Hakan Yasar
SÜLEYMAN Olgun, henüz 21 yaşında. Denizlispor’da 2. sezonunu yaşıyor. Geçen yıl sadece 45 dakika şans bulabilmişti. Kariyerinin ikinci Süper Lig maçını G.Saray’a karşı oynadı… Öyle bir rastlantı ki, özel görevi Kewell’ı tutmaktı. İlk dakikalarda kendine güvenli duruyor, Avustralyalı’nın kanallarını tıkıyordu. Ancak Neville (M.United), Ferreira (Chelsea), Finnan (Liverpool), Sagna (Arsenal) gibi Preimer Lig’in önemli sağbeklerinin yapamadığını nasıl başarabilirdi ki?YAPAMADI haliyle… Kewell, 2-3 gol denemesinin ardından derslik bir gol attı. Top sağ kanattaki Sabri’deyken 18 yayının gerisindeydi… Sabri 5 metre yanındaki Hasan Şaş’a topu verdiğinde ise kalenin önünde.. Ve Kewell, genç Süleyman’ı uyutup golünü attı. Parlak bir oyun zekası, iyi gizlenen ‘kanat’ yapısı bu olsa gerek… ***G.SARAY’IN Hagi’den sonraki en iyi yabancı transferi Harry Potter… Lakabı böyle ama ona bir masal kahramanı olan ‘Oz Büyücü’ diyorlar. ‘Kirli Harry’ rolünü yakıştıran da var. Ama ona en ideal duran sözcük ‘Büyücü’ galiba. Hızı, tekniği, oyun zekası, sahadaki duruşuyla fark yaratıyor.GERİYE dönüp 18 takımın yaptığı 190 transferi sorguladığınızda en ışık saçanı sol kanat Harry Kewell. Bir tecrübe, bir silah… Yeter ki, kullanmasını bilsin G.Saray ve da Skibbe.***DAHA önemlisi onun karakterini yansıtan dakikaya gelelim. G.Saray’ın 2-1 önde olduğu 78. dakikaya… Skibbe’nin yanına gelip, ‘Ben sakatlandım, çıkayım mı?’ dediğinde ‘Orta sahada idare et, sadece dolaş’ talimatı aldı hocasından.. Üç değişiklik yapılmıştı o an ve Kewell devam etmek zorundaydı. Sakin sakin etti…TABİİ G.Saray’da her oyuncunun Skibbe’ye gelip derdini anlatması güzel aslında. Arda, Steaua Bükreş maçında ‘Yardım eden yok, yalnız kalıyorum’ diye dert yandığı Skibbe’den ‘Tamam’ karşılığını aldı hemen… Efendi hoca portresi sunsa da karizması zedelenmişti Alman’ın. Onu taktik yönden eleştirebiliriz. Sahanın şut atan tek adamı Mehmet Topal’ı oyundan aldığında ‘küçük dilimizi’ yutabiliriz. Ancak efendi halleri göze hoş gelmiyor da değil!AMA esas fekakârlığı yapan Kewell’dı… Sahadaki efendi duruşu ‘forma aşkı’ ya da ‘profesyonellik’ kavramlarını daha bir sıkı eklediğini söylemeliyiz. Geri dönüş arızası ise zamanla düzelebilir. ***ALINACAK derse gelince. Bakın G.Saray taraftarı artık Lincoln’ü tribüne bile çağırmıyor. Yeni kahramanları Kewell olacak gibi gözüküyor. Ancak asıl önemli olan Harry Kewell’ın kıymetini bilmeli bu lig. Özellikle de oyuncular. Mesela ben futbolcu olsam, yemez içmez onu izler, kapabileceğim herşeyi öğrenirim… NE yaptığını, nasıl kendini gizlediğini… Hatta, EURO 2008′in kimilerince yıldızı Arda Turan olsam bile… Çünkü öğrenecek çok şey var ondan. Ve ‘Kirli Harry!’ yarın Bükreş maçında G.Saray’ı Şampiyonlar Ligi’ne sokacak birinci kahraman adayı.. Bükreş’te dilerim bu silah iyi ateş eder. Bunca yıldızın suskun kaldığı ilk haftada dünya yıldızı parlaklığıyla ligi aydınlattığı için gönül kürsümüzün kahramıdır Kewell… Ligimize hayırlı olsun.*****Hocalar bile güvenmiyor ki! F.BAHÇE başkanı Aziz Yıldırım, 2 Haziran tarihinde FB TV’ye çıkıp önemli açıklamalar yapmıştı. Satır arasında ne demişti Yıldırım “Bizim yürüye yürüye şampiyon olmamız lazımdı…” BUGÜN belkide F.Bahçe takımı başkanının bu sözünü haksız çıkartmamaya çalışıyor! Yoksa bu kadar temposuz bir F.Bahçe olmaz. Daha önemlisi Aragones gibi ‘hız delisi’, Raul’ü sırf bu yüzden Milli Takım’dan atmış bir hocaya rağmen bu temposuzluk. Daha da ötesi, disiplin kralı Luis’e karşın uyku tulumunda bu takım… ‘Hayatımızda böyle çalışmadık’ diyen futbolcuların tükenmişliği garip…***G.SARAY’IN da pek farkı yok. Tam bir rehavet takımı olmuşlar. Yıldızlar isteyince takım oynuyor, onlar durduğunda Aslan cenaze gibi kımıldamıyor. Ve daha önemlisi, onları sevk ve idare edecek yapıda değil Skibbe.. İşin garip tarafı F.Bahçe, özgürlükçü Zico’dan katı Aragones’e, G.Saray disiplinli Kalli’den ‘rahat’ Skibbe’ye geçiş yaptı. F.Bahçe’de değişen birşey yok, G.Saray da ise gerileme var.BEŞİKTAŞ’IN durumu daha da garip. Ertuğrul Sağlam, “Avantaj bende. Çünkü ne Luis, ne Skibbe bu ligi tanıyor” demişti. İnandığı sistemle 9′da 8 galibiyet alarak lige girdi. Antalya’da ilk yarı lastik patlayınca medya isyanı bastı: “Bu nasıl kadro.” EEE… Testi kırılda ya! Sallıyoruz haliyle. Sağlam’ın kafası karışıyor haliyle.. Şimdi silbaştan durumu. Zaten Aragones, Skibbe, Sağlam olmazsa bizim medya nereden ekmek yiyecek çok merak ediyorum. Ancak önemli detay şu: Üç hocaya da maç sırasında dikkatli bakın… Suratları çok net bir fotoğraf sunuyor. MUTSUZ ve umutsuzlar. Sanki takımlarına güvenmiyorlar. 10. dakikaki ürkek bakışların başka izahı yok.*****Çakmağı çak, çırayı yak… ANTEP ve Antalya’da ‘kanlı’ olaylar oldu. Hatta Antalya’da Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’e saldırıda bulunuldu, çakmak bile atıldı. Bunlar çirkin şeyler deyip üstünü örtmek alışık olduğumuz kolaylık… Yine sokak kavgaları diye geçiştiren olabilir…OYSA dikkat çeken bir nokta var… Tam bir potansiyel suç örgütü oluşturmuşuz. Ve sokak ortasında çatışıyor gençler. Bir taraf tahrik ediyor, diğeri de tahrik olmaya hazır… Peki ‘çakmağı çak, çırayı yak’ durumunu kim yarattı? Bugün ’susalım’ diyenler, kalemi kan damlayanlar olabilir mi?*****Hâlâ bir ‘gözlük’ öğretmeni yok!F.BAHÇE bazı konularda ihmalkâr. Mesela, şu gözlük meselesi. Hatırlayın Lugano Kadıköy’deki Beşiktaş maçında ‘gözlük’ işareti yapmıştı yardımcıya. Bu hareketin atlanmasına yapılan eleştiriler sonrasında aynı Lugano, Ali Sami Yen’deki kupa çeyrek finalinde aynı hareketten atıldı. Ve Güiza, Kamil Ocak’ta aynı sahneyi tekrarladı, sarı gördü. Belli ki, bir ‘ders’ verilmemiş!*****Çalınmayan penaltılar, saçma kartlar BAHSİMİZ futbol olunca kambersiz düğün olmaz. Yani hakemleri ‘es’ geçmeyelim. K.Ocak’taki karşılıklı 1′er penaltı verilmedi. Aytekin Durmaz’ın Konya’da çalmadığı A.Gücü penaltısı, Konya golü öncesinde görmediği faul skoru etkilemiş. Koray Gençerler’in Gençlerli M.Nas’ın penaltısını çözemediğini görüyoruz. Ve tartışmalı bir sürü kart… Görünen o ki, Silivri kampı da iyi gelmemiş…