Ugur Meleke
UEFA, ilk kez Euro 2004’te uyguladığı yeni bir kuralla futbolseverlere farklı bir heyecan yaşatmayı denedi. Grup maçlarının sonuncusuna aynı puan, aynı averaj ve aynı gol sayılarıyla gelen iki takım berabere kalırlarsa, üst sırada kimin yer alacağını uzatma oynanmadan direkt geçilecek penaltı atışları belirleyecekti.  Euro 2004’te böyle bir durum yaşanmadı, dolayısıyla herhangi bir probleme veya tartışmaya da neden olmadı. Nihayet Euro 2008’de, UEFA’nın yeni uygulamasından ilk nasibini alanlar Türkiye ve Çek Cumhuriyeti oldu ve kuralın artı-eksileri masaya yatırılmaya başlandı… 
Eğer son müsabakada birbiriyle karşılaşmayan iki takım aynı durumda olursa  bu kez penaltı atışları uygulanmayacak, normal statüdeki madde, yani son iki şampiyona elemelerinden kazanılan puanın maç sayısına bölünerek elde edilen katsayı kullanılacak. Yalnız bu aşamada çok büyük bir sorun bizi bekliyor olabilir, UEFA, hiç ummadığı büyük bir skandalla karşı karşıya kalabilir. Bu skandal ihtimalinin küçük bir simülasyonunu 13 Ocak 2006’daki “Bombanın tüm kabloları aynı renk” isimli yazımda Euro 2004 D Grubu’nu model alarak yapmıştım (http://www.milliyet.com.tr/2006/01/13/spor/spo07.html ), şimdi de daha gerçek ve canlı bir grup için, Euro 2008 C Grubu için bu senaryoyu oluşturalım…    
Euro 2008 C Grubu’nda bugüne kadar alınan sonuçlar şöyle:
***
17 Haziran Salı akşamı, Hollanda-Romanya (3-0) ve İtalya-Fransa (0-0) sonuçlarının alınması halinde üç takım (Romanya, İtalya ve Fransa)’nın puanları eşitleniyor. Üç takım arasındaki mini ligde de, puanlar ve averajlar eşit, ama Fransa’nın attığı gol 0 olduğu için eleniyor, İtalya ve Romanya’yı ise son iki turnuvadaki katsayı ayırıyor (İtalya 2.364, Romanya 2.250)…
 * * *
Peki, Euro 2008 C Grubu’nda sonuçlar şu şekilde olsaydı:
17 Haziran Salı akşamı saat 23:32… Fransa-İtalya, 0-0 neticelenmiş… Ama Hollanda-Romanya maçı 65’inci dakikada ağır yağış koşulları nedeniyle çeyrek saat duraksayıp, yeniden başladığı için bitime hâlâ 15 dakika var ve durum 2-0 Hollanda lehine… Eğer bu maç bu şekilde biter veya Hollanda 3’ten daha az bir farkla kazanırsa ikinci tur biletini alan Romanya olacak, ama kalan 15 dakikada Hollanda skoru 4-0’a getirirse, bu kez Romanya elenecek ve Fransa ile İtalya’nın, Zürih’te penaltı atması gerekecek!
Hollanda-Romanya maçının son 15 dakikası boyunca Fransız ve İtalyan futbolcular ne yapacaklar peki? Sahada bekleyip dev ekranlardan Bern’deki maçı mı izleyecekler? Yoksa soyunma odasına gidip, diğer maç 4-0 biterse penaltı atmak için tekrar sahaya mı dönecekler? Böyle bir 15 dakikayı zihinlerinizde canlandırabiliyor musunuz? Dünya futbol tarihinin en acaip durumlarından, olası büyük skandallarından biri değil mi?  
UEFA’nın bu penaltı uygulamasında çok ısrarcı olacağını sanmıyorum… Muhtemelen bir sonraki turnuvada benzer bir durum olursa sadece son iki/son üç turnuva puanlarını kullanarak takımları sıralayacaklardır.

Minimum 3 dakika!
Bilmem dikkat ediyor musunuz, Euro 2008’de uzatma dakikaları anonsları “a minimum of x minutes” (en az x dakika) diye yapılıyor. Yani kural açık, hakem kaç dakika uzatma gösterirse eksiksiz olarak o süreyi oynatacak, eğer söz konusu uzatma dakikalarında yine bir duraksama olursa, onu uzatmanın sonuna ekleyecek.
Son iki sezon içinde birkaç kez bu köşeye taşıdık, (tabii ki cevap beklemiyoruz ama) MHK’nın bu konuda bir resmi açıklamaya gerek duymadığını da belirtmek gerek. 28 Nisan 2007’deki Sakarya-G.Saray maçının yöneten Bülent Demirlek, müsabakayı 2 dakika uzattı, skorbord 91:33’ü gösterdiğinde bitirdi. Aynı hakem bu sezonki A.Gücü-G.Saray maçında da gerekenden 33 saniye erken bitiş düdüğünü çaldı. Yine bu sene Beşiktaş-Konya maçını Halis Özkahya 30, Beşiktaş-Fenerbahçe maçının ilk yarısını Yunus Yıldırım 13 saniye eksik oynattı.
Eminim MHK üyeleri ve hakemlerimiz Euro 2008’i pür dikkat izliyorlardır, zaten bir kısmı da İsviçre’deler… Mutlaka onların da dikkatini çekmiştir turnuvadaki uzatma anonsları ve uygulamaları… Yeni sezonda da eminiz, eksiksiz oynanacaktır uzatma dakikaları…  

20 metreden frikik atmak
Hollanda-Fransa müsabakasını izliyoruz, ikinci yarının ortalarında Ribery ceza yayı çevresinden önemli bir frikik kullanıyor. O anda biliyoruz ki, barajda önemli bir hata olmazsa top ya auta gidecek veya barajdan dönecek!
Bu 18-20 metre mesafedeki serbest atışları doğru bir baraja karşı kaleye yönlendirmek gerçekten çok zor, önce 9,15 metre mesafede, yaklaşık 2 metre boyundaki bir duvardan topu aşıracaksınız, sonra kalan 10-11 metrede top 2,5 metre yüksekliğin altına inecek ve kaleye gidecek!
Biraz yüksek vursanız top üstten auta gidiyor, biraz alçak vurursanız da barajı aşamıyorsunuz! Oysa top sadece 2-3 metre geride, 25 metre mesafede olsa, barajı aşırıp kaleyi nişanlamak için ideal uzaklık oluşuyor.
Öyleyse neden hiçbir takım, paslaşarak topu 2-3 metre geriye taşımıyor? Topun başındaki bir adam topu 3 metre geriye verecek, oradaki arkadaşı durduracak ve bir diğeri de kaleye ideal mesafeden doğru vuruşu yapacak!
Üstelik barajdan uzaklaştığınız için de, paslaşma sırasında savunma oyuncuları size çok fazla yaklaşamayacak! Size de mantıklı gelmiyor mu?