Gökmen Özdemir
L’Equipe Gazetesi’nden Erik Bilderman’ın soruları çok hoşuna gitmişti… Projelerini sıralıyordu tek tek… “Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynayacak olmamız, bizim Avrupa’nın en büyük 4 futbol ülkesinden biri olduğumuz anlamına gelmez. 4 ülkeden biri olmak için akademilerimizi kurmak gerek. Siz Avrupalılar’ın teknik bilgisi var. Bizim de futbol oynamak için yüreğimiz var. Biz eğitim akademisi kuralım. Size de futbol yürekle nasıl oynanır, onu öğretelim” derken gülüyordu… Mutluydu… Nasıl mutlu olmasın… Bir gün önce Hırvatistan’ı tarihi bir maçla elemiştik…***Sonra bana döndü… “Bak, görüyor musun? Herkes projelerimizle ilgileniyor. Türk basını nelerle uğraşıyor… Lütfen bize yardım edin. Çıtayı yukarıya koyarsak, herkesin çıtası yükselir” dedi. Haklıydı. Sustum. Güldüm… Bu kez Erik’e yöneldi: “Rica ediyorum Türkiye’nin futbolda nasıl gelişeceğini izleyin. İzleyin ki, bugünü hiç unutmayın.” İnsanı bulutların üzerine çıkartabilecek bir zaferden sonra bile ayakları yere basıyordu. Hem gerçeklerin farkındaydı, hem de elde edilen başarının ona nasıl yardım edeceğinin…Ama başladığı, hayâlini kurduğu, temelini attığı projelerin tamamlanmasını göremeyecek. Ne yazık ki kalbi ona daha çok ‘kalp akademisi’ kurma imkanı tanımadı… Artık maçlardan önce uğur olsun diye öğlenleri maç yemeğini Nihat Kahveci ile yan yana yiyemeyecek. Artık attığımız gollerden sonra heybetli iki yumruğun göğe doğru kalktığını göremeyeceğiz. Artık onun Türk Sanat Müziği ile çalan cep telefonun sesini duyamayacağız. Artık onun herkesi ‘adam’ yerine koymasına tanıklık edemeyeceğiz… Onun futbola ve bizlere sağladığı güven ortamını çok özleyeceğiz…***Hasan abi ile en son Almanya maçından sonra konuşmuştum… Gece otelde maçı tekrar izlerken onun golden sonraki sevinçlerini gördüm… Çok heyecanlandım… Saatin kaç olduğuna bakmadan elim telefona gitti. Aradım… Çok üzgündü. “Lütfen üzülmeyin Türkiye’yi hem saha içinde, hem dışında çok iyi temsil ettiniz” dedim… Durdu… “Daha iyisini yapabilirdik. Şu maçı gördükten sonra üzülmemek olur mu?” derken o üzüntüsünün bu kadar büyüyeceği aklıma bile gelmemişti… Saat 02.15′ti. Herkese ‘insan gibi’ davranan, herkesi ‘ciddiye’ alan, ‘işini’ nasıl yapması gerektiğini bilen bir ağabeyi kaybettik. Arkada kalanlar… Lütfen ona yakışır bir hizmet yarışının içine girin. Kavga etmeyin… Hasan abi bize kavga etmeden de işlerin yürüyeceğini göstermedi mi?