Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

Büyük kulüp kavramı içerisinde kibarlık, saygı, paylaşım, pratik zekâ barındırır… G.Saray da Türkiye’nin büyük kulüplerinden biri… İşler de kağıt üzerinde iyi gidiyor G.Saray’da… Şampiyon oldular, transferde önemli isimlerle ilgileniyorlar, oyuncuları Avrupa’dan teklif alıyor… Sanki mekanizma yerine oturmuş gibi. Ama gerçek acaba böyle mi? İşler tıkır tıkır, ‘büyük kulüp’ felsefesinde mi yürüyor? G.Saray’ın yeni yönetimi ‘taraftar’ bazlı bir yönetim… Daha çok taraftarın dilinden anlayan, onların ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışan üyeleri olması gerekir bu şartlar altında… Ama şu anda yönetime daha çok ‘aroganlar’ hakim… Burnu büyük yönetici modelleri ve profesyoneller cirit atıyor kulüpte… Yani herkese ve her olaya yukarıdan bakan, her olumsuzlukta ‘eksiği’, ‘hatayı’ ve de ’suçluyu’ dışarıda arayan bir zihniyet…Gazetecilere bile fatura çıkartanlar var aralarında… Sen haberi yazdın, o iş onun için olmadı diyenler, kişisel kavgalarını gazetelere fatura etmek isteyenler, kurumsal ve kişisel ilişkileri karıştıranlar devamlı öne çıkıyor bugünlerde…SADECE KARTVİZİT!ÖZHAN Canaydın’ın ardından daha birleştirici, taraftar-kulüp ilişkilerini daha sıcak tutabilecek, sporcusunun yanında daha çok durabilecek kibar yöneticiler beklerken, eli baltalı, kaba kişiliklerle karşılaştık gazeteciler olarak. G.Saray yönetim kurulu üyesi kartviziti dışında başka kimliği üzerinde taşıyamayanlardan çok var yeni yönetim içerisinde de… Ne yazık ki bu kötü bir hastalık ve G.Saray bundan bir türlü kurtulamıyor. Profesyonellerden Adnan Sezgin’in kibiri ‘normal şartlarda G.Saray’a ihtiyacı olmayacak futbolcuların’ transferlerini çıkmaza sokuyor. Ben herşeyi bilirim havasıyla burnu büyük bir yaklaşım gösteren Sezgin, belki kağıt üzerinde kurulan yeni takımın mimarlarından ama ya kaçırdıkları… Kaba tavır G.Saray’a yakışmıyor. Sezgin, Türkiye’de profesyonel de olsa kulüp başkanlığı yapmış bir isim… G.Saray gelirken ondan beklentiler geçmiş yıllara göre farklıydı. Bozulan ilişkileri tamir etmesi beklentiler dahilindeydi. Ama o işleri daha da çıkmaza sokuyor… Paranoyak bir ruh haliyle çalışıyor. Hem karşısındakini, hem de yanındakini rahatsız ediyor. Siz neden şu anda G.Saray’ın önemli transfer hamleleri ona yaptırılmıyor sanıyorsunuz?HAVA ATMAYI BIRAKINBASKETBOLDA durum farklı mı? Şube Yiğit Şardan’ın kontrolüne geçtikten sonra silkinme beklenirken, gereksiz bir koç değiştirme inadı, kulübe 2 ay kaybettirdi. O 2 ay tam da transfer dönemine denk geldi. Ehlikeyif kararlar, Ben tatildeyim, siz halledin modu, G.Saray’ı mehter marşıyla yürütüyor… İki ileri bir geri… Basketbol şubesinin iki yıllık öğrenme dönemi sona erdi. Artık atak yapmak, proje üretmek, olaya şampiyonluk zekâsı katmak lazım. Bir de kısa anekdot…Yer Alaçatı… Zaman, birkaç gün önce… Yönetim kurulundan Cemal Özgörkey havalı bir restoranın masasında oturuyor. Önünden basketbol takımının önemli oyuncusu Hüseyin Beşok geçiyor. Hem de bir değil, iki kez… Hüseyin’i görmemek mümkün değil. Adamın boyu 2 metre 12 santim. Ama Özgörkey görmüyor. Çünkü tanımıyor oyuncusunu… Bir selam, bir sıcak merhaba bile yok. Hüseyin de onu tanımıyor işin ilginç yanı. Sebebi basit, Hüseyin yönetim kuruluna gitmeyeceğine göre, Cemal Özgörkey basketbol maçına gitmeli değil mi? Ama sorun salonun yerini bile bilmez…Siz yazdınız olmadı. Yazdıklarınız kulübü küçük düşürüyor diyenler, faturayı başkalarına kesmeye çalışanlar, artık kafanızı kaldırın, nerede olduğunuzun farkına varın. İşler her zaman iyi gitmez. Kötü günler için de çalışın. Hazırlık yapın. G.Saray’ın büyüklüğünün içinde olmayı hakedin. Elinizi taşın altına sokun. Hava atmayı bırakın, iş yapın. Unutmayın top çizgiyi her zaman geçmez.*****Kaleye güven! KULÜBÜN sosyal yapısına baktıktan sonra biraz da sportif yanını inceleyelim… G.Saray futbol takımı günün modern futbol yapısına en uygun kadroya sahip. Hareketli ve orta sahaya yardım eden forvetleri var. Çok önemli oyunculardan kurulu, futbolu iki yönlü oynayabilen orta saha futbolcularının hepsi başka kaliteler taşıyor. Defansı EURO 2008′de yarı final oynadı.. Birkaç küçük rötuş G.Saray’ı Avrupa’da yarışabilir seviyeye getirir. İyi bir forvet, akıllı bir stoper yeterli gibi duruyor. Aykut ve Orkun gibi geçen yılı başarıyla geçmiş iki kalecinin yerine, Avrupa’dan oyuncu aramak çok gereksiz… G.Saray bu tercih hakkını transferin son gününe kadar cebinde saklasa, daha kârlı çıkabilir… Aykut da Orkun da G.Saray’ın yükünü kaldırabilecek isimler… Türkiye’nin en iyi yerli oyuncu kadrosunu elinde bulunduran G.Saray, yabancı seçiminde mevkileri iyi tespit ederse, tecrübe kazanmış genç yetenekleriyle gerçek bir futbol takımı olur.
Yorum Yazın