Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Gürcan Bilgiç’ Category

Sunday
May 11,2008

Gürcan Bilgiç

Fenerbahçe taraftarları Gençlerbirliği galibiyeti sonrasında şampiyonluk şansını büyük ölçüde yitirmiş takımlarını alkışlarla soyunma odasına gönderdiler. Çoğu buruktu ama Şampiyonlar Ligi’nde yaşadıkları büyük sevinçlerin hatırı üstlerindeydi. Bir hafta önce Galatasaray yenilgisi sonrasında Kezman ve Alex’in taciz edilmesini kendilerine yakıştıramamış, tribünlerde yeni bir çağ açmışlardı: “Taraftar destekler.” Bu alkışların ve desteğin en önemli nedeni, ‘hesap sorma’ hakkını yöneticilerine vermeleridir. Taraftarlar oyuncuları alkışladılar çünkü onların şampiyonluk sevinçlerinin esirgenmesinin faturasını kesecek bir yönetimleri olduğuna inanıyorlar. İKİNCİLİĞİN NEDENİ BULUNMALI Fenerbahçe tribünleri hakeme küfretmedi. Gereğinde bunu başkanları yaptı; 21 gün de ceza aldı. Tribünler; futbolcu protesto etmeyi, teknik direktör yuhlamayı bu sezon bıraktılar. Gördüler ki, onların beğenmediği zaten gidiyordu.Şimdi, ‘vekil hakkı’ ile başkanlık koltuğunda oturan Aziz Yıldırım ile yönetimi oluşturan 14 kişi, taraftar adına, şampiyon olamamanın, hatta averajla ikinciliği elde etmenin nedenini bulmak, bunu da açıklamak zorundalar.Zico ve bazı futbolcuların “Şampiyonlar Ligi maçlarının öncesi ve sonrası bizi etkiledi” mazereti birkaç maç için geçerli olabilir. Ama sezon başındaki kayıp puanlar sırasında bu ligde oynamıyorlardı. Ya da Galatasaray’a karşı yürür gibi oynamanın nedeni de bu lig olamazdı. Bursa karşısına 10 yedekle çıkıp yenilmenin, kadro rotasyonunu bir türlü doğru yapamamanın veya takımın penaltıcısı dururken, Kezman’ın topu alıp, atışa yürümesinin nedenleri de Şampiyonlar Ligi olamaz. Galatasaray veya Trabzonspor yenilgileri kenara alındığında, kayıp 23 puanın verilemeyen hesabıdır, bugün şampiyonluğun Galatasaray’a hediye edilmesinin sebebi… Zico da aynı şeyleri söylüyor. Ciddiyetsizlikten bahsediyor. Bu maçları üst üste yaşadığı, çoğunda da kazandığı için tedbir almayan kendisi değilmiş gibi… Ortada sorumsuz varsa, gereğini yaparsın. Yapamıyorsan, sahadakileri koşmak için ikna edemiyorsan, başkasına laf söylemezsin. CİDDİYETSİZLİĞİN HESABI SORULMALI Ciddiyetsizlik, Kezman’ın penaltı atmaya cüret etmesi mi? Futbolcuların Turkcell Süper Lig’deki maçları önemsemeyip, ‘almaz’ a yatması mı? Ya da teknik direktörün Beşiktaş ve Chelsea ile oynayacağı hafta öncesinde, rakiplerinin maçlarını seyretmek yerine hafta sonunu Atina’da tatil yaparak geçirmesi mi? Aziz Yıldırım’ın bunları görmemesi mi ciddiyetsizlik, ya da gördüğü halde müdahale etmemesi mi? Eğer ettiyse, sürecin devam etmesinin nedeni nedir? Yönetimi de aşan bir gelişme mi var ortada? Konuşma sırası şimdi Aziz Yıldırım’da… Şampiyonlar Ligi başarısı kulüp adına çok önemliydi. Ama onun arkasına saklanır ve taraftar adına aldığı yetkiyle gereken hesabı sormaz, yanlışları ortaya çıkarmaz, sezon boyunca yaptığı gibi önlem almaz, kendi hatalarını da bulup düzeltmezse konuşma sırası değişir ki, bu hiç iyi olmaz.

Etkisiz eleman

Saturday
May 10,2008

Gürcan Bilgiç

F.Bahçe bu sezon Trabzon’dakinden çok daha ümitsiz maçlar oynadı. Sevilla ile eşleştiğinde de kimse turu geçeceğini ümit etmiyor, hele Chelsea önünde bir beraberlik bile yeterli görünüyordu. Bu engelleri, tüm dünyayı şaşırtarak, korkutarak geçmeyi bildiler. Ama bu maçların hiç birinde dünkü gibi pes etmiş, vazgeçmiş oynamadılar. Şampiyonluk avantajını rakibiniz ele geçirse de, sahadakilerin taraftarına ve formasına sorumluluğu; kazanmak için her şeyi yapmayı gerektiriyordu. Ama ne o duyguyu taşıdıklarına dair bir izlenim veriyorlar, ne de fedakarca mücadele ediyorlardı. Zico değişmeyen kadrosu ve zihniyeti ile oynadı maçı. Sahadaki etkisizlik, yine onun için ‘etkisiz’ elemandı. Yattara’nın golüne kadar, bunun benzeri dört pozisyon yakaladı Trabzon. Şans yaver gitti, Serdar kurtarışları seriye bağladı. KİM NELER ÖĞRENECEK? Bir sezon seyrettiği gibi, yine Alex’in ayaklarına dikti gözlerini. Sezonun yıldızı, yine kelepçedeydi. Bir türlü parlatamıyordu yeteneklerini. Buna rağmen Semih ile işbirliği, birkaç pozisyon getirse de, bu kez de Trabzon kalecisi Onur’un refleksleri devreye girdi.İlk yarıda şampiyon olması için kazanması gereken takım Trabzon’muş gibi bir izlenim vardı. İkinci yarıda Zico’dan klasiğini bekledik ama yapmadı. Yasin “Sakatlandım” diyene kadar değişikliğe gitmedi. Semih’in yanına İlhan’ı iliştirmek için farkın üçe çıkması ya da dakikaların 60′ı geçmesi gerekiyordu. Nitekim, çift forvet kararını kronometre verdirtti.Sakat olmasına rağmen Uğur’un sürüklemeye çalıştığı Fenerbahçe’nin karşısına, Trabzon Yattara ile çıktı. Gineli şovunu yaptı, maçın ‘keyif elemanı’ oldu. Şampiyonluğun neden kaçtığının özetidir bu maç. Alex’e kurgulanan oyun düzeninde, sürprizi zayıf takımlar karşısında yaratıyorsunuz. Ama mücadele etmediğinizde, ‘yarım yıldızı’ olan takım hesabı kesiyor. Bakalım bu maçtan kim nasıl ders çıkaracak, geriye yaşayıp öğrenecek bir şey kalacak mı?

Alkışların devrimi

Sunday
May 4,2008

Gürcan Bilgiç

Sahaya çıkan F.Bahçe takımının kazanılması gereken bir maç oynadıklarının farkına varması, ancak tribünlerden gelen ” Gol ” sesi ile mümkün oldu.Şampiyonluğu geçen hafta kaybettiklerine inanmışlar, geçmişte kendilerine ait olan ‘mucizenin (!)’ , bir başkasının başına gelebileceğini akıllarından çıkarmışlardı. 27′de daha Kezman bir kere topa değebilmişti. 30′da Gençler öne geçti, 35′de Zico’nun aklı başına geldi. Semih ile forvetin ikilenmesi, F.Bahçe takımını öne çekmeye yetti. Bu sırada Sivas’tan gol haberleri geliyordu sürekli. Galatasaray’ın attıkları bir fazla olunca suskunluk Saracoğlu’nu kaplıyor, Sivas yetiştikçe umutlar tekrar yeşeriyordu. Duran toptan beraberliği buldular. Ama öne geçiren gol öncesinde Alex’in ayağına yapışan bir top vardı. Kaptan üç rakip arasından Gökhan’ı öyle bir kaçırdı ki, Semih gelen ortayı ters ayakla gol yaparak, bu estetiği taçlandırdı. Üçüncü golün ortasının da sahibi oldu Semih. F.Bahçe santrforluğunun ‘yan gelip yatma’ yeri olmadığını gösterircesine hırslı oynadı; arkadaşlarını oyuna kattı. Maçın teknik tartısının ötesine geçersek, karşılıklı teşekkürlerin sıralandığı, bir anma gecesiydi dünkü maç. Sahaya çıkan takımlarını dev bir pankartla karşılıyordu tribünler. Yaşattıkları için teşekkürlerini ileterek. Kaçan şampiyonluğa rağmen, Şampiyonlar Ligi’nin büyülü havasını solumuşlar, çok farklı sevinçler olduğunu da görmüşlerdi. F.Bahçe takımı da bu vefaya karşılık verdi. Gecenin son teşekkürü Zico’ya olacak. Yaptığı ‘hizmetlerden’ dolayı elbette. Onun sıkacağımız eli, yeni sözleşmeye imza atacak mı? Yoksa bu tokalaşma iyi bir ‘yolculuk’ dileğiyle mi olacak? Bekleyip, göreceğiz. TARAFTARA TEŞEKKÜR Ama yapılan bunca yanlışa, Galatasaray yenilgisine veya kaçan şampiyonluğa rağmen, alkışların ve bir sevgi selinin içine katılan Zico ile oyuncuları, ne büyük bir camiaya ait olduklarını iyi anlamalılar. Bu yüzden F.Bahçe taraftarı bir teşekkürü daha hak etti. ‘Karşılıksız sevgi’ ile azalan şampiyonluk umutlarına rağmen alkışlarını esirgemeyerek, sahadaki oyunculara giydikleri formanın önemini öğretmeyi başardılar ve tüm Türkiye’ye taraftarın nasıl olması gerektiğini gösterdiler.

Düşünme zamanı

Thursday
May 1,2008

Gürcan Bilgiç

Fenerbahçe’de kime sorsak Zico’nun akibeti konusunda belirsiz konuşuyor. Bir hafta öncenin en iyi teknik adamı, bir yenilgi sonrasında tartışılır mı? Bu ancak Türkiye’de veya Fenerbahçe’de olur. 100. yıl şampiyonluğu kucaklandığından beri Fenerbahçe yönetiminin Zico konusunda tereddütleri vardı. Şampiyon olduğu için sözleşmesi otomatikman bir sene uzayacaktı. Şampiyonluk “Devam” kararını perçinledi.Yine sezon başına geldiğimizde Şampiyonlar Ligi etabı başlayana kadar endişeler zirvedeydi. Ama takımın müthiş performansı ve kulüp tarihindeki en büyük başarıyı elde etmesiyle ikilemler yaşanmaya başladı. Zico’nun iyi mi yoksa başarılı teknik adam mı olduğu ayrımında tıkandı herkes. Ama bunu başarı isteyenlere anlatmak mümkün değil. “Önemli olan kazanmaktı, bu adam da bunu başardı” diyenler, tartışmaları kapattılar.Zico da zaten aynı fikirdeydi. Bir hafta önce kazanan takımın iyi olduğunu düşünüyor, bir hafta sonra aynı performansı bekliyor. Kazanmadıklarından, “Sonraki maçta daha iyi oynarlar” diye düşünüyordu. ZİCO KENDİNİ GELİŞTİRDİ Biz Brezilyalı hocanın sadece saha içi performansı konusunda ahkam kesiyoruz. Yöneticiler işin başka etaplarını, soyunma odasında yaşananları veya Samandıra’daki olayları daha net görüyorlar. Karşılaştırma, değerlendirme imkanları daha fazla. Biz, olduğumuz yerden Zico’nun bir gelişim içinde olduğunu, ilk başladığı günden bu yana geçen iki yıl içinde kendini geliştirdiğini görüyoruz. Bana göre yetersizdir, size göre yeterli. Ama ortada net bir gelişme var. Zico konusunda en çok tereddütte olması gereken benim. “Ders alma” kapasitesi nedeniyle Zico’nun önümüzdeki sezon daha farklı olması gerektiği beklentisi içindeyim aynı zamanda. Bunu Fenerbahçe yöneticilerine hissettirmeyen nedir? “Hissediyorlardır” diyorsanız, “O zaman neden sözleşme imzalamak için bu kadar bekleniyor?” diye sorarım. Çünkü bir teknik adamın iyi veya kötü olduğuna, bu kadar geçmişten sonra bir maçta, bir yenilgide karar verilmez. YÖNETİM DE ENDİŞELİ Ne yani; Volkan o hatayı yapmasa, Galatasaray maçı berabere bitse veya kazanılsa, imzalar atılırken Zico iyi hoca olacak, olmadığında “Çalışması için düşünülecek” adam mı? Bir teknik adamı takıma, kulübe kattıkları ile değerlendirmek, saha sonuçlarından soyutlayarak sözleşme etabında değerlendirmek gerekir. Bu andan itibaren bu kısımlarda yönetim cephesinde de endişeler ve tereddütler yaşandığını söylersek yanlış olmaz.

Sakıncasız fatura

Sunday
Apr 27,2008

Gürcan Bilgiç

Bir tarafta şampiyonluğun ince çizgisi üzerinde yürüyen rahat takım vardı, diğer yanda ise yürümek yerine koşmayı tercih eden isteklisi. Koca bir sezonun raconunun kesileceği 90 dakikada, oynamadan kazanacaklarını sananların, gerçek dünya ile tekrar tanışmasını izledik aslında. Şampiyonlar Ligi’ndeki tecrübenin bu maça yansımasını, beklenen Galatasaray presi karşısında pas üçgenleri ile oyunun kontrol edilmesini bekledik. Ayrıca rakibin sahasında karşılanarak sahadaki ateşin daha yanmadan söndürülmesi de gerekiyordu. Bir başka nokta Maldonado’nun Lincoln’e karşı tercih edilmesiydi. Şilili’nin hamle zamanlaması ile rakibi faulsüz karşılama ihtimali, seçilme nedeniydi. Ama Lincoln yoktu, Selçuk yine kulübedeydi.”Al gülüm ver gülüm” devam ederken Volkan’ın hatası bir anda dengeleri bozdu. Ayrıntıların ön plana çıkacağı belliydi. Açıkçası Fenerbahçe kalecisinin pişmiş aşa su katma kontenjanını uzun süre önce doldurduğunu düşünürken, yine yanlış bir zamanlama ile golü rakibine armağan etmesi ile karşılaştık. ZİCO’YU ELEŞTİRMEYECEĞİM! İkinci yarıya dikilen gözlerimiz Fenerbahçe’yi ayağa kaldıracak hamleleri ararken, yine Galatasaray, her türlü alternatifi çöpe attıracak isteğiyle, yardımlaşmasını sahaya koydu. Mağlup gibi oynamaya başladılar, Fenerbahçe’yi yumuşak karnından vurdular. Alex’e endekslenen rakibinin, o topun doğru şekillenecek karar vuruşlarına erişmesini engellediler. Bazı maçları yıldızlarınız ile kazanırsınız, bazılarını yüreğinizle… Bunların hepsini yapsanız da kaybedecekleriniz olabilir. Önemli olan yapmaya çalışmanızdır. Fenerbahçe’nin Ali Sami Yen’de yolunu kaybettiğini, doğrularına ulaşamadığını, geçmiş yanlışlarının ısrarı ile kısır fikirlerden medet umduğunu söylememiz yanlış olmaz. Zico için eleştiri getirmeyeceğim. Zaten şimdi yazacaklarımızın benzerlerini bir çok kez belirttik. Fenerbahçeliler farklı olmaya devam etmek istiyorlarsa, bu takımın belinin neden kırıldığını bir saniyelik karar yanlışlığında aramasınlar. Faturanın adresini ve maddelerini doğru seçsinler. Galatasaray ligin son iki maçına, cebine bir beraberlik opsiyonunu da koyarak giriyor. Uzun seneler sonra “kurt” olmayı başardı, kendi işini “kendi” gördü. Şampiyonun adını koyma fırsatını yakaladı.

Eksilmezse kaybetmez

Friday
Apr 25,2008

Gürcan Bilgiç

Üç ihtimalin ikisi Fenerbahçe’yi liderlikte tutuyor. Ancak hafta başından beri Samandıra’dan gelen haberler tüm hazırlıkların mutlak galibiyet parolasıyla yapıldığını gösteriyor. Fenerbahçe bu kritik derbide nasıl ve ne için oynamalı? Zico, oynaması gerektiği halde birçok maçta taktiğini ve isteğini değiştirmedi. Takımını hiçbir zaman geride tutmadı. Bu maçta da “ikili averaj lehime” diye düşünmeyecek ve galibiyet için taktiğini kuracaktır. Zaten Galatasaray takımının sürekli tedbir üretmesi de bu yüzden. Orta sahadaki oyuncu sayısını çoğaltması, takım direncini artırmaya yönelmesi, Alex’e çareler araması, Fenerbahçe’nin bu maçtaki gücünü de ortaya koyuyor. İlginçtir, kazanması gereken Galatasaray olmasına rağmen, yenilmemeyi daha çok düşünen de Galatasaray. Maç beraberliğe bağlanacak gibi gözüküyor. Zico’nun Alex’in ayaklarına mahkum olmuş hücum aksiyonlarına Semih dışında bir alternatif bulması, Fenerbahçe’nin işini çok kolaylaştırır. - Fenerbahçe neden kaybetmez? Tek forvetli oynayan Chelsea bile Fenerbahçe’ye karşı pozisyon bulmakta zorlanmışsa, Galatasaray’ın işi çok zor. Bu sene birçok üst düzey maç oynadı Fenerbahçe ve hiç birinde sahadan başı eğik ayrılmadı. Bu tecrübeye ve güvene sahip olarak Ali Sami Yen’de oynayacak. Galatasaray’ın bu sezon ortaya koyduğu performansı, dokuz kişi kalmadığı sürece Fenerbahçe’yi yenmeye yetmez. ÖNE GEÇERSE FARK ATABİLİR - Galatasaray’ın “Teknik direktörsüz buralara kadar geldik” motivasyonu Gerets’in ilk yılındaki “Parasız, pulsuz Galatasaray Fenerbahçe’nin önüne geçti” motivasyonuyla örtüşüyor. Zaten kadrosu çok tartışılmayan Galatasaray’a bu motivasyon ek bir katkı sağlayacak mı? Fenerbahçe’nin hiç hoşlanmadığı kalabalık orta sahalı sistem maça ne derece etki eder? Genel bakışta kapanan takımlara karşı Fenerbahçe’nin zorlandığı doğru. Kalli’nin futbolcuların isteği ile gönderilmesi, yeni fatura adresini de takım kadrosu yaptı. Oyuncuların konsantrasyonu ve mücadelesi bu yüzden hiç kuşkusuz üst düzeyde olacak. Ama istemek ile yapmak ayrı şeyler. Bu aşırı motivasyon aynı zamanda Fenerbahçe’nin de silahı olacaktır. Galatasaray’ın mücadele edeceğini biliyoruz. Fenerbahçe’de ise ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir yapı var. Beşiktaş maçında da aynı şey oldu. Rakibin rüzgarını pas yaparak dindiren Fenerbahçe, oyunu kontrol edip, galibiyet için gerekeni yaptı. Bu düzen karşısında beklerini kanatlardan atağa kaldıran Fenerbahçe takımı oyunu çözebilir. - Oyunun yönünü değiştirmek için Arthur Zico’nun hamleleri neler olur? Dizilişin değişmeyeceğini biliyoruz. Daha önce de sıkıntı yaşanan maçlarda Semih dışında hamlesi olmadı. Kezman’ı oynatması, Semih alternatifini elinde tutmak için. Fenerbahçe için en büyük sıkıntı geriye düşmek olur. Ama öne geçmeyi başarırsa fark bile atabilir.

İnandılar bir kere

Saturday
Apr 19,2008

Gürcan Bilgiç

Son dört telafisiz maç, sarı kart sınırındaki oyuncular, sürprizlerin takımı Denizli diye düşünürken, Şampiyonluk şöleninin son virajı öncesindeki coşkulu seyirciyi gördük. Şampiyonlar Ligi dönüşü, Saracoğlu’na ayak basan oyuncularını kucaklayan, gişelerde tek bilek bırakmayan, 90 dakikayı büyük keyifle yaşayıp, çimendekileri coşturan bu taraftar, daha başlangıçta raconu kesmişti. Ama bu gösteri içinde, şampiyonluk veya galibiyet hedefi birden bire değişmiş, “Kezman’ı geri kazanma kampanyası” oluşmuştu. Sırp oyuncu Ankara maçında kaçırdığı penaltının travmasından, kendisine uzanan 50 bin çift el ile çıkartıldı. Bütün takım Kezman’a değip, filelere gitmesi gereken bir top olması gerektiğinin farkındaydı. Tribünler diğer futbolcuları bir kenara itti, sahadakilerde bu isteği “emir” olarak algıladı. İşin esprisi; Denizli kalecisi Süleyman da muhteşem bir ıska ile Kezman’a bomboş bir kale sunarak, kampanyanın parçası oldu. Şampiyonluk “tek hedef” kalınca, Fenerbahçelileri bütünleştiren, tek yumruk haline getiren sürecin başlangıcı da dünün tarihiyle kayıtlara düştü. Çok istiyorlar ve bunu futbolculara da hissettiriyorlar. Artık ciddi olmaları gerektiğini fark ettirdiler ve semeresini aldılar. HANGİ ENSE DAHA KALIN Zico’nun kulübedeki Semih’i “sıkıntılı” anlarda kullanması alışılmış. Ama dün fark ikiye çıktığında, bu kararı verdi. Risk almaması gerekirken, oyuncusunu kazanmak adına hamle yaptı. Kezman’ı tekrar futbol hayatına döndürüp, Semih’in de yoğun bakım ünitesinden çıkmasını sağladı. 3-0′la birlikte sarı kart sınırındaki Alex’i de korumaya alması dünkü doğrularından biriydi Zico’nun.Selçuk’u özellikle ikinci golün başlangıcındaki kritik top kapması ve Uğur’a verdiği dik pasıyla öncelikle değerlendirmek isterim. İleri hamlesine karşılık alan ve oyuna tempo getiren ideal orta sahaydı. Ve sıra geldi “kurtların” maçına. Ali Sami Yen’deki final için geri sayıma geçtik.Şampiyonluk iki takımımızın kendi elinde. Galatasaray veya Fenerbahçe. Kurdun ensesi kalınmış, çünkü kendi işini, kendi görürmüş. Er meydanı Mecidiköy’de… Hangisinin ensesi daha kalın göreceğiz.

Taktik ciddiyettir

Friday
Apr 18,2008

Gürcan Bilgiç

Ankaraspor maçı son uyarıydı. Şampiyonlar Ligi’nin tatlı meltemlerinden, Süper Lig’in soğuk havasına uyum sağlayamayanlar, kalan dört haftada kendilerine gelmek zorunda. Bundan sonra telafilerin olmadığı, raconların kesileceği maçlar var. Yorgunluk, bir sonraki maç veya kendini koruma refleksi, F.Bahçe’ye hiç tahmin etmeyeceği sonuçlar getirecektir.Bunu bilenler var kulüpte. Başta başkan Yıldırım olmak üzere, pazartesi gününden itibaren Samandıra’da kırmızı alarmlar çalmaya başladı. Öncelikle istenen; ciddiyet. Bunu sağlamak için de ortamı gerginleştirerek, oyuncuların üstündeki yükü arttırdılar. Bundan sonra ‘oyun’ yok, ‘maç’ var. BİR AYLIK TAKVİYE BELLİ Taraftarın da en büyük şikayeti, sahadakilerin maç seçmesiydi. Takım da bunun farkında ve en kötü maçlarını bile 10 dakikalık bir saman alevi ile üçdört gollü skorlara getirebildiklerini gördüler. Penaltı kaçmasa, Ankara maçında da kader değişmeyecekti. Ama futbol hata affetmiyor. G.Saray ile puan puana gelinmesinin nedeni olarak bu maçı tek göstermek de yanlış. Öncesinde 10 oyuncunun değiştiği ve puan kayıplarının geldiği Bursa ile Ankaragücü deplasmanları da hesaba sokulmalı. Kayseri bonusu da unutulmamalı… Sezon başında Fenerbahçe’nin sorununun sahadaki bütünlüğü sağlayamaması olduğunu savunuyorduk. Bu fikrimiz değişmedi ama bununla uğraşma zamanı değil. Yönetimin koyduğu teşhis gibi, kalan dört haftada tekniktaktik değil ciddiyet önemli. F.Bahçe’nin futbolcu kalitesine son bir ayda gerekli tek takviye budur. MHK’Yİ TEBRİK EDİYORUZ! F.Bahçe’nin şampiyon olması konusunda endişem yok. Ama endişeli olanların, son hakem yönetimlerine akıllarını taktıkları da bir gerçek. Halis Özkahya ‘beyaz sayfacıların’ etkisi altında kalmıştı. Abitoğlu, Beşiktaş’ın üç penaltısını çalmadı; hemen F.Bahçe maçına görevlendirildi. Hakemin ruh halini düşünün. ‘Hatasız’ bir maç yönetmek zorunda ve bu baskıyla umarız olmaz amayine hata yapacak. MHK’yı da bu seçimindeki ciddiyetten dolayı tebrik(!) edelim.Öte tarafta iki hafta sonra oynayacağı rakibinin hocasına teklif yapıp, pazar gününü, Belediye için ‘rüştünü ispatlama tarihi’ olarak belirleyen bir Adnan Polat var. Geçen sene de Kayseri maçı öncesinde yerel bir televizyon kanalına Mehmet Topuz ile Gökhan Ünal’ı aldıklarını söyleyip, ortalığı karıştırmıştı. Önümüzdeki haftaki derbi öncesinde başta Aurelio; sözleşmesi biten F.Bahçeli oyuncular G.Saray’ın transfer gündemine düşerse şaşırmayacağız! ‘İyi düşünmemiz’ için gereken tek şey ciddiyet. Bu herkes için geçerli, sadece sahada saklambaç oynayan Fenerbahçe için değil. Yönetenlerin, oynayanların ve biz yazıpçizenlerin ihtiyacı olan tek şey bu.

Geri dön Alex

Sunday
Apr 13,2008

Gürcan Bilgiç

Bu sıkıntılı futbolun teşhisi çok önceler konuldu da, tedavisi bir türlü bulunamıyor. Virüsün adı; “Nasıl olsa kazanırız.” Büyük beklentilerin kadrosuna bunu bulaştıran aslında Alex. Öyle bir sezon geçirdi ki, diğer 10 kişiye gerek kalmadan F.Bahçe tıkır tıkır kazandı. Taktik veya stratejik hamleler bile gerekmiyordu. Alex bir parlıyor, işleri bitiriyordu. Dolayısı ile sendrom takıma, “Alex şimdi bir şeyler yapar” diye bulaştı. Baktılar ki, hep haklılar kronik bir hal aldı ve özel seçilmiş maçlar haricinde varlığını korudu. Konya ve Kasımpaşa maçlarının ardından Kayserispor virajı da çözüm üretmedi. Dün bir anda her şey tersine döndü. Yanlışı doğruya çeviren formülü uzatmanın uzatması geçersiz kıldı. “Kim iyiydi” desek, cevap yok. Kötünün karşısına bir sürü isim yazabiliriz ama öteki kötülere haksızlık ederiz . En başında da maçın hakemi Özkahya’ya elbette. İkili mücadelelerdeki yorum yanlışları, kart tercihleri birbirinden anlamsızdı. Geçen haftanın ağır mesajları sahibine ulaşmıştı. Fenerbahçe lehine hata yapmaktan o kadar korktu ki, kolay yolu seçip, yorum hakkıyla maçı gerdi. Maça döndüğümüzde, Uğur Boral’ın oyuna girişi yine gecikti. Temposuz takımı ateşleyecek, hızlı bir kulvar oyuncusu olarak ilk çareydi. İkincisi Maldonado Kezman değişikliği ile çift forvete dönmek. Ama takımı saran virüsün Zico’yu da etkilememesi olanaksız. Geçmiş, ona golün bir türlü olacağını fısıldıyor, o da bekliyor. Kural kitabındaki “alınacak riskler” bölümü sayfasına gelmesi hep gecikiyor. Bu yorumu tepe taklak çevirip, başka bir pencereden değerlendirelim. Son beş maça girilmiş, kazanmak öne çıkmış. Sonucun konuştuğu yerde, varyasyonun veya kalitenin sözü kalmıyor elbette. Golün nasıl olduğu değil, olması önemliyse. Yanlışları doğru yapan formül sadece kazanmaksa .Ortaya bugün çıkıyor. Bu sorunlar “Bırakın o iyiymiş, bu kötüymüş diye tartışmayı” diye o kadar ertelendi ki, penaltı kaçtı, son saniye teslimiyeti el değiştirdi.Ali Sami Yen’deki final için günleri sayarken, Fenerbahçeliler Alex’in içindeki ateşin tekrar yanması için dua etmeliler. Kopya maçlar seyrederken, zirvede kalmak için gereken kudret onda saklı çünkü..

Yenilgiye sevinmek!

Saturday
Apr 12,2008

Gürcan Bilgiç

İletişim uzmanı Ali Saydam ağabeyimiz, Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde, F.Bahçe’nin Chelsea’ye elenişinin başarı gibi gösterilmesini, başkan Aziz Yıldırım’ın başarısı olarak değerlendirdi. Futbolun dışından bir gözle ilginç bir yaklaşım. Sonuç doğru olsa da, bence neden farklı. Spor sayfalarında, F.Bahçe’nin geldiği nokta ve yarı finali burun ucuyla kaçırması zafer olarak değerlendirildi. Bunun sebebi bence Ali Saydam’ın yazdığı gibi Aziz Yıldırım’ın veya Fenerbahçe Kulübü’nün iletişim başarısı değildi. Adı geçenlerin basınla ilişkilerinin birkaç yazar ile sınırlı olduğunu herkes biliyor. Ali Saydam’ın gözünden kaçmış. ALKIŞLANAN ÇIKIŞTIR Bu sonuçların ve performansın başarı olarak değerlendirilmesinin altında yatan futbol kültürümüzdür. F.Bahçe, Avrupa için büyük hedefleri olan bir kulüptür ama daha yolun başındadır. Sonucu değerlendirmeye bu noktadan başlanmalı. Chelsea maçında sahaya çıkan 11 oyuncunun sadece 4 tanesi (Volkan, Semih, Aurelio ve Alex) daha önce Şampiyonlar Ligi’nde oynamıştı. Zico da dahil olmak üzere böyle bir kulvarda ilk tecrübelerini yaşamalarına rağmen, bu takımın gösterdiği çıkış ve futbolundaki gelişimdir esasında alkışlanan… Maliyeti 490 milyon euro olan bir ekibe karşı dik duruyor, turu elde etmek adına stadı dolduranların diz bağlarında çözülmeler yapıyorsanız; yukarıda yazdıklarımız gibi özelliklere de sahipseniz, başkalarının F.Bahçe’ye hayran olmaktan başka çaresi kalmıyor. SENEYE FARKLI OLUR Fenerbahçe’nin elenişinin, başarı olarak gösterilmesinin temel nedeni, kimsenin beklemediği yere gelmesi ve kendisini küçümseyenleri daha sonra saygı duymak zorunda bırakmasıdır.Ama önümüzdeki sezon, eğer takımın şartları fazla değişmezse, yorumlar değişecektir. Bu kez sonuçlar böyle yorumlanmayacak, daha keskin, daha beklenti dolu, daha çok tatmin olmayı bekler sözler ve kelimelerle işlenecektir F.Bahçe… Aynı şekilde Fenerbahçe Başkanı da yenilgi sonrasında oyuncularına teşekkür etmeyecek, hesap soracaktır. Spor basını olarak iyi futbolun, beklenmeyen bir performansın ödülünü verdik bence.