Hakan Yasar
DİLİN kemiği yok… Terim, Yıldıray’ı final kadrosundan gönderirken gerekçesini şöyle açıklamıştı: “Emre’nin alternatifi Tümer.” Terim sözünün eridir. Biz öyle tanırız. Tümer’i onbire alması bu yüzdendi. Fakat maç öncesi Tümer’li onbir fena da durmuyordu. Gökdeniz, Nihat, Arda’yı yanına katınca aşırı ‘teknik’ bir ordu izledik. Ölçüsüzce atletten tekniğe geçmiştik! Yağmur yağıp seller akınca dağıldık. Yarı doğru onbir, aşırı yanlış oldu. Acaba hava durumu sabahtan öğrenilemez miydi? Kimse akıl edemedi mi bunu? Tabii zaten yanlış olan sistemdi. Yani 4-3-2-1 taktiği. Şu huni duruşu… Bunu Milan’da Ancelotti uyguluyor. Onun elinde Kaka, Seedorf var. Ama Terim’in varisi Ancelotti’nin elindeki silahlar bizde yok ki! Terim’in anlamadığım bir huyu daha var. İnatçılığı… Mesela ‘gazi’ Servet’i oynatmasını anlamıyorum. Evet, annesinin reklamda dediği gibi ‘Aslan gibi oğlan’ Servet. Ama sahada tek ayaklı. Solu sakat. Bu yüzden sağ ayağını da kullanamıyor.Yine mesela… Yediğimiz gole dikkat. Uzun topta Eren’i kaçıran Servet ofsaytı bozdu. Sonra Volkan’ı geçip yerden gelen Eren’in pasına yarım-yamalak hamle yaptı. Soluna iyi basamadığı için sağ ayağı ortada kaldı. Aynı olayı 2-3 defa yaşadık. Solu yok. Onu oynatmak cinayet! ***İKİNCİ yarı yağmur kesilince Tanrı’nın bizi galibiyete sürükleyeceği aşikârdı. Zaten İsviçre’nin bir numarası yoktu. Terim de bu bölümde mantığını kullandı. 4-4-2′ye geçti. Yani çift forvete… Gerçek santfor Semih’in girişinden öte Marco’nun F.Bahçe’deki gibi ileri itilmesi hücumda patlama yarattı. Sürekli saldırdık… 3 topu kesen Volkan sağlam bir bekçiydi. Hareketli, baskılı oyunda başrolü ise Arda kaptı. Maçın henüz 10. saniyesinde Zidane dönüşüyle iki İsviçreli’nin belini kırmıştı. Bu takıma güven katan bir hareketti. Asıl şovunu gollerde gördük.İlkinde sol çaprazdaki Nihat’a, topu Semih’in kafasına işaretleme açısı yarattı. İkincisinde 64 metre koşup (Üstelik 90+2′de) şık bir gol attı. Ve coşkuyu verdi! Mutluyuz. Çünkü bu kadar hoca yanlışına rağmen harika bir zafer çıkarttık…