Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

BEŞ kişi muhabbet ediyor. Diğer üçünün ismi önemli değil. İki kişi var ki çok önemli.
Birisi F.Bahçe Teknik Direktörü Zico, diğeri F.Bahçe Basketbol Takımı Koçu Tanjeviç. Konu hep futbol. Zicoya arada sorular geliyor o da gayet samimi ve dosthane biçimde cevaplıyor. Neden diyorlar, Zaman zaman zorlandığında rakibe yüklenmiyorsun, hava topu atmıyorsun, şişirmiyorsun Zico da, “Nasıl yapabilirim ki. Benim 2 santrforum bunlara müsait değil” der. Peki neden Kezman önce, Semih sonra Hoca yine cevaplar: “Kezmanın rakibi yıpratıcı oyun stili var. Önce onu oynatıyorum, sonra Semih diri girince daha iyi işler yapıyor.” Peki diyorlar, “Sen memnun musun santrforlarından”. Zico, “Herkes söylüyor ama eldeki malzeme bu. Ben de aynı fikirdeyim. Aslında yönetim santrfor arıyor. Bize lazım olan santrfor fazla uzak da değil, karşı tarafta.” Merak ediyorlar, “Kim” diyorlar. Brezilyalı çalıştırıcı, çok net cevap veriyor, Nonda. Nonda ile Arda bende olsa ligi de açık ara götürürüm, Avrupada çok farklı yere gelirim” diyor. O sırada Tanjeviç söze giriyor, “Bak hoca senin bir hatan var. Sen hep aynı değişikliği yapıyorsun. Senin sahaya çıkan kadron da aynı, değiştireceğin oyuncular ve dakikan da. Bunu herkes ezberledi. Değişik hamleler yap” der. İşte F.Bahçenin bence bu sohbetten sonra düzeni bozuluyor ve Zico, Tanjeviçe uyuyor. Değişik işler yapacağım diye olayı eline-yüzüne bulaştırıyor. Havuza kendi düşse belki Zico bu kadar üzülmezdi. Ama onu havuza Tanjeviç itiyor. O günden sonra Chelsea maçı dahil F.Bahçenin saçma sapan kadrolarını gördük.Herkes kendi işine bakacak. Bildiğini yapacak. Ben bu haberi geçen hafta içinde aldım. Yazmadım. Sebebine gelince; geçen hafta sonu G.Saray-Fenerbahçe karşılaşacaktı. Nonda da, Kezman da, Zico da, Arda da, iki takım da bu söylenenlerden etkilenecekti. Ve diyeceklerdi ki, Erman ortalığı karıştırıyor. Onun için bekledim. Bence de doğru yaptım. Ama bu konuşulanlar köküne kadar doğru.Bostan ve Türkalpe güvenirimBENCE futbolumuzdaki en büyük noksanlık, futbol oynamış insanların Futbol Federasyonu yönetiminde profesyonel olarak görev almamaları ya da alamamaları. Futbol Federasyonu Başkanı da bir gün profesyonel futbolcu olursa mükemmel olur ama idari işlerde mutlaka profesyonel futboldan gelen üniversite mezunu ve yabancı dil bilen biri olmalı. Şart mı? Belki şart değil ama olursa çok iyi olur. Çünkü futbolu bırakanlar kesinlikle antrenör olmaya kalkıyorlar. Orada para çok. Sonra işsiz kalıyorlar. Çünkü birbirlerine daha sonra ateş ediyorlar. İş cazip hale getirilirse hakem olabilirler. Bu federasyon yeni yapacağı yönetmeliklerle belli kriterleri olanları çok çabuk hakem yapacak. Bence doğru karar. Şu anda Disiplin Kurulu Başkanı Reşat Bostan geçmişte profesyonel futbol oynamış, hukuk fakültesi mezunu bir arkadaşımız. Anadolu Üsküdar ve Zeytinburnunda oynamış ve benim de hakemliğini idare ettiğim eski bir futbolcu. Diyorlar ki, Disiplin Kurulunu Şekip Mosturoğlu kurdu. Bu cümleyi söyleyenler Disiplin Kurulu Başkanına büyük haksızlık ederler.Adam yetiştiremiyoruz Tahkim Kurulu Başkanı yakından çok iyi tanıdığım Adnan Türkalp. İki kurul başkanı futbolumuzun içinden gelen son 20 yıldaki 2 isim. Keşke genel sekreter de, gözlemcilerin başındaki adam da futbolun içinden gelseydi. Biz, yani futbol alemi adam yetiştirip buralara sokamıyoruz. Sonra da dışarıdan gelenlere sallıyoruz. Kemal Dinçer de sporun içinden gelme. Çok da düzgün birisi. F.Bahçeliymiş. Olabilir. Ama sporculuk ruhu olan insan, o terbiyeyi alan insan, fasülyeyi nohuta karıştırmaz. Dinçere F.Bahçeli olduğu için sallayanlar şu anda Ahmet Güvenerin federasyondaki görevini bilmiyor. Güvener hangi takımı tutar? G.Saray. Geçmişte MHKda görev yaparken hiç G.Sarayı karıştırdı mı? Kesinlikle hayır. O da dürüst bir adamdır. Hatta ve hatta o komite başkanıyken yaşanan müthiş bir olayda! tavrını net koyarak entresan bir olayı engellemiştir. Bu olay G.Saraya karşı yapılan bir olaydır. Ben bu federasyondaki Tahkim ve Disiplin Kurulundaki insanların özellikle 3 büyük kulüp tarafından adam sokularak kurulduğuna inanmıyorum. Böyle olduğunu da biliyorum.Doğru ve yanlışHATIRLARSANIZ Büyükşehir Belediye-G.Saray maçında Ayhan yardımcı hakeme lan dedi. Yardımcı hakem Ayhana kartı gösteremedi. Peki sonunda ne oldu? Merak ettim, araştırdım. O yardımcı hakeme bu sezon sonuna kadar maç verilmeyecekmiş. Demek ki Türkiyede doğru işler yapılıyor. Yanlışlar yok mu, var. Lugano, G.Saray-F.Bahçe kupa maçında Cüneyt Çakır tarafından atıldıktan sonra 5-6 dakikalık gecikmeyle sahayı terk etmişti. Ve bu olay rapor edilmiş. Bir şey yapılmamış. Sinek ufak ama mideler bulanıyor.Polis koyulmalıBEN Beyoğlunda gezmeye bayılıyorum. Hani bir şarkı var ya Beyoğlunda gezersin gözlerini süzersin. Gezersin de nah gözlerini süzersin. Çünkü yeni döşenen taşlar yağmur yedi mi, taşın da kenarına bastın mı, gözleri süzmeyi bırak, gözüne kadar su içinde kalıyorsun. Hadi üzerini temizlikçiye verir kurtulursun. Peki, tramvayın yanında özellikle akşamları taksiler, özel arabalar cirit atıyor. Bence İstanbul Valiliği bir kaç yere trafik polisi koysun, yaya yolundaki araç trafiğini düzenlesin. Tam bir rezalet. Dur diyen yok. İstanbul sahipsiz şehir diyorlar, kesin doğru. Ve birkaç kişiye arabanın vurduğuna şahit oldum. Şöför, “Kenara çekilsene lan” diyor. Sıkıysa tampon yiyen cevap versin. Adam sopa yer.Az bile yapılıyorİNANILIR gibi değil. Bazı F.Bahçeli seyirciler futbolcuların yollarını kestiler. Televizyondaki spor yorumcuları seyirciyle karşı karşıya kalmayalım, yarın Alex-Kezman, Fenerden giderler ama biz seyirciyle karşı karşıya kalırız düşüncesiyle pazar gecesi ilerleyen saatlerde yorumlar yaptı. Araba içindeki Kezman güya kendini tehdit eden seyirciye tükürmüş. F.Bahçeli seyircinin yaptığı normal. Yorumcuların böyle olduğu bir ülkede seyirciler az bile yapıyor.

FUTBOL Federasyonu çok yeni. Ama, gelir gelmez çok doğru bir şey yaptılar. Nerede pürüzlü hakem var veya dedikodulu veya torpilli, bir anda hepsine neşteri vurdular. Bir kısmı “Ne olur, ne olmaz” diye bekliyorlar. Bazıları da “Nasıl olsa bize ekmek vermezler” diyerek, bırakıp gittiler.
Bakınız, hakemlik parayla, pulla yapılan bir olay değil. Ama, maç verilmezse bile bir gün Futbol Federasyonu değişir eskisi gelir, “Ben yine at oynatırım” diyenler hala bekliyorlar. Bu bir pencere. Dönelim öbür tarafa.Ligin son 3 haftasına girdik. Dikkatinizi bir şey çekiyor mu? Geçtiğimiz yıllarda düşme ve çıkma maçlarında, özellikle düşme hattındaki maçlarda mafya babaları girerdi devreye. Bu mafya babalarına yakın futbolcular çıkarlardı sahneye. Hakemler vardı. Maçlara tayin edilir edilmez, o maçı iddaadan çıkartan. Ama son 3 haftaya geldik.Bunların hiçbirisi konuşulmuyor. Ne konuşuluyor? Hakem hataları.Bunlar hep oldu olacak. Ama, kasıp kavuran, yakan o meret kelime, çirkin kelime, tehlikeli kelime, maçlara yapışmadığı, bulaşmadığı müddetçe herkesin gönlü rahat olacak. Bence, Futbol Federasyonu daha işe başlar başlamaz bu eylem planını doğru yaptı. Federasyonun başka taraflara da aynen neşteri vurması lazım.Geçen gün Maratonda işten çıkarılanların veya işten çıkarılmaya teşebbüs edilenlerin tekrar işe alındıklarını, Şansal Büyüka iddia etmişti. Ben de tersini iddia etmiştim. Yani işten çıkarılma eylemlerinin sonuna kadar yapıldığını. Israrımda şiddetle devam ediyorum. Yukarıdakilere en son örnek. Eski bir Bursalı yönetici ortaya çıktı. Çaykur Rize-Beşiktaş maçının şike olacağını söyledi. Neden bu iddiada bulundu? Eski maçlara dayanarak. Ama ne oldu? İddiası elinde patladı.Hasan Doğan ve ekibinin destek de verilirse, Türk futboluna çok iyi işler yapacağı fikrindeyim. Çünkü, Hasan Doğan düzgün bir adam veya öyle gözüküyor. İnşaallah benim gibi düşünenleri yanıltmaz. Görünen o ki yanılmayacağımı da zannediyorum.Baba hataları hatırlamazlar3 Büyükler yıllarca ağladılar. “Hakemler bizi doğradı” diye. Ben de onlara dedim ki, “Hep kaybettiklerinden bahsediyorlar.” Ya hakem hatalarıyla kazandıkları. Onları hafızaları almıyor, çöpe atıyorlar. Geçen haftaki Hürriyetin spor ilavesi her şeyi net gösteriyor. Bu yıl 3 takıma yapılan hatalar, hem de baba hatalar alt alta, üst üste, yan yana konulmuş. Galatasaray +5te, Fenerbahçe +1de, Beşiktaş sıfırlamış. Peki bu artılar nereden gelme? Peki bu büyüklere yazılan artılar nereden geliyor? Zavallı küçüklerden. Onların da sesinin çıkacak hali yok.Küfürle besleniyoruz!..SON 2 yılda, 3 büyük takımımızın sahası 18 kere kapanmış. İnanılmaz bir rekor. Bunların bir kısmı küfürden, bir kısmı şiddetten. Ben küfürden dolayı maçın yarıda kalmasına veya küfürden dolayı saha kapatılmasına karşıyım. Eğer, küfür ediyorsa seyirci para cezasını öder. Küfüre devam eder. Bir daha öder, bir daha devam eder veya daha başka bir önlem yaratılır.Mesela diyorum. Küfür maraton tribününden fazla ve devamlı geliyorsa o maraton tribünü kapatılır. Diyeceksiniz ki, “Onlar kale arkasına geçmezler mi?” Bir hafta sonra da orayı kapatırsın. Yanında da para cezası gelir, bu mücadele böyle yapılır. Yani parayı veren, küfürü eder. Çünkü biz küfürle büyüyen bir ülkenin çocuklarıyız. İdare edildiğimiz TBMMdeki oturumlarda küfür dizboyu. Evlerde küfür “Merhaba” gibi.Stat ne zaman kapanmalı? Kesinlikle tribünlerden sahanın içine fiziksel eylemlerde bulunduğunda kapatılmalı. Sahaya madde atarsın, hakemlere gelir, futbolculara gelir. Sahaya atlarsın, hakeme ve futbolculara tecavüze kalkarsın veya edersin. O zaman sahayı okkalı bir şekilde kapatırsın. Kimse de bir şey diyemez. Yani yeni federasyonun bu konuda önümüzdeki yıldan başlayacak şekilde etkin kararlar alması ve uygulaması gerekir.Tabi ki işleri zor. Küfüre sahayı kapatma işini kaldırıp, paraya çevirirlerse susturacaklar. “Siz küfürün yanında mısınız?” diye. Ama bir de bu işin mantığı var. Küfür, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bir yaşam biçimi. Beslendiği bir olay.Ayhan gol atar veya attırırsaGALATASARAYLI Ayhan Akman, İstanbul BŞB maçında sahanın içinde düştüğü yerden, “Hadi, hadi, hadi ulan” diyor. Hakemin gördüğü yerde, yayıncı kuruluşun görüntüsünden futbolcuya ceza veremezsiniz. Sistem bu.Burada cezayı yiyecek adam kim? Kendisine “Ulan” diyen Ayhanı hakeme şikayet etmeyen yardımcı. Peki Ayhanı kime şikayet etseydi ne olurdu? Sarı kart alırdı. Peki, Ayhan sarı alsaydı ne olurdu? Bu hafta Fenerbahçe maçında oynayamazdı.Soruyorum size: “Ayhan oynanacak Fenerbahçe derbisinde gol atarsa, gol attırırsa ezeli rakibini yıkan adam olursa, bu yardımcı ne olur?” Hiçbir şey. “Ulan” diye kalır. Belki, “ulan” olur.Hakemler penaltıyı, faulü, ofsaytı göremeyebilirler veya kapasitelerine göre karar verirler. Ama bir metreden kendine “Ulan” diyen bir futbolcuya gerekli işlemi yaptıramıyorsa, o hakemden bir halt olmaz. “Ulan” olduğunla kalır ve yüzde yüz puan cetveline tesir eder.Ceza can yakacakCUMARTESİ günü İlhan Cavcavı dinliyorum. Gençlerbirliği Başkanı olarak Trabzon Hüseyin Avni Aker Stadıdan çıkarken. Bu sefer pazar günü İlhan Cavcavı dinliyorum. Ankara 19 Mayıs Stadından Gençlerbirliği OFTAŞ-Kayserispor maçından çıkarken. “Hakem alkol muayenesine gitsin” diyor.Peki, İlhan Cavcav bunu hangi yetkiye dayanarak söylüyor. Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav olarak mı, yoksa yoldaki Hasan efendi İlhan Cavcav olarak mı? İlhan Cavcava mutlaka bir ceza çıkar. Ama neye yarar. Cezanın bir hükmü yok. Onun için de Aziz Yıldırım, soyunma odasında kıstırdığı hakeme hakaret eder. Onun için de Yıldırım Demirören ağzına geleni söyler. Bu cezaların kesinlikle para cezası olması gerekir. Hem de okkalı bir şekilde.”A” diyene 50, “B” diyene 100, “AB” diyene 200 lira. Özellikle İlhan Cavcav para cezasını görünce alkolü kendi alır, hakeme içirmez, parayı da ödemez.Alex, G.Sarayda OLSAYDI!..ADNAN Polat, acele ederek İstanbul BŞB maçından çıkar çıkmaz Lincolnü savunmaya kalktı. Ama o Lincoln, Adnan Polatı yalanlarcasına sahanın içinde ne artistlik işler yaptı. Artık öyle bir hale getiriyor ki hakikaten tekme de yese bazı hakemler devam ettiriyorlar. O da yanlış. Hakemlere tavsiyem şu. Top ona geçince, yanaşın. Artistlik yapıyorsa, kendini yere atıyorsa ki bunu mükemmel yapıyor. Sarı kartı gözünün üzerine yapıştırın. Tekmeyi yiyorsa, kararı yapıştırın.Sevgili Adnan Polata da bir tavsiyem var. İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadında tribünden maç seyrine aldanmasın. Mesafe çok uzak, iyi seçilmiyor! Demek ki, Alex Galatasarayda oynasaydı, sevgili Adnan Polat her maçtan sonra beyanat verirdi.YARININI düşüneceksin…FUTBOLCULUK güzel bir meslek. Cicim ayları biter, futbolu bırakırsınız. Aldığınızı iyi değerlendirirseniz ondan sonraki hayatınızda zorlanmazsınız. Ama, türlü sıkıntılar geçirirseniz veya hastalıklara maruz kalırsanız, elden ayaktan düşerseniz, sonunuz kötü olur. Kimseyi yanınızda bulamazsınız. Onun için de futbolcular faal oldukları zaman yarınlarını düşünüp, huzurevleri hazırlamalılar. Bunlara ihtiyaçları olur, olmaz. Ama geleceklerini garanti altına alırlar. Önlerinde o kadar çok örnekler var ki sayamazsınız. Hele bir tanesi var, inanılmaz.Erol Togay. Son zamanlarda duyuyorum, eski Federasyon Başkanı Kemal Ulusunun adını kullanarak “Kitap bastırdım” diyerek, bazı zenginlere telefon açıyor. Zaten açamaz, açtırıyor. O zaman, bir organize iş var. Bu verdiğim örnek sadece bir tanesi. Şu aşamada, şu zamanlarda çok kötü durumda olanları biliyorum. Ama bu sütunlarda isimlerini yazmaya elim varmıyor, üzülüyorum.Ne dersiniz futbolcular veya Futbolcular Derneği, bir huzurevi projesine…

MAÇIN 4-1 bittiğine sakın aldanmayın. Dün gece basket maçı değil ama bir voleybol maçı set skoru çıkabilirdi.
Sakın işi egzejere ettiğimi falan zannetmeyin. Maçı seyredenler bu fikrime katılacaktır. Seyretmeyenler de sonradan izlediklerinde pozisyonlara kahkahalarla güleceklerdir. Hele bir pozisyon var ki, “komik futbol” pozisyonları literatürüne girer. Denizli kalecisi Süleymanın muazzam ıskası, boş kale, Kezmanın muazzam auta giden plasesi…Son 5 yıldır Denizlisporu bu kadar kötü görmedim. Puanları erken toplayınca, Denizlispordaki bütün sorumlular herhalde kaşınmaya başlamışlar. Ama önümüzdeki yıl bu Denizlisporda lastik tutmaz. Hiç zorlanmadılarF.Bahçeli futbolcular karşılarında böyle bir Denizlispor olduğunu 15. dakikada çözdüler. Ve başladılar istediklerini yapmaya. Öyle bir hale geldi ki maç, Denizli bir gol atsa, Fener anında görüntü yapıp, iki tane atacak şekildeydi. Uğur Boralın önüne Zico, Deividi koymuş. Sol dışta, sağ ayaklı oyuncu. O da içeri girerek oynamayı seviyor. Bu sefer Uğur Boralın önü açılıyor. Uğur da o kulvarı istediği gibi kullanıyor. Denizlisporun o koca mesafede Uğurun tek başına oynadığını fark etme şansı yoktu. Eğer etselerdi zaten onu ikili-üçlü kıstırabilirlerdi. Denizlisporda santrfor olarak Yusuf oynayınca, Edu ile Luganoya fındık fıstık yemek düştü. Kalede Volkan inanılmaz derecede maçtan soğudu. Dalga geçer gibiKezman gergin, sinirli tamam. Bir an evvel gol atmak istiyor o da tamam. Ama çok ileride oynarsan fazla gol atarsın diye bir kural olmadığı gibi futbolda bir de ofsayt kuralı var. Dün gece herhalde ofsayta düşme rekorunu kırmıştır. Colin Kazım zaman zaman iyi işler yapıyor, zaman zaman da ukalalıklar. Mesela ikinci yarı güzel hareketlerle sağdan top sürerken Gökhan 60 metre depar atarak ona yardıma ve pozisyon üretmeye geldi. Ama Kazım dalga geçer gibi, ona vereceğine şut atmayı tercih etti. Alex, Kezmanın penaltı olayından sonra dün gece kaptan olarak iddialı ve etkiliydi. Uğur, gol atacak pozisyondayken, ofsayttaki Kezmana topu vermesinden sonra Alexten fırçayı yedi.Futbolcular 2-0 olana kadar Ziconun kenardaki halini görmediler. Ankaraspordan yenilen son saniye golü, Zicoda derin yaralar açmış. 2-0 olunca rahatladı. Hakemin tek hatasıAbitoğlu, iyi niyetli bir hakem. Gördüğün çalmaya çalışıyor. Düzgün bir insan, o belli. Yalnız pozisyonların içine fazlaca giriyor. Topun hangi yönde akına döneceğini kestiremiyor ve futbolcuların oyununu engelliyor. Dolayısıyla topla çarpışma şansı fazla. 67nci dakikada 1 nolu yardımcı kale içindeki Fenerliyi görmüyor ve ofsayt bayrağını kaldırıyor. Ama Abitoğlu o poziyonda dikkatli ve “devam” diyor. Abitoğlunun dün gece yaptığı en büyük hata, ikinci yarıda Selçukun Musa Kuşa yaptığı penaltıyı vermemesi. Herhalde göremedi. Görseydi de sonuç değişir miydi? Kesinlikle hayır. Ama sen göreceksin.

HALUK Ulusoy Federasyonu gitti, Hasan Doğan Federasyonu geldi. Giden, niye gitti? Gerekenleri yapamadı, belki de yapmadı, işine öyle geldi. Sonunda kulüpler isyan ettiler.
Federasyonun görevi Türkiyede futbolu geliştirmek, geniş kitlelere yaymak ve düzenlemek. Statları yaparsanız, statları geliştirirseniz, statları yenilerseniz, insanlara büyük abdestlerini oturarak alafranga tuvaletlerde yaptırırsanız, insanlara ne olduğu belirsiz sosisli, peynirli sandviçler ve simitler yerine, bonfileler, suşiler ikram ederseniz seyirciniz de ona göre olur. Disiplin cezaları da küfür de azalır.İnsanlar Türkiyede statlara daha gelirken ve içeri girerken küfür ederek giriyorlar. Haklılar da. Ne ulaşım var, ne medeni bir şekilde barkodlu girişler var. Hayvan sürüleri gibi itile, kakıla giriyorlar. Bu işin uzun vade çözümü.Gelelim kısa vade çözümüne. Bakınız. Önceki hafta Fenerbahçe-Kayserispor maçı vardı. Bu yazacaklarım kesinlikle bu maçla ilgili değil. Bu maçtan örnekler vereceğim. Hem de hayretler içinde kalacağınız örnekler. O kadar çok ki. İşin sonunda bir federasyonu götürüyor, diğerini getiriyor.Raporları istesinEğer, Hasan Doğan ve Federasyonu acil biçimde aşağıda vereceğim örneklerdeki gerekenleri yapmazlarsa onlar da gidecekler. Bakınız nasıl.Ben de bu maçı sonuna kadar canlı canlı izledim. Yani mışlı, muşlu, oturmuşluğu yazmayacağım. Gördüklerimi, bildiklerimi ve yaptığım araştırmanın neticelerini size aktaracağım.Maçı 2-1 Fenerbahçe kazandı. Fenerbahçenin rakipleri gece bildiri yayınladılar. Ortalık karıştı. Benim gazetemde bir haber çıktı. Maçın gözlemcisinden ek rapor istendiği, çünkü maçın gözlemcisinin gerekenleri yapmadığı şeklinde. Hatta maçın gözlemcisini benim gazetem konuşturdu bile. Şimdi sadede gelelim.Gözlemci Hamdi Kutval. Eski bir hakem. Hakemlikten de arkadaşım. Maçın temsilcileri Cemil Tonbun. Antalya İl Emniyet Müdür Yardımcısı. Öteki temsilci Fahrettin Selçuk. Bir lisede personel. Maç bitiyor, temsilciler gözlemci ve hakemler raporlarını Futbol Federasyonuna gönderiyorlar. Bu raporlardan, temsilcilerin raporlarında Fenerbahçe seyircisinin bayağı bir uzun süre topyekün, yüksek sesle yaptığı, “Satılmış Kayseri” tezahüratı ibareleri yok. Maçın gözlemcisi Hamdi Kutvalın görevi hakemler. Fakat gözlemcilere raporlardaki maçın tanımı bölümünde tribündeki olayları veya maçın genel atmosferi konumunda fikir beyan etme hakları verilmiş. Teferruat, detay hakkı verilmemiş. Bakınız. Maçın gözlemcisi çok doğru bir rapor tutmuş, bu konuda da maçın tanımı bölümünde gerekenleri yazmış.Gerekeni yapsınAma dönüyorsunuz, Futbol Federasyonu Başkanı ve yönetim kurulu namına bu maça gönderilen iki tane temsilcide en ufak bir cümle, kelime yok. Federasyon Başkanı Hasan Doğan, bu üç raporu istesin. Yan yana koysun. Ondan sonra da gerekenleri yapsın.Ne yapması gerekir? Gözlemci, Hamdi Kutvala teşekkür etmesi, temsilcilere de ayrı bir teşekkür mektubu yazarak işlerine son vermesi.Bu işlemi Hasan Doğan yapmazsa sonu Haluk Ulusoy olur. Bu iki temsilci esas görevlerinde eğer böyle hareket ediyorlarsa, vah Türkiyenin haline. Ölmüşüz de haberimiz yok.* NOT: “Ey, Erman Toroğlu sen bu üç raporu da gördün mü bu kadar net yazıyorsun?” diyenler olacaktır. Sevgili Türk vatandaşları. Yıllardır bu sistem gizlilik içinde yürütüldü. Gizli olan her şey sakattır. Gizli olan her şeyde sahtekarlık vardır. Gizli olan her şeyde üç kağıtçılık vardır. Ama her şeyde. Ey futbol federasyonları, yıllardır “Gizli gizli” diye diye istediğiniz atları oynattınız. Futbol mahkeme kapılarına düştü. Kimden neyi gizliyorsunuz, kimden neyi kaçırıyorsunuz? Açıklayın raporları, herkes görsün, fikir beyan etsin. Ama sizler gizledikçe, aynı benim gazetemde olduğu gibi komplo teorileri üretilir. Yalan, yanlış kamuoyu yönlendirilir. Daha da kötüsü testiyi kıranlar, görevlerini yapmayanlar, ellerini ovuşturarak, “Kerizlere bak” diye kahkahalarla gülerken, görevini yapanlar kahrolurlar.İşte Türkiyede şu anki futbolun adaleti bu. Bu sadece binlerce oynanan maçtaki bir örnek. Yani kum tanesi. Şimdi, Hasan Doğan nelerle mücadele edeceğini ve yapması gerektiğini herhalde daha iyi anlamıştır.Yok olmaya mahkumlarHÜRRİYETin dünkü spor ilavesinin kapağını herkesin alıp kulübüne asması lazım. Hani, “Kapak yapacaksın” derler ya aynen öyle. Bir maçtaki futbolcu açısından teknik yorum sonsuza kadar açıktır. Ama hakem hakkındaki teknik yorum sonsuza kadar açık değildir. Bir yerde gelir, tıkanır. Bazı yerlerde sana göre, bana göre vardır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Süper Ligde mücadele eden 10 tane futbolcuyu getirin, bir pozisyonu oynatın, yüzde 95 pozisyonda hem fikir olurlar. Çok az pozisyonda 6ya 5, 6ya 4 çıkabilir. Çok nadir, binde bir pozisyonda 9a 1 çıkar. Belki de çıkmaz. Aynı pozisyonları getirin, hayatında topa vurmamış ama inanılmaz ahkamlar kesen spor yazarlarına, pardon futbol yazarlarına, gene pardon at gözlüklü kulüp yazarlarına veya yine at gözlüklü siyasi köşe yazarlarına sorun, tuttukları takım kadar pozisyonlara oy çıkar. Yani işin rezaleti.Üç büyük takım yıllarca hep ağladılar. Bizim hakkımız yendi diye. Ama hep kaybettiklerinde ağladılar. Kazandıklarını çabuk unuttular. Ekte görüyorsunuz, üç büyük takımın kazandıklarını ve kaybettiklerini. Ondan sonra da diyorlar ki, Erman Toroğlu üç büyüklerin aleyhine yazıyor. Ben yazmıyorum. Rakamlar öyle veriyor. Yıllarca böyle veriyordu, ama bu sayfayı yapmak yıllarca kimsenin işine gelmedi. Çünkü böyle bir sayfa üç büyük kulüp başkanını çok kızdırır. Küçükler ne yapsın garibanlar. Onlar bir kazandılar 30 verdiler.Futbolda düşmanlık yokturÖrneklerini dikkatli okuyucular görüyorlar. Mesela bana “F.Bahçe düşmanı” diyenler oldu. “G.Saray düşmanı” diyenler oldu, “Beşiktaş düşmanı” diyenler oldu. Ama son anda hepsi taca çıktılar. Çünkü, futbolda düşmanlık yoktur. Kimin işine gelmediyse, taraftar olan spor yazarları salladılar. Ben de bu işlerden çok korkarım, çok pes ederim, hemen geri dönerim (!)Hiç merak etmeyin sevgili okuyucular, bunların çoğu yok oldular. Geri kalanlar da çok yakın zamanda giderler. Yıllarca gazete sayfalarında fotoğraflarla pozisyon yorumu yapıldı. Öyle pozisyonlar var ki ne fotoğrafı kardeşim, defalarca oynatmana rağmen televizyon görüntülerinde zorlanıyorsun. Ama, yıllarca onlar gol fotoğrafı koymak için görüntüde sadece uçan kaleci olan çekilmiş fotoğrafa, bir tane top kesip koydular ve gazetelerine bastılar. Sevgili okuyucular bunlar işi daha da azıttılar.Bir gün bir spor müdürü önüne gelen bir gol fotoğrafında, “Ulan beni uçan kaleciye top koyarak, aldatıp asla resminizi yediremezsiniz” dedi. Gazete baskıya girdi, iki gün sonra fotoğrafı getirenden cevap: “Haklısın müdürüm. Bu sefer uçan kaleciye topu koymadım. Bir top buldum, uçan kaleciyi koydum” dedi. İşte bunlar yıllarca sizi böyle kandırdılar sevgili okuyucular. Şimdi şanslarının ne kadar azaldığını ve neden bu kadar çırpındıklarını daha iyi anlıyorsunuz değil mi.ARKANIdönmeyeceksinSIKI durun. Bu anlatacağım fıkra değil. İsim de vermeyeceğim. Ama, bu yazı okunduktan sonra o teknik adam, o menajer ve o kulüp başkanı eğer “İsim ver” derlerse, haftaya isimleri yazacağım.Olay, Süper Ligin bir maçında cereyan ediyor. Rakip teknik direktör bir oyuncu değiştirince, mahalli takımın teknik direktörü de ona karşı hamle yapmak için sahanın kenarına gelerek teknik alan içinde oyuncularına talimat veriyor. Futbolcularının saha içindeki yerini ve taktiğini değiştiriyor. O sırada ne oluyor. Menajer, kulüp başkanının talimatı ve emriyle iki yedek oyuncunun ismini kağıtlara yazarak 4. hakeme veriyor ve teknik direktör kulübeye gelene kadar iki oyuncu değişikliğini yapıyor.Kulübeye gelen hoca, oyuna girecek başka bir oyuncu istediğinde kendisinden haberi olmadan maça giren iki futbolcu maçı bitiriyor. Bu fıkra değil. Güzel futbolumuzdan ince bir kesit. Yersiniz.

G.SARAYın kadrosu belli. Bordo mavililerde kimin nerede oynayacağı, kötü oynayanın veya sakatlanın yerine kimin gireceği pek öyle bilinmeyen bir şey değil.
Ama Kalli grip olup ülkesine iki defa gittikten sonra Servetten oyun kurucu, hatta santrfor yapmaya kalkmıştı. Zaten de sonunu öyle hazırladı. Yalnız “Orada 11 tane Servet olsa iyi olur” dediğinde, Servetin hırsı, maça asılışı, oyun devamlılığını söylemişti. Dün G.Saray takımında diğer futbolcularda da bu hırs ve inanç gözüktü. Sahaya çıkan herkes de kaderine razıydı. Çünkü takımı yapan teknik direktör değil, kulübün başkanı ve A.Şnin başkanı iki Adnandı.Futbolcuların sahadan çıkarken öyle ellerini kollarını sallayıp tepki göstermeye şansları kalmadı. Çünkü yapan kapı önüne konacak. Artık o belli. Yani bir yerde futbolcular sopanın ucunu iyice gördüler. Bu da şampiyonluk motivasyonu için iyi bir olay. Zaten çok az maç kalmış. Bence yeni bir teknik direktör şu dört maçlık havada takımı bozar. İki Adnan; teknik direktör Adnan Polat ve yardımcısı Adnan Sezgin bence artık sonuna kadar gitsinler. G.Saray 1-0 yendi. Hangi takımı? Trabzonsporu. Peki, Tranbzonspor nasıl bir takım? “Karadeniz Kaplanı” diyorlar. Mış, muş… Zamanında öyleymiş. Belki kaplanın kaplanlığı gözüküyor ama dişleri mişleri yok. Hani protez diş de taksan ısıramayacak halde. Ersun Yanal, pazartesi günü Avrupaya futbolcu bakmaya gidiyormuş. Trabzonspor kaliteli yabancıdan önce kaliteli yerli arasın. Çünkü oynattığı yerlilerin çoğu iyi değil. Bu yerlilerle şampiyonluğa oynayamaz. Yani Trabzon önce şunu kabul edecek. “Ben kötüyüm” diyecek, “İyi değilim” diyecek. Ona göre hareket edecek.Maçın tek golü taç atışından. Süper Ligde oynayan bir takım öyle bir taç atışından golü yiyorsa,o takımın futbolcuları hakkında fazla konuşmaya gerek yok. O pozisyonda amatör küme maçında bile gol yenmez.Onlara hiç yakışmadıG.Sarayda iki kaptan var. Birisi Hakan Şükür, diğeri Ümit Karan. Her pozisyonda rakiple oynuyorlar, her pozisyonda hakemle oynuyorlar. Hiç yakışmıyor onlara. Hele darbe yemedikleri halde yerde bir kıvranışları var, zannedersiniz ki, öldüler. Kamera bir tekrar yapıyor, fiske bile yok. O zaman olmuyor. Misal isterseniz dün akşamki var. Bol bol var. Tekrar tekrar oynatın, görün. Ama onların şöyle diyeceğini zannediyorum veya tahmin ediyorum: “Deivid de aynısını yapmadı mı?” Yani bizde örnekler hep kötüyle veriliyor.Bu dakikadan sonra artık F.Bahçe ve G.Saraydan çok iyi futbol beklemek hayal. Ama çok iyi mücadele etmezlerse kaybederler. Çünkü iki hafta sonra birbirleriyle oynayacaklar. Yani kendi göbek bağlarını kendileri kesecekler. Geçen hafta hakemler ikisine de aynı kıyağı bir gün arayla yaptı. Onları koparmadılar. Zaten en ufak bir hakem hatası bundan sonra bu iki takım için felaket olur.G.Saray dün gece “Çok zor bir maç oynadım, kazandım” demesin. Ama şu bir gerçek; G.Saray seyircisi fark etmiş. Belki de bu sezon ilk defa Ali Sami Yeni full doldurmuştu ve takımını candan desteklediler.Hakem az hatayla maçı bitirdi. G.Saray takımında en etkili adam Ardaydı. Top ona geldiği zaman şekil değiştiriyor, rakip zor anlar yaşıyor. Şöyle bir düşünüyorum. Dün geceki maçtan Trabzonspordan Yattarayı, G.Saraydan Ardayı alın. Gerideki kalanlardan nasıl bir keyif alırsınız, düşünün. Birileriniz “Lincoln” der gibi oluyor, ama onu bu sene hiç görmedik. Beyefendi geçen hafta gene sudan bir kartla bu hafta oynamadı. Ve hala G.Saray tribünleri ona “Lincoln… Lincoln…” diye bağırdılar. O taraftara bu Lincoln müstehak.

SON iki sezon Galatasarayın sahası 8 maç, Beşiktaşın 5 maç, Fenerbahçenin 4 maç ya kapanmış ya da karşılaşmalar seyircisiz oynanmış. Herhalde rekor 3 büyüklerde.
Demekki bunların seyircileri takımlarını tutan seyirci değil. Kendilerini tutuyorlar, kendilerini seviyorlar. Takımlarını asla. Beşiktaş takımı en az 5 maçı çok kötü oynadı, son dakikalarda kazandı. Her maç sonrası kazanınca da aynı nakaratı söylediler. “Bu galibiyet bizi şampiyon yapar” dediler. Uyuttular milleti. Zaman zaman da hakemleri suçladılar. Tamam, hakem hataları var ama sırf ona yüklersen faturayı, futbolcunu kurtarmaya kalkarsan işte futbolcun da seni dün akşamki gibi yapar.Maç 10 dakika geç başladı. İkinci yarı 14 dakika geç. Sebebi belli değil. Beşiktaş, maça orta alanda oyun kurucu olarak İbrahim Toraman ve Serdar Özkan ile başladı. Bir tarafta Mehmet Yozgatlı, diğer tarafta Aydın. Hücuma çıkacaklar ve defansa gelecekler. Ama OFTAŞ ileride bir kişi bıraktı. Orta sahayı kalabalık tuttu. Bu alandaki oyuncular Beşiktaş orta alan oyuncularından daha rahat top kullandılar. O zaman da maçın bütün ipleri OFTAŞın eline geçti. Beşiktaşın dün akşamki 18 kişilik kadrosunda bu maçı çevirebilecek tek adam vardı o da Delgadoydu. Ertuğrul onu çok seviyor olmalı ki onu yanına almıştı, oynatmadı. İkinci yarı o da girdi ama zaten keyifsizdi. “Madem öyle işte böyle” dedi ve idare etti.Taş devri sistemiErtuğrul o kadar çaresiz kaldı ki geniş alan bulamayan Holoskoyu oyundan aldı ama Slovak oyuncu heran bir şey yapabilirdi. Yerine Batuhanı soktu. Sebebi, OFTAŞın hava hakimiyetli iki stoperini bozmaktı. O zaman ne oldu karşıdan topu şişirdikçe, şişirdiler. Batuhan indirecek, Nobre vuracak. Mancınık gibi. Yani, ümit fakirin ekmeği misali. Ama işte rakipler milattan önceki taş devri sistemini yemiyorlar.Bence Beşiktaşa verilen bu ceza diğer takımlara da örnek olacaktır. Bu örnekten dolayı da tahmin ediyorum statlardaki seyirci olayı azalacaktır. Dün gece Beşiktaş rakibini bile zorlayamadı. Bakalım şimdi hangi hikayeleri dinleyeceğiz. Ama, şu zannedilmesin Beşiktaş kötü oynadı da OFTAŞ kazandı. Hayır. OFTAŞ takır takır futbol oynadı, ne istediğini biliyordu hepsini sahaya yansıttı. Çatır çatır Beşiktaşı yendi. Helal olsun onlara.

FENERBAHÇEnin buraya gelene kadarki kadro yapısı belli. Futbolcular da belli. Yani sınırları da belli… Ve bu sınırların içinde Zico gerekeni yaptığı zaman da sarı lacivertlilerde iyi şeyler oluyor.
Bu çıkan kadroyu anlamak mümkün değil. Sebebi derseniz, Maldonado maça gelmeden ateşler içinde kıvranıyor. Kadroda bile yok ama bir bakıyorsunuz ilk 11de… Maldonado-Marco ikilisi maç 0-0 devam ettiği sürece belki iyi işler yapabilirlerdi. Ama İngilizlerin attığı klasik ilk 20 dakika golünden sonra hükmü kalmadı. Eğer Maldonado buysa verilen paraya yazık. 1 metre geriye oynuyor, 2 metre yana, yarım metre de ileriye. Öyle oynayınca Marcoyu da bozuyor. Santrforlar yetersiz İkincisi, Fenerbahçe buraya gelirken Maldonadosuz geldi. Ama Uğur vardı. Çünkü Uğur, Avrupa kupası maçlarında iyi başlarsa, iyi götürüyor. Ama o da kenarda. F.Bahçe Şampiyonlar Liginde ilk 8e kalıyor. Şunu çok net tekrar ediyorum. F.Bahçenin santrforları Şampiyonlar Ligi için yeterli değil. Peki yeterli santrfor var mı, var. Ama fiyatı 15 milyon Euro.Dün Lugano mükemmel oynadı. Edu da ona yardımcı oldu. Volkan başarılıydı, Vederson vasat. Şimdi o zaman eğri oturalım doğru düşünelim. Maldonado yok, Semih yok, Kezman yok, Alex yarım. O zaman da Chelsea gibi bir takımdsan hele İngilterede 2 gol yiyip eleniyorsan ağlamayacaksın, kızmayacaksın, kabul edeceksin. Düşünebiliyor musunuz Semih rakip defanstan tek bir hava topu alamadı. Ama Semihe yine de 20 tane hava topu atıldı. Alex de Maldonado yüzünden rakip ceza alanı yakınında iyi toplar alamadı. Geri gelerek Edudan, Luganodan toplar aldı ama etkili olamadı. Hakem ezdirmediHakemin hataları vardı ancak Fenerbahçeyi Chelsea karşısında Londrada, Kayserispor veya Gençlerbirliği konumuna düşürmedi. Yani Fenerli futbolcuları şamar oğlanı yapmadı. Bu kadroyla Fenerbahçenin Şampiyonlar Liginde buralara gelmesi başarıdır. Ama İstanbuldaki maçtan sonra sanki her şey bitmiş gibi tur atlandı havası yaratıldı. Bundan da Fenerli futbolcular etkilenmişler. Maçta bir ara 1-0dan sonra Chelseali oyuncular da panikledi. Ama F.Bahçenin bu hücum gücü ve santrforları Türkiyede iş yaparlar. Avrupada daha iyilerini bulmaya mecbursun. Ziconun da kendisini sorgulaması lazım.

G.SARAY da Beşiktaş da kötü oynadıkları maçları kazanıyorlardı. Ama Fenerbahçe kötü oynadığında kaybediyordu. O da ilk defa dün kazandı. Kendisi mi kazandı?
Net bir şekilde söyleyeyim; hayır. Hakemle beraber kazandılar. Diyeceksiniz ki: “Bu kadar iddialı bir cümle olur mu?” Evet, olur. Çünkü 20 dakika sonra Fenerli bütün futbolcular hakemin ne yapacağını, ne yapamayacağını anladılar, avuçlarının içine aldılar. Top gibi oynadılar. Hedeflerine ulaştılar. Hani var ya, son moda kırılma noktaları… F.Bahçe maçındaki noktalar kırılma mırılma değil, maçın çatırdayıp bir taraftan diğer tarafa verildiği dakikalar var. Mesela penaltı. Uzaktan yakından ilgisi yok. Şöyle söylemek lazım. Aynı penaltıyı Kayserisporun lehine verseydi, F.Bahçeli oyuncular ne yapardı, merak ediyorum. Semihin attığı gol ofsayt. Maçın bitiş süresine bir daha bakmak lazım. Devam doğru mu, yoksa kesmek mi doğru? Ama doğru olmayan tek şey, hakem. Boboyu attı ya, şimdi kahraman oldu, üst üste maç veriyorlar!Sarıyla kurtardıAslında Kayserisporlu futbolcuları tebrik etmek lazım. Onlar sinirlenmediler. Ama Vederson sinirlendi. Belki de yaptığı hareket kırmızılıktı. İnce bir sarıyla kurtardı. İki takımı, tekniği taktiği konuşacağız ama maalesef hakemle başlıyoruz. Sarı lacivertliler Marco-Maldonado oynayınca ileride çoğalamıyorlar. Tamam, Kezman koşuyor, çabalıyor ama bir yere kadar. İstediği topları da alamıyor. O da tamam. Ama sen Kayseriye mağlupsun veya beraberesin, o zaman Kezmanla Semihi çift santrfor yap, Maldonadoyu kenara al. Tek Marco o alanı kaldırır. Hatta daha da iyi olur. Maldonado öyle bir oyuncu ki, sağdan alıyor, sola veriyor, soldan alıyor sağa veriyor. Ne kokuyor, ne bulaşıyor. Ne suya, ne sabuna. Diklemesine çok nadir oynuyor. Cennetlik canını cehenneme sokup, şöyle bir rakip defansa batma girişiminde bulunmuyor. Ama diyoruz ki, hala yeni. Olabilir. Hazır değil. Olabilir. Bakalım hazır olunca ne olacak?Eliyle verse miydi!Carlosun maç eksiği 20 dakika sonra sırıtmaya başladı. Kayserispor, az adamla hücum etmesine rağmen Fenerbahçe oyun sisteminden dolayı sarı lacivertli defans geride onlardan hep iki veya üç fazla kaldılar. Bu görüntü haliyle F.Bahçenin hücum gücünü zayıflattı, etkisizleştirdi. Dün şunu net bir şekilde söyleyebilirim. Ortadan çalan, cesaretle hareket eden, pansuman yapmayan bir hakem olsa, Fenerbahçe kesinlikle bu oyunuyla galip gelemezdi. Sarı lacivertlilerde Chelsea maçı yorgunluğu var mı? Var. Ama ikide bir Avrupa maçı oynamadan lig maçı tehir edilsin lüksünü artık bırakalım. Nitekim federasyon da doğru bir kararla maçı ertelemedi. Kayserispor daha önceki maçlara göre daha bir derli toplu futbol oynadı. Fenerbahçe maçı ne de olsa vitrin. İyi bir Gökhan Ünalı Kayserispor arıyor. Ama onun da sakatlığının bu kadar uzun sürmesini anlamak mümkün değil. Yoksa sakatlık başka yerlerde mi?76. dakikada bütün stat “Satılmış Kayseri” diye bağırmaya başladı. Anlamak mümkün değil. Bir takımın sahaya çıkıp çatır çatır mücadele etmesi kötü bir şey mi? Kasımpaşa da Ankarada OFTAŞı yendi. Onlar da aslanlar gibi mücadele ediyor. Ne var yani, Kayseri çıksın elleriyle maçı verse miydi?