Hakan Yasar
İnancım tamdı… Tamam, takımımız kötüydü. Yorgunduk. Sakatımız çoktu. Ancak yüreğimin sesi net birşey söylüyordu. Çekler’i en kötü ihtimalle penaltılarla elerdik. Çek Cumhuriyeti, tabii ki muz cumhuriyeti değildi. Ancak biz Türko’yduk. Gücümüz yüreğimizden geliyordu. İşte dünyanın çözemediği gerçek buydu!İlk 55 dakika içim gerildi… Tüm Türkiye’nin olduğu gibi. Bundesliga’da Nürnberg’i küme düşüren Koller’i kral yapıyorduk her Çek şişirmesinde.. Sanki onun markasından korkmuştuk. Sigara alışkanlığı gibi faul yapıyorduk. Tiryakilik olmuştu zaten bu. Yoksa turnuvanın en faullü takımı (ort. 24) olma unvanını başka nasıl açıklayabiliriz ki?***ÇEKLER’İN Gyrgera-Koller sağ kanat orta-kafa golü (3 hafta önce Litvanya’ya attılar) umudumu kırmadı… Hatta dünyanın en ağır adamı Koller’e kontratak yaptırmamız… Hatta ve hatta ofsayt rekortmeni Koller’i (Elemelerde 19′la zirvede) defansımızın ilk kez 45+1′de ofsayta düşürebilmesi de! Yine, E.Güngör sakatken stopersiz dünyanın en komik golünü yememiz de umudumu bitirmedi..Ancaaaak… 71′de Polak’ın topu direkten dönünce, işin değişeceği belli oldu. Çünkü, öyle bir ruhtaydık ki, herkes 3 kişilik oynuyordu.***O an aklıma İsviçre golünden sonraki sevinç yumağı geldi… Altın goldeki kutlama, tarihi ‘bütünlük’ fotoğrafıydı. Ve o coşku, son çeyrekte yağmurla birlikte patladı. Sahada 11 kişiydik ama sanki 70 milyonduk… Arda’nın ayakları uzuyor, Nihat koşuyor, Tuncay çırpınıyor, bir dakika içinde Cech’in kalesine 3 orta yapıyorduk.Zaferin ayak sesleri geliyordu. Ve tarih gol perdemizi açan hormonsuz yıldız Arda’nın verdiği coşku, Nihat’ın 2 golüyle yazıldı. Öyle bir şov yapmıştık ki, Cech bile şaşkın ördek gibiydi. Nitekim, ‘Türkler bu işi biliyor’ diye düşünmüş olmalı ki, ikinci golümüzde bize yardım bile etti… ***TOP bizi, biz topu çok sevmiştik. Çılgın Türkler’in oyununa saygı duyuyordu Çekler. Hele Nihat’ın çeyrek finali getiren üçüncü golünde top öyle mutluydu ki, Cech’in ağlarına giderken zevkten dört köşeydi…Aslında maçın son yarım saatinden sıkı bir film çıkar. Yıkılış, diriliş, zafer… Kurtuluş savaşının biraz yeşil çimen hali sanki. Atatürk filmi üretemeyen ülke gerçi bu şovu değerlendiremez ama benim önerim şu: Dünkü zafere koşuş hikayesi için yönetmen Spielberg göreve çağrılmalı…Eminim, Türk inatçılığını çekmek için kamera arkasına keyifle geçer.. Çünkü dün asla pes etmedik. Gecenin sözü ise ‘Türkler yeni bir kazanma kültürü icat etti’ olmalı. Teknik, taktik, kırmızı kart mı? Hikâye! 0-2′den 3-2, en değerli zaferdir…