Maç Yorumları Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş Trabzonspor

Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Archive for the ‘Ahmet Çakar’ Category

U dönüşü

Wednesday
Jun 11,2008

Ahmet Çakar

U dönüşü dünyada en beğendiğim kavramlardan biridir. Dün gece Milli Takım, ‘U dönüşü’ yaptı. Yani ilk devre sonunda Çekler ile formalite maçını oynayıp hemen sonrasında da Cenevreİstanbul uçağına binip dönecekken, şimdi harıl harıl Çek maçını düşünüyorlar.Adeta hayata yeniden döndük. Diğer U dönüşünü ise Fatih Terim yaptı. Hani bu takım yerden oynayacaktı? Hani bu Milli Takım’ın havadan etkili bir santrfora pek ihtiyacı yoktu? İkinci devre Semih’i gördünüz mü? Topla buluşması, zamanlaması birinci sınıftı. Aslında bu Semih sadece futbolcu değil, tam bir moral hocası. Fenerbahçe’de de öyle kritik anlarda öyle goller attı ki, katkısı sadece gol değil.Aslında dün gece çok iyi oynadık. Özellikle ikinci yarıda İsviçre’yi bir hayli zorladık. İlk devre yediğimiz gol tam bir şanssızlık. O dakikadan sonra biraz bozulsak da, saha şartları bizi biraz şaşırtsa da, ikinci yarı ne istediysek yaptık.Kimse bugün “Terim şöyledir, böyledir” demesin. Aslında dün geceki oyun ve skor, ilk maçta Portekiz’e karşı oynadığımız kadronun ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha gösterdi. BİZ TUHAF İŞLERİ BAŞARIRIZ Hep dedik ki; vuruş tekniği yüksek, hava hakimiyeti olan, bir santrfor her takımın ihtiyacıdır. Semih bunu çok iyi gösterdi. Hep dedik ki, Arda ve onun gibi teknik kapasitesi yüksek oyuncular çok iyi oynamasalar da, bir an sahneye çıkıp maçı kurtarabilirler. Arda da bunu dün gece son dakikada gösterdi.Mehmet Aurelio tam bir görev adamı. Servet nereye kadar dayanacak bilemiyoruz ama sakat sakat da oynasa görevini çok iyi yapıyor. 1-0 mağlubiyetten bu maçı üstelik ev sahibine karşı çevirebilmek her babayiğidin harcı değil. Ama biz ‘Çılgın Türkler’ bunu başardık. Dün gecenin başlama vuruşuna kadar İsviçre maçı hayatiydi. Şimdi Çek maçı daha da hayati oldu. Kazanırsak ne ala, beraberlikte penaltılara gidilecek. Ama dedik ya, biz ‘Çılgın Türkleriz.’ Herkesin yaptığı basit işleri yapamayız ama çoğunun zorlandığı tuhaf işleri başarabiliriz.Çekleri yenmek kolay mı, tabii ki değil. Ama İsviçre’yi yenmek, hele hele 1-0 mağlubiyetten hem de kendi evinde yenmek de hiç kolay değildi dün gece.

Thursday
Jun 5,2008

Ahmet Çakar

Bu satırların yazarını okuyanlar hatırlayacaklardır. İsviçre ile playoff’ta eşleşmemizin ardından SABAH gazetesine bir yazı yazmış ve “Tezgaha getiriliyoruz. Türkiye’de oynayacağımız maçın hakemi değiştirildi. Franck De Bleckere o maçın hakemi değildi. Ancak Blatter’den gelen emirle Türkiyeİsviçre maçına atandı. FIFA Başkanı Blatter’in takımı İsviçre, bizi tezgaha getirecek ama asıl De Bleckere’e değil şimdi Lubos’a da hiç güvenmiyorum” diye yazmıştım. Nitekim Slovak hakem Lubos Michel, İsviçre Bern’deki maçta bizi bitirmiş, 2-0 kaybettiğimiz maçta Hakan Şükür’e Müller’in yaptığı penaltıyı atlamıştı. Şimdi öğrendik ki İsviçre ile oynayacağımız grup maçının hakemi yine Lubos’muş. Portekiz’le oynayacağımız maçın sonucu nasıl olursa olsun İsviçre maçı, hayati derecede önem taşıyor . Çünkü yıllardır bilinir ki böyle grup maçlarında 2. müsabakalar kritiktir. Zira 3. ve son maçlarda bazen bir maçın berabere bitmesi 2 takımın da işine gelir. Bizim grubun son maçı Portekiz ile İsviçre arasında. Yani yine öyle bir matematik ortaya çıkabilir ki Portekizİsviçre berabere biter, ikisi de gruptan çıkar. Öyleyse İsviçre-Türkiye maçı Blatter’in ülkesi, ev sahibi İsviçre için en kritik maç. BLATTER’İN MANEVİ OĞLU İnsan biraz utanır. Böylesine büyük turnuvalarda hakem atamak en az 10 saat sürer. Bir maça bir hakemi planlıyorsanız ve adil insanlarsanız o hakemle o takımların son yıllarda yaşadığı olayları hesaplar ve provakatif atamalardan kaçınırsınız. Demek ki Lubos, İsviçre’yi; İsviçre’de Lubos’u çok seviyor. Belki de Lubos, Blatter’in manevi oğludur. Lubos’un tayini ya gözden kaçtı ya da çok iyi niyetle yapıldı. Yine diyelim ki haftaya oynayacağımız İsviçre maçında Lubos, bizim aleyhimize gayet insani hatta her hakemin zaman zaman yaptığı masum hatalardan birini yaptı. Ve biz bu hatayla maçı kaybettik. O zaman ne olacak? İsviçre’nin hakem tarafından kollanıp yukarıya taşınmak istendiğini Blatter’le Lubos arasındaki üstü kapalı ilişkiyi söyleyenler yani bizler yine komplo teorisyenleri mi olacağız. Her turnuvada ev sahiplerinin ilerlemesi istenir. Avusturya’nın kapasitesinin yetmeyeceği belli. Sakın kimse “Türkiye de 3. ev sahibi” demesin. Portekiz 22 bin kişiye idman yapıyor. Bizim grupta hem biz hem Portekiz hem de İsviçre ev sahibi. O halde işte Blatter işte futbolun karanlık yüzü.

Defansif problemler

Sunday
May 25,2008

Ahmet Çakar

Şunun şurasında çok az gün kaldı. Yaklaşık iki hafta sonra Portekiz’le turnuvaya başlıyoruz. Ama dün gece açıkça gördük ki önemli problemler var. Bunların başında savunmada yapılan hatalar geliyor. Mesela yediğimiz ikinci gole bakın, Avrupa Şampiyonası’na katılacak bir milli takım böyle gol yemez. Orta sahada Tümer, sert bir şekilde topu geriye veriyor, Gökhan ayağından kaçırıyor ve golü yiyoruz.Üçüncü gol de benzeri yenilmiş bir gol. Defansta art arda gelen kademe hataları, paylaşım bozuklukları, komik ve bir turnuvada bir milli takımın asla yememesi gereken golleri getiriyor. Düşünün bir defa Portekiz karşısında böylesine hatalar yaparsak o Ronaldo bizi ne yapar düşünemiyorum bile.Sorun sadece defansta mı ? Tabii ki değil. Orta saha defansa yardım edemiyor. Oyunu organize etmekte zorlanıyor. Sol kanadı hemen hiç kullanamıyoruz. Sağ kanatta Hamit ve Yıldıray etkili olsa da aynı şeyleri sol kanat için söyleyemiyoruz. Arda çok istekli. Ama çok fazla içeri kaçıyor. EKSİKLER GİDERİLMELİEmre de iştahlı oynuyor. Ama onun da daha yaratıcı olması lazım. Görünen o ki takım ve oyuncu tipimiz kontratağa çok daha uygun. Zira çabuk ve teknik oyuncularımız var. Bu kadro yapımızla rakip alanda baskı kurmamız çok zor. Üstelik çıkarken kaptırdığımız toplarda da geriye çabuk dönemiyoruz. Pek tabii dün gece önemli eksikliklerimiz vardı. Muhtemelen Portekiz maçında Servet hazır olacak. Aurelio da öyle. Ve yine muhtemelen Tuncay da oynayacak .Böylesine hazırlık maçlarında fazla karamsar olmaya gerek yok. Turnuva boyunca özellikle takım savunmasında hata yapmamalıyız.Yapılacak en ufak bir hata yenilecek bir gol demek. Yenilecek bir gol de belki de eve erken dönmek demek. Ama defansif hataları aza indirdiğimizde çabuk oyuncularımızla rakip alanda önemli boşluklar bulduğumuzda Avrupa’nın belki de en tehlikeli takımı oluveriyoruz.İnşallah Portekiz karşılaşmasıyla başlayacak Avrupa Futbol Şampiyonası’nda dün geceyi ve dün gece yapılan hataları hiç yaşamayız.

Kalli’den şampiyonluğa

Sunday
May 4,2008

Ahmet Çakar

Son yılların en ilginç fakat en keyifli maçını izledik. Çünkü maç başında herkes biliyordu ki Galatasaray’ın alacağı bir mağlubiyet şampiyonluğa mal olabilecekti. Ve maç henüz ilk dakikalarda Song’un kendi kalesine attığı golle başladı. Oyuncularda gerilim, taraftarda ise “Acaba mı?” görüntüsü vardı. Derken Galatasaray’ın baskısı geldi. Böylesine maçları büyük oyuncular kazanır. Öyle de oldu. Sahneye Ayhan ve Arda çıktı. Dirençleriyle ilk devreyi Galatasaray’ın galip bitirmesini sağladılar. İkinci yarı ise Galatasaray için son 15 dakika dışında yine gerilim doluydu. Arda atıyor; Galatasaray defansı çok tuhaf goller yiyordu. Maçın en kritik anı Sivas’ın üçüncü ve beraberlik golünden sonra yaşandı. Çünkü son 20-25 dakika maç berabere ve İstanbul’da Fenerbahçe galipti. Gelebilecek bir kaza golü bile her şeyi berbat edecekti. Üstelik Galatasaray savunması maçın başından beri Servet hariç gollere davetiye çıkartırcasına oynuyordu. Mehmet Topal eski Topal değil, Song yerini yadırgıyor, Hakan Balta tuhaf işler yapıyordu. İşte bu dakikadan sonra o muhteşem ikili yine maçı kurtarmak istiyorlardı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar fevkalade iyi oynayan Ayhan ve Arda belki de Galatasaray’a şampiyonluğu getirdi. Barış’ın mükemmel pası ve Arda’nın şahane vuruşuyla gelen dördüncü gol de her şeyi noktaladı. ÖZKAHYA’YI BEĞENDİM Artık yüzde 80-90 civarında Galatasaray şampiyon oldu. Bir futbol mucizesi gerçekleşmezse Galatasaray işi dün gece bitirdi. Ama dün gece bir kez daha görüldü ki bir teknik direktör takıma ne kadar zarar verebiliyormuş. Çünkü Kalli gitti; Galatasaray şampiyon oldu. Maç hakem için de kolay değildi. Ama bazı hatalar yapsa da, Hakan’ın golü ofsayt gibi görünse de ben yine de hakem Halis Özkahya’nın yönetimini objektif ve başarılı buldum . Böylesine genç ve deneyimsiz bir hakemin böylesine önemli bir maçtaki sakinliği ve kararlarındaki tutarlılığı hoşuma gitti. Üstelik başarılı bir disiplin uygulaması da sergiledi. Böylesine bir şampiyonluk maçında yenen ve yenilenin hakem için söyleyebileceği fazla bir şey yok.

75 dakika iyiydi

Monday
Apr 28,2008

Ahmet Çakar

75 dakika iyiydi

AHMET ÇAKAR

Maçı 75. dakikaya kadar iyi yöneten Fırat Aydınus sonrasında bolca hata yaptı Ümit’e gösterdiği sarı kartı, Fenerbahçeli Lugano ve Kezman için kullanmadı ..

Volkan Demirel bu sene Fenerbahçe’yi çok taşıdı. Hatta Sevilla maçında kötü goller yemesine rağmen penaltılarda turu getiren adam oldu. Ama dün gece aynı Volkan belki de şampiyonluğu veren adamdı. Karşılaşmanın geneline baktığımız zaman Fenerbahçe kazanmayı hiç hak etmedi ve belki de iki yıldır önemli bir rakibe karşı ilk defa böylesine kötü, böylesine pasif oynadı. Galatasaray ilk dakikadan son dakikaya kadar baskı uyguladı. Topu alan neredeyse kafasını çeviremiyordu. Aslında maçı Volkan verdi dedik ama Fenerbahçe dün sahada yoktu. Maç öncesi belki de kimse böylesine uçurumsal bir performans farklılığını öngörmemişti.SABRİ’YE GÖRÜCÜ GELDİĞİ BELLİYDİ Sabri’nin görücüye çıktığı belli. Hem inanılmaz iyi oynadı hem de alışılagelmiş o tuhaf hareketleri yapmadı. İlk yarıya bakıyoruz Fenerbahçe ileride top tutamıyor. Kezman aldığı topu ya rakibe kaptırıyor ya da yerlerde sürünüyor, Kazım da öyle. Alex ise ne yapsın, Kezman’dan fayda yok. Deivid’den fayda yok. Bir de üstüne üstlük baskı yiyor. Bir de bunlara Lugano’nun çıkışı eklenince moralman Fenerbahçe bitti. Ayhan, Arda ve Mehmet Topal hem takım savunmasında hem de organizasyonda çok etkili oldular. Defansif anlamda da Servet ve Emre, Fenerbahçe forvetine neredeyse tek pozisyon vermediler. Sonuçta Galatasaray şampiyonluğa çok yaklaştı. Hiçbir şey kesin değil ama belki de 5 hafta öncesinde hiç kimsenin düşünmediği şampiyonluk dün gece geliverdi. İşin garibi Şampiyonlar Ligi çeyrek finalisti Fenerbahçe’nin dün gece ortaya koyduğu futbol kabul edilebilir gibi değil.FENERLİLER LAF EDEMEZ Gelelim hakeme… 75. dakikaya kadar oldukça iyi yönetti. Lugano ve Kezman’a sarı kart verebilirdi. Daha hafifini Ümit Karan yaptı ona hemen gösterdi. Son 15 dakika ise çaldığı ve çalmadığı düdüklerle hatalar içindeydi. Hakan’a yapılan hareket tartışılabilecek nitelikte ama sonuçta Fenerbahçe’nin hakemle ilgili söyleyebileceği hiçbir şey yok.

Dananın kuyruğu haftaya

Sunday
Apr 20,2008

Ahmet Çakar

Dün gece iyi futbol olmadı. Sadece atılan goller vardı. Sezon başından beri iyi futboluna alıştığımız Büyükşehir Belediyespor dün gece Galatasaray’ın kalesine bile gidemedi. Türk futbolunun esas problemi şu: Dedikodu ve manipülasyon lige çok zarar veriyor. Galatasaray olarak bundan birkaç hafta önce birkaç hafta sonra oynayacağınız Büyükşehir Belediyespor’un teknik direktörüne transfer teklifi yaparsanız ve tablo da dün geceki gibi olursa insanlar konuşur. Milletin ağzı torba değil ki, büzesiniz.Oyundan alınan Necati’ye bakıyoruz, suratı bir karış… Büyükşehir’in hocası Abdullah Avcı’ya bakıyoruz, maç boyunca kımıldamıyor. Eğer şimdi birileri “Ne oluyor beyler?” derse bunun gerçekçi bir açıklamasını yapamazsınız. Maça gelince… Galatasaray golle başladı. Bu gol belki de, ilerleyen dakikalardaki tüm dengeyi ve stratejiyi değiştirdi. Ve geride kalan neredeyse 90 dakikada sıkıcı ve temposuz bir karşılaşma izledik.Lincoln geçtiğimiz aylardaki haline göre çok daha istekli gibi… Hakan Şükür sonradan oyuna girse de, gelecek haftaki Fenerbahçe maçına mesajlar gönderiyor gibiydi. Servet aynı Servet… İnanılmaz bir mücadele içinde. Ama dedik ya, dün geceki maç hiçbir şey için ölçü olmayacak kadar basit ve sıradan bir karşılaşma gibiydi. DERELİ DE AYAK UYDURDU Galatasaray’ın aslında dün gece kazanması gerekiyordu ve sarı kırmızılı takım bu mücadeleyi kazandı da… Dananın kuyruğu ise gelecek hafta kopacak. GalatasarayFenerbahçe derbisi, kazananın büyük oranda şampiyonluğu kucaklayacağı maç olacak. Dün geceki maç sanki kimsenin umurunda değilmiş gibiydi. Bu maçtaki tempoya hakem Selçuk Dereli de ayak uydurdu. Verdiği ve vermediği kartlar, çalmadığı faullerle iyi değildi. Mesela ilk yarının hemen başında Hakan Balta’nın tabanına dünyanın her yerinde sarı kart verilir. Mesela ikinci yarıda Belediye’nin yıldızı Tjikuzu’nun isabet ettiremediği tekme dünyanın her yerinde en az bir sarı karttır. Şimdi tablo böyle olunca, Selçuk Dereli de hakemlikte Türkiye’nin bir numaralı ismi olunca biz de mi bir tuhaflık var yoksa hakemliğimizde mi diye düşünmeden edemiyoruz.

Dönüm noktası

Sunday
Apr 13,2008

Ahmet Çakar

Eğer F.Bahçe sezon sonunda şampiyonluğu kaybedecekse bu şampiyonluk dün gece son 5 dakika içinde gitti. Aslında son dakikalarda hakem penaltıyı verip, Kezman topun başına gelirken bir çok kişi şunu düşünüyordu: “F.Bahçe güle oynaya, kendini fazla sıkmadan, çok da iyi oynamadan bir maç mı kazanıyordu ve şampiyonluk yarışında önemli bir engel daha mı geçiliyordu?” Çünkü Chelsea maçının yorgunluğu ve konsantrasyon eksikliği maç boyu neredeyse tüm futbolcularda hissedildi. Kezman topun başına geldi, vurdu, auta gitti. Sanki kader ağlarını örüyor gibiydi. Bu sefer uzatmanın da uzatmasında, tıpkı geçen haftaki Semih’in golü gibi bir son saniye golü geliverdi. İşte belki de F.Bahçe için o kaçan penaltı sonrası gelen son saniye golü ligin sonu için çok ağır bir bedel olabilir. YENİLEN GOLLER SKANDAL Aslında F.Bahçe dün gece çok iyi oynamadı. Bu çok normal. Yorgunluk böylesine maçlarda artık hissediliyor. İlk yarıya bakıyoruz, Gökhan ve Kazım sağ kanadı çok iyi kullanırlarken, sol tarafta tüm yük Vederson’a kalınca bu kulvar etkili olamadı. Semih neredeyse tüm hava toplarında Ankarasporlu stoperler arasında ezildi. Kanatlardan biri iyi çalışmayınca yüksek toplardan da fazla etkili olmayınca ortaya etkisiz bir F.Bahçe çıktı. Ama tüm bunlara rağmen F.Bahçe maçı kazanıyordu. Hele hele Vederson’un ikinci yarıdaki golü kötü oynayan ve fazla sıkmayan F.Bahçe için kurtarıcı gibiydi. Yenilen goller skandal. İlk gol önce Deivid sonra da Vederson’un hatasından geldi. İkinci golde de F.Bahçe savunması o kadar geriye yaslandı ki, beraberliğe adeta davetiye çıkardılar. Gelelim hakeme… Halis Özkahya çok kötü bir maç yönetti. Faul tespitleri son derece yanlış, ofsayt kararları hatalı. Alex faul atışını kullandı, bir metre yanındaki Ankarasporlu Hürriyet aldı gitti. Var mı böyle bir hakemlik. İlk yarıda net bir elle oynama var ama Özkahya onu da göremiyor. Neredeyse verdiği tek doğru karar son dakikalardaki Risp’in elle yaptığı penaltı.

Yazık oldu

Wednesday
Apr 9,2008

Ahmet Çakar

Skora hiç bakmayın. Chelsea, Fenerbahçe’den daha iyi oynamadı ve kazanmayı hak etmedi. Aslında herşeyi bozan Chelsea’nin neredeyse 90 dakika önde oynamasıydı. Bir yan topta Ballack’ın kalitesinden kaynaklanan kafa golü olmasa ve de Chelsea maça galip başlamasa dün gece asla bittiği gibi olmazdı. Hele hele son yarım saat var ki, Fenerbahçe, Chelsea’yi bayılttı. Avram Grant’e bakıyoruz, dudaklarını yiyor. Tüm Chelsea taraftarında derin bir kaygı hakim. Ballack dışında ruhen direnebilecek bir Chelseali kalmamış. İşte bu dakikalar yani “Fenerbahçe’nin golü ha geldi ha geliyor” dediğimiz dakikalarda iki pozisyon oldu. Bazen üçüncü kaleciler maç kurtarır. Hilario da Gökhan ve Kazım’ın şutlarında yaptığı kurtarışlarla takımını yarı finale taşıdı. Bizi şaşırtan Fenerbahçe’nin bu yukarıda bahsettiğimiz iki şut dışında tek bir pozisyon bulamayışı oldu. Aslında buna pek de şaşırmamak lazım. ZİCO HER YOLU DENEDİ Chelsea her ne kadar İstanbul’da iki gol yemiş olsa da, halen Avrupa’nın en iyi takım savunmasına sahip ekiplerinin başında geliyor. Zico, Semih’i denedi, olmadı. Kezman’ı denedi, olmadı. Kanatları denemeye çalıştı, olmadı. Ama işte dedik ya, o iki şuttan hele Gökhan’ınki gol olsa Fenerbahçe koskoca Chelsea’yi Londra’da elemişti. Üstelik Chelsea’ye bakıyoruz, Drogba’nın bir iki cılız şutu dışında hiçbir pozisyonu yok. Ama işte o kahredici Ballack’ın kafası hem oyundaki taktiksel dengeyi bozdu hem de turu getirdi.Fenerbahçe, uluslararası alanda görevini fazlasıyla yerine getirmiştir. Üstelik marka değeri öylesine yükselmiştir ki, Çin’den Kanada’ya, İran’dan Meksika’ya kadar herkes Fenerbahçe’yi tanıyor. Üzerine her yıl biraz daha koyarak Şampiyonlar Ligi’nde bu noktaya kadar geldiler. Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’nde çok daha iyi noktalara gelebileceğinden eminim. Herşey için hem tebrikler hem de teşekkürler Fenerbahçe. Ama bir üzüntümüz var ki, Fenerbahçe’nin dün geceki eleniş biçimi. İnanın bana elenmeyi hiç mi hiç hak etmediler.

Tuesday
Apr 8,2008

Ahmet Çakar

14 Şubat 2008 günü Haluk Ulusoy dönemi sona erdi. Hasan Doğan ve ekibi ile hakemlerin patronu olarak Oğuz Sarvan yeni ve tertemiz bir döneme imza atacaklarını alenen beyan ettiler. Basının büyük bir kısmı ve bizler de dahil olmak üzere herkes onlara destek verdi. Ama haftasonu yine yeniden “Acaba mı?” dedim. “Değişen hiçbir şey olmamış mıydı?” diye düşündüm. “Biz Haluk Ulusoy döneminde niye isyan etmiştik?” diye içimden geçiriverdim. Özellikle Fenerbahçe-Kayseri ve Gençlerbirliği-Galatasaray maçlarını gördükten sonra “Acaba hakemlerin içinde de derin bir yapılanma mı var?” diye düşünmeden edemiyorum. Gerek Hakan Sivriservi gerekse Kuddusi Müftüoğlu’nu 90′ar dakika çok dikkatli izledim. Mimikleri, jestleri, kararları ve vücut dilleri tam bir fiyaskoydu. Kısaca hem Galatasaray hem Fenerbahçe hakem yüzünden kazandılar. Zaten sezon başından beri hakemler tarafından katledilen Beşiktaş artık devredışı. Şampiyon olmaları mucizelere bağlı. Hatta ikincilik bile çok zor. Daha korkuncu eğer Cumartesi gecesi Şükrü Saracoğlu Stadı’nda bir hakem skandalı yaşanmamış olmasaydı Kuddusi Müftüoğlu o penaltıyı verir miydi? Acaba hakemlik içindeki derin bir yapılanma Galatasaray’a sus payı mı vermişti. HANİ ŞEFFAFTINIZ? Ama görünen o ki şampiyonluk iki takımın arasında gidip gelecek. Sanki birileri Beşiktaş’ı yarıştan çekip aldı. Sanki birileri Beşiktaş’a “Sen şampiyon olma, hatta Şampiyonlar Ligi’ne gidebilme ihtimalin olmasın” dedi. Şimdi sözüm Merkez Hakem Kurulu Başkanı Oğuz Sarvan’a. Hilmi Ok’laşmaya başladın. Olaylı maçtan sonra telefonlarını kapatıp suyun altına giriyorsun. Çık konuş. Haftasonunun bir analizini yap. Hakemlere ne ceza vereceksin açıkla. Hani siz şeffaftınız, hani hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Cicim aylarında bunları konuşmak kolay da işte böylesine gerilimli gecelerden sonra ortaya çıkıp gerçek bir MHK Başkanı gibi davranabilmek yürek ister. Yoksa işin o tarafı kolay. Hilmi Ok da yıllarca şu anda sizin yaptığınızı yaptı. Yenilikçi MHK, sizleri bekliyoruz. Herhalde hafta sonu oynanan maçlarla ilgili söyleyecek birkaç çift sözünüz vardır.

Hakeme dua etsin

Sunday
Apr 6,2008

Ahmet Çakar

İki hafta önce aynı hakem İstanbul BŞB-Beşiktaş maçını yönetmişti. Neredeyse verdiği her karar doğruydu. Bobo’yu atmış, hemen hemen tüm basın kendisini desteklemişti. “İşte benim Türk hakemim” diyordum. “Büyükküçük takım ayrımı yapmadan, gerekirse en yıldız futbolcuyu bile oyundan atabilen hakem istiyoruz” diyordum.Ama dün geceki Hakan Sivriservi, Türk hakemliğine belki de uzun yıllar konuşulabilecek kötü bir gece armağan etti. Belki de bu sezonun ilk dörtteki sıralamasını değiştirdi. Belki şampiyonu değiştirdi. Ama bugünlere kadar iyi kötü gelen Türk hakemliğine büyük zarar verdi. Daha da ağır söylüyorum: Fenerbahçe dün gece kazandıysa, yatsın kalksın hakeme dua etsin. Verdiği penaltı inanılır gibi değil. Eğer Deivid ile Kayserisporlu defans oyuncusunun teması penaltı ise, bir maçta en az 300 tane penaltı olur. İki hafta önce Bobo’ya gösterdiği kırmızı kart yüzde yüz doğru idi. Ama dün gece Vederson’un yaptığı harekete bir baksın. Baksın ki, Vederson rakibinin kaval kemiğine nasıl basıyor. Ama aynı Vederson’a kırmızı kart gösteremiyor. YA FENER’E AYNISINI YAPSALAR! Verdiği ve vermediği sarı kartların bir kısmı yanlış. Faullerde önemli tespit hataları var. 5 dakika uzatmanın sonunda top orta sahada ve maçı bitirebilecek durumunda iken, yine akını yaptırdı. Bundan dolayı fazla bir eleştirim yok. Ama Semih’in attığı son saniye golünde de halen bir ofsayt şüphem var. Kabul edilebilir ki, Fenerbahçe son 15 dakika dışında uyurgezer gibiydi. Beyinler sanki hâlâ geçmiş ve gelecek Chelsea maçlarında gibiydi. Kötü oynadılar, konsantre olamadılar, kötü gol yediler. Ama sonuçta maçı kazandılar.Bu maç belki de Fenerbahçe’ye şampiyonluğu getirecek. Ama siz değerli okuyucular bu satırları okurken, başta Galatasaray, Beşiktaş ve Sivasspor camiaları ayakta olacaklar. Çünkü bir hakemin ligde 4 takımı ilgilendiren bir kaderi nasıl değiştirebilecekse öyle değiştirebildiğini gördük dün gece. Sonuçta Fenerbahçe kazana kazana devam ediyor. İki Chelsea maçı arasında Kayseri gibi bir takımı yenmek inanılmaz büyük avantaj. Son sözümüz Fenerbahçe taraftarına: Ya birkaç gün sonra Londra’da bir Avrupalı hakem çıkar da, Fenerbahçe’ye Hakan Sivriservi’nin dün gece Kayserispor’a yaptığı muameleyi yaparsa neler hissedersiniz?