Ercan Güven
Son gün, henüz kimse kimseye kızmamışken ve henüz kimseyi “yarı tanrı” ilan etmemişken sakin ve adil bir vicdan muhasebesi yapalım isterseniz!
Ne dersiniz?… Yoksa biz futbola fazla mı yüklenmekteyiz?
En iyi transferleri istiyoruz kulüplerimizden.
En iyi ve en pahalı..
“Bizim takım Türkiye’de kaliteli futbol Avrupa’da final oynamalı”.
Milli Takım ayrı bir alem…
Adı üstünde; milli… Yenemeyeceği rakip, alamayacağı şampiyonluk olmamalı.
Bize hep zevk vermeli futbolumuz, futbolcumuz, yöneticimiz… Kendimizi güçlü hissettirmeli. Gururlandırmalı.
Kazanma ihtirasımızı tatmin etmeli. Kusursuz olmalı.
Biraz fazla mı?..
Olabilir… Görüldüğü gibi, pek gerçekçi de değil.
Ama vicdanımızı sorgulamadan önce terazinin diğer kefesine ne koyduğunuza bakmak gerekir. Çünkü onlar da gerçeküstü gibi.
13,5 milyon kişinin günde iki dolar veya altında parayla geçindiği bir ülkeyiz sonuçta.
İmkanlarımız kısıtlı.
Keyiflerimiz, gustomuz ondan beter.
Bir futbolumuz var.
Sadece eleştirinin değil kesenin de ağzı açıksa, bu yüzden.
Taraftarı geçiyorum… O bireysel tercihtir. Tüm haftalığını bilet parasına yatırıp tribüne giden çırak, ailesinden kesip forma alan işçi, hurdası çıkmış arabasını şampiyonluk turlarında bir belediye çukurunda bırakan esnaf, kendi hesabını kendi bilir.
Ama biz devlet olarak bonkörüz futbola.
Hem de eşi benzeri olmadığı kadar.   
Prof. Şükrü Kızılot Hoca’mdan öğrendim; Mesela, esnaf/zanatkar/ tüccar yüzde 35’i bulan tarife üzerinden vergi ödüyorlar. Ücretliler, vergiyi peşin veriyorlar…
Peki futbol?.. Kulüplerin sağladıkları kazanç, futbol ile ilgili faaliyetlerden kurumlar vergisine tabi değil.
Kombinede bile KDV’yi vatandaş ödüyor. Hatta bu KDV’yi kulüp peşin alıyor, maçlar oynandıkça ödüyor devlete. O da öderse.
Futbolcuların vergisine gelince;  1 Ocak 2008’den itibaren % 15 üzerinden hesaplanacak. Bir lig aşağısı yüzde 10, bir aşağısı yüzde 5.
Bir makaleden ya da kitaptan, Devletin % 35 vergi geliri var. Milyon dolar alan futbolcu da bu oran % 5-15 arasında…
Geçen gün bir müjde daha aldılar… Kulüpler devlete borçlarını on taksitte ödeyecekler.
Arsa, arazi, ödül falan gani… 
Sanki, Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrıcalıklı sınıfı futbol.
Üstelik kızan, kıskanan da yok… Futbolun eli cebimizde, genel eğilim; “Olsa da daha çok versek” şeklinde.
“Ne yapalım bütçemiz bu kadar var”!
Eksik kalan bölümü sevgimizle kapatıyoruz.
Eeee… Öyleyse!
Son gün, henüz kimseye kızmamışken ve henüz kimseyi yarı tanrı ilan etmemişken sakin ve adil bir vicdan muhasebesi yaptığımızda, futboldan taleplerimizin her ne kadar gerçeklerle örtüşmediğini bilsek de istiyoruz işte…
Guruptan çık, finale yürü.
Deli falan değiliz. Talepkarlığımız, fedakarlığımızla eşit; o kadar.