Gökmen Özdemir
RÜŞTÜ’YÜ seviyorum. Ne yaparsa yapsın! Bugüne kadar bize inanılmaz sevinçler yaşattı. Golde yaptığı inanılmaz hataya rağmen hâlâ onu seviyorum.. O, Türk futbol tarihinin en büyük futbolcularından biri.. Türkiye’nin altın jenerasyonunun kalecisi.. Tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Onu bir gol yedi diye karalamak, tartışmak bu saatten sonra ayıp olur. Bu ayıba düşmemeliyiz..Son dakikaları seviyoruz…Yedikten sonra atmak ise alışkanlığımız. 90, hatta 120 dakikada Hırvatistan ile kafa kafaya mücadele ettik. ‘Futbol oynadık’ diyemeyiz. Ama mücadele ettik. Kimi zaman biz üstündük, kimi zaman Hırvatlar… Yarı finalin penaltı atışlarına kalması maça pozisyon açısından bakıldığında Hırvatlar adına adilane olmayabilir ama futbol açısından adil bir durumdu.. İnanın Zagreb’i Viyana’ya taşımalarına rağmen bize karşı kesin üstünlük kuramadılar..Eksiklerin bel büktüğü, Servet’in yokluğunun moral bozduğu bir ortamda, gidip geldiğimiz anlarda maçı penaltılarla alıp Almanya’ya Basel’de rakip olmak anlatılamaz bir duygu… ‘Kaybettik’ dediğimiz anda kazanmak… 35 bir Hırvat’ı susturmak… Yarı finale yükselmek… Hepinizi seviyorum çocuklar… Hem de çok. Siz tarih yazarken tribünde olduğum için şanslıyım… Size şahitlik ediyorum. Yarı finaldesiniz. Avrupa’nın en büyük 4 takımından birisiniz….NE VURDUN BE SEMİH!BASEL’E gidiyorum. Dün oraya gitmeyi çok istediğimi söylemiştim. Yarın gidiyorum. Hem de koşa koşa… Sizin sayenizde çocuklar. Sizin yarattığınız mucizeler, sizin alın terinizle peşinizden geliyorum…Penaltılarla kaybetseydik de Rüştü benim için büyük bir kaleciydi. Kazandık, hâlâ öyle… Ama Semih için bir parantez açmak lazım… Büyük golcü. Tek vuruşların değişilmez adamı. Sonradan girdiği maçlarda rakiplerin kâbusu… Ne vurdun be arkadaş! Hepimizi hoplattın. Bizi uçurdun..Kazandık ama ağır yaralıyız. Yarı finalde Arda, Tuncay, Emre Aşık yoklar… Ama şunu söylemeliyim. İlk sarı karttan ve cezadan sonra yanlarına not alırken hep “Yarı finalde yok” diye yazdım. İçime doğmuştu belki de. Bekle Almanya. Bekle Basel geliyoruz… Eksik, yaralı ama aslanlar gibi… Koşarak, coşarak, uçarak geliyoruz!