aug 31,2008

Levent Tüzemen

Galatasaray’ın 3 gün arayla üst üste iki maçı oynayacak fizik güce sahip olmadığı Kayseri‘de iyice su yüzüne çıktı. Bu durum da, Skibbe’nin hazırlık kampında Galatasaray’ı iyi çalıştırmadığının bir göstergesidir. Galatasaraylı oyuncular fizik kaliteleri kötü olduğundan mesafe katetmekte zorlanıyor, güçsüzlükten istedikleri hareketleri saha içinde yapamıyorlar. Skibbe’nin iskelet kadroyu belirleyememesi ve ‘deney’ yapar gibi sürekli kadro üzerinde oynaması yetersizliğini ortaya koyarken, Galatasaraylı oyuncuları da şaşkın ediyor. Alman hocanın, oyuncuların yerlerini kadro arayışı içinde sık değiştirmesi hem Galatasaray’ın takım uyumunu sağlamasını engelliyor hem de futbolcuların kendine olan güvenini yaralıyor.
Skibbe kulübeden yanlış yapmasına karşın Aragones gibi otoriter davranamıyor. Bu otoritesizlik yüzünden Galatasaraylı oyuncular kafalarına göre oynuyor. Kısacası; Galatasaray’da takım disiplini yok, fizik güç yok, yardımlaşma yok, ruh yok ve en önemlisi hoca yok. Galatasaray yönetimi sokak kemancısından orkestra şefi yaratma ısrarını sürdürürse Galatasaray akordu bozuk takım olmaya devam eder.

AYDIN TERCİHİ YANLIŞTI
Galatasaray’ın defoları ilk yarı mehtap gibi ortadaydı. 50 milyon dolarlık transfer yapan Galatasaray’ın altı eksikli Kayserispor kalesinde ilk yarı tek pozisyonu olmadığı gibi korneri bile yoktu. Aydın tercihi yanlış bir sürprizdi. Bunca pahalı transfer arasında Aydın kurtarıcı olacaksa vay Galatasaray’ın haline. Aydın eline geçen fırsatı kullanmadığı gibi Galatasaray’ı 10 kişi oynattı.
İkinci yarı Arda, Lincoln’un görevine soyunup Kewell sola geçince Galatasaray hareketlendi. Kewell geniş alanlar bulunca Galatasaray Kayseri kalesine daha etkili gitti. Bu değişim için ilk yarının bitmesi mi gerekiyor? Çünkü Skibbe oyunun içine elini sokmuyor; elleri cebinde maçı izliyor. Baros transfer ediliyor; 70′te oyuna giriyor ve Karan çıkıyor. Galatasaray’ın gole ihtiyacı var ama Skibbe Steaua maçında yapmadığı çift forvet hamlesini eksik Kayserispor önünde bile yapamıyor. Galatasaray taraftarı bu sezon tribünde ve TV başında çok saç baş yolar.
Not: De Sanctis kalitesini belgeledi. Kurtardığı golde köşeye kartal gibi pike yaptı. Hangi Türk kalecisi olursa olsun Olembe’nin vuruşunda topla ağlara girerdi.

Doğal çim mi suni çim mi?

Saturday
Aug 30,2008

Levent Tüzemen

Büyük resim için tıklayın

Ankaragücü-Trabzon maçında sonra gündem 19 Mayıs’ın zeminiydi. Ankara’nın sert kışında 19 Mayıs’ın çim zemini üç takımın aynı sahada oynanması yüzünden bozuluyordu. Geçen sezon kış aylarında çok takım zeminden şikayetçi oldu.
Çözüm olarak 19 Mayıs’ın zemini iki yıldızlı FIFA standartlarına uygun olarak suni çim yapıldı. Üstelik zemin yerden ısıtılıyor. Geçen yıl Brezilya’da düzenlenen U-19 Dünya Şampiyonası zemini FIFA standartlarına uygun suni çimle kaplı statlarda oynandı.
FIFA 2001′den beri suni çimle ilgili çalışmaları, gelişmeleri ve kaliteyi yakından takip ediyor. Hatta bu konuda ‘kalite konsepti’ geliştirildi. Çünkü doğal çimde bütün bir yıl boyunca yüksek düzeyde futbol maçları organize etmek iklim şartları nedeniyle birçok bölgede zorlaşıyor.

TESTLER YAPILIYOR
Nedir bu FIFA kalite konsepti?
1-Katmanların güce dayanıklılığı, nelerden oluştuğu ve iklime uygunluğu test ediliyor.
2-Testlerde zeminin şoku ne kadar emdiği ve bu şok sırasında dikey deformasyonu ölçülüyor. Ayrıca topun nasıl sektiği, hızının nasıl etkilendiği ve kramponun dönüş süreci gibi testler de yapılıyor.
FİFA standartlarındaki suni çimin özellikleri nedir?
1-Hava şartlarından etkilenmiyor; yağmur, kar, dolu, buz gibi ağır hava olaylarına dayanıklı.
2-Özellikle tamamı kapalı statlarda yüksek tribünler nedeniyle zeminin güneş ışığı almamasının yarattığı olumsuz sonuçlar suni çimi bozmuyor. Çünkü suni çimin güneş ışığına ihtiyacı yok. Bakımı daha kolay ve daha az maliyetli.
3-Daha uzun süre dayandığından daha az sayıda sahayla organizasyon yapılabiliyor. Günde 24 saat, haftada 7 gün maç yapılabiliyor.
Suni çime karşı çıkanlar “Futbolcular sık sakatlık yaşar” iddasında bulunuyor. Çim sahalarda oynamayı tabii herkes ister. Çimin bakımı hem çok zor hem de çok külfetli. Gücü olan çime bakım yapabiliyor, gücü olmayan patates tarlası gibi sahalarda futbol oynuyor.

‘ALIŞKANLIK KAZANMALI’
Bilime bağlı hocaların başında Ersun Yanal gelir. Bir işi yaparken de dibine kadar araştırır. Ersun Yanal’a telefon açıp Ankara’daki suni çim zemini sordum. İşte Yanal’ın cevabı:
“Çimin yerini hiçbir şey tutmaz. Ancak Ankara’daki zemin çime birebir benzeyen maddeden yapılmış. Zemin esniyor, futbol oynamayı zorlaştırmıyor. Çimde oynamaya alışkın futbolcular sadece zemini algılama sorunu yaşıyor. Çünkü bu tür zeminler çok olsa uyum daha kolaylaşır. İlk kez oynayan takımlar acemilik yaşar. Yattara rakibin topuna bastığı için düşerken ayağı yere ters basınca bileği döndü. Ciddi bir sakatlığı yok. Beşiktaş’a karşı oynayacak.”
Şimdi ne yapılmalı?. Avrupa maçlarında hem biz hem de rakip takımlar maçtan bir gün önce maçın oynanacağı statta atrenman yapıyor. Bu uygulama Türkiye‘deki lig maçlarında “Zemin bozulur” gerekçesiyle uygulanmıyor. Suni çimin bozulma gibi lüksü olmadığına göre Ankara’ya gidecek takımlar maçtan bir gün önce yeni zeminde antrenman yaparsa zemini tanıma şansı bulur ve en önemlisi futbolcu nasıl bir ayakkabıyla oynamaları gerektiğini tespit eder. Eleştiri yapalım. Ancak eleştirmeden önce fikir sahibi değil bilgi sahibi olmak gerekir.
NOT:
Doğal ve suni çimde yaşanan sakatlık farkına gelecek hafta değineceğim.