Maç Yorumları,Futbol Yorumları , Transfer Haberleri

21. Yüzyılın en “dramatik” transferi olmuştur Emre’ninki…
Çünkü, ne kadar subjektif, ne kadar çifte standartlı ve ne kadar saplantılı olduğumuzu kanıtlamıştır.
Duruma bakın…
Ellerine doğan, serpilip uluslararası futbolcu olan Emre’yi inkar etmeye çalışıyor bazı Galatasaraylılar!
Yıllarca inkar eden, milli futbolculuğunu bile beğenmeyen bazı Fenerbahçeliler ise aşık hale geldi Emre’ye.
Fenerbahçeliler’in bir bölümü “fikri takip” zannederek “Emre düşmanlığını” sürdürüyorlar.
Galatasaraylılar’ın bir bölümü, Emre Fenerbahçe’ye kaptırıldı diye yönetime darılıyorlar.
İçi dışına çıkmış futbolun.
Sadece sokakta mı?
Kanaat önderliği yapan kalem ve mikrofon sahipleri bile kurtulamıyor bu hastalıklı düşünce girdabından.
Medya pek sevmez mesela Emre’yi… Emre de bu sevgisizliğe el kol hareketleriyle katkı yapmıştır; o ayrı mesele.
Bu sevgisizliği Fenerbahçe tandanslı olduğu için çok daha rahat dile getiren medya mensupları ne yapacaklar şimdi? Galatasaraylı olduğu için Emre’ye oldum olası toz kondurmayanlar ne yapacak?
Böyle kaos görülmedi.
Emre’ye ilişkin her türlü fikir ve tespit, her şeyden önce söyleyenin “aidiyeti” ve “kişiliği” ölçeğinde tartılıyor kamuoyunda.
O kamuoyu ki, Türkiye çapında.
Çılgınlık had safhada.
Aynı cümleyi kuran adam Fenerbahçeli’yse başka, Galatasaraylı’ysa başka algılanıyor.
Az sayıda tarafsız ise sadece Emre transferine fikir yürüttüğü için “taraflı” ilan ediliyor.
Neden?.. Nasıl geldik bu noktaya?
Düşünce sistematiğine ve sportif prensiplere sahip olmayanların fikir ve çıkar “med-cezirlerinden” utanmak bir yana, bunu beyinsel gelişmişlik ve genişlik gibi ortaya koymalarıyla.
Masum futbolseverlerin bunlara inanmalarıyla.
“Subjektif, çifte standartlı ve saplantılı” olmanın “iyi bir taraftardan” ilk ve öncelikli beklenti haline gelmesiyle.
“İyi bir kulüp yazarı, iyi bir taraftar kadar taraflı olmalı” kuralıyla…
İşte bize yıllardır empoze edilen “iyi bir taraftarlık ve iyi bir kulüp yazarlığı” perspektifinde çağ atlayacak Türk Futbolu budur:
Emre transferinin bile altından kalkamayacak, analiz yapamayacak kadar şaşkın, zavallı ve bodur.
Belözoğlu’nun, Fenerbahçe’ye transferi ile dersimizi iyi çalıştığımız ve kulüpçülükten diploma aldığımız belli olmuştur.
Lakin taraftarlıktan da, yorumculuktan da çaktık.
Kimse şikayet etmesin. İnsanları bu hale sistem getirdi. Sistem ve sistemin büyüsüne kapılan insan.
Bir kulüp, bir şampiyonluk, bir kupa “hayat - memat” olunca, insanlar o hedefler yolunda yıllarca yoğrulunca, Galatasaraylı Fenerbahçe’ye giden milli futbolcusunu silebilir, Fenerbahçeli Galatasaray geçmişi yüzünden milli futbolcuyu kabul etmeyebilir.
Tıpkı milli futbolcunun bir kısım medyaya kol çıkardığı, bir kısım medyanın milli futbolcuyu futbol dışı nedenlerden sahiplenip arka çıktığı gibi…
Bunlar “yan etkilerdir”. Yıllardır taraftar ve medya üzerinde uygulanan “mühendisliğin” yan etkileri. Saçmalama dozu, sevdanın büyüklüğü ve neyi sevdiğinizle orantılı.
Fenerbahçe, Emre’ye kaç para vermiştir, bu para Fenerbahçe’deki ve diğer takımlardaki Türk futbolcuları nasıl etkileyebilir, tartışan yok.
Taraftarlık denilen at gözlüğünün, “zırt” dediği deliklerden söz eden yok.
Tut kuyruğunu gündemin, asrın transferine iki çift laf da sen söyle, geri kalma.
Hepsi doğrudur.
Ve hepsi de yanlış.
Çünkü esas sorun, Emre’nin, Fenerbahçe’ye gitmesi değil, bizim verdiğimiz tepkiler ve bu tepkileri verme nedenlerimizdir.
Durum bu kadar dramatik boyuttadır.
Yorum Yazın