Gökmen Özdemir
G.Saray’ın yeni yönetimi seçildiğinde beklentiler doğal olarak farklıydı. Son 6 yıldaki ‘güçsüz’ yönetimin gideceğini, yerine sprocularına sahip çıkan, güçlü bir duruş sergileyen, vizyonu olan bir yönetimin geleceğini düşünüyordu sarıkırmızılı taraftarlar. Önce Feldkamp gitti, ki bu gidiş doğruydu. Florya’ya enerji kazandırdı. Ama yerini bir teknik direktör değil, sigara paketinin arkasına kadro yazan yöneticiler aldı. Sonra basketbolcular Torino’da, G.Saray’ın basketbol tarihinin en önemli maçlarında üst düzey yöneticileri tarafından yalnız bırakıldılar. Fazla uzatmayayım… Başlangıç beklenildiği gibi ‘güçlü’ değil, gideni aratır cinsten oldu. Dün geceye gelirsek… G.Saray güçsüzdü. Hem saha içerisinde, hem de saha dışında… Cumartesinin ardından salı maçı yapmak G.Saray’ın zaten sorunlu kondisyonunu çökertti. G.Saray bu maçı çarşamba oynamalıydı. Ama maç gününü değiştirecek gücü yoktu. Saha içerisinde de güçsüzük ilk yarım saat sonrası sarı-kırmızılı formalara yansıdı. Hamleler gecikti, yapılan hamleler güçsüzlükten yarım kaldı, kramponlar çimden kalkamadı.G.SARAY’IN GÜCÜ YOKBuna G.Birliği’nin mücadele gücü ve maçı kazanma arzusu da eklenince G.Saray önce hücumda sonra da defansta aksamaya başladı. Servet’in sakatlanıp çıkması gecenin tuzu biberi oldu. Alkaralar hakettikleri golü bulduğunda ilk maçta rakibe asist yapan Sabri, Ankara’ya gidemeyen Kalli geldi akıllara. Ama atı alan Üsküdar’ı geçmişti. G.Saray dünkü maçı saha içerisinde birbirine yardım eden futbolcular topluluğuyla kazanabilirdi. O da olmadı. Tur daha çok isteyene, yani Gençler’e gitti. G.Saray ‘büyük’ bir kulüpse cebinde her zaman bir B planı ile dolaşmalı. Arkasında ilk 11 yazan sigara paketleri ile değil. G.Saraylı futbolcular ‘hocasız da yaparız’ diyorlarsa çıkıp her maç delikanlı gibi oynamalılar. Bir oynayıp, bir yatmamalılar. G.Saray ‘güçlü’ bir kulüpse maçını istediği gün oynamalı. G.Saray geçmişinden güç almayı biliyorsa, dünden dersler çıkarmalı. Yönetim sarı-kırmızılı formaya sahip çıkacaksa bu formayı sadece futbolcuların değil basketbolcuların da, voleybolcuların da, kürekçilerin de giydiğini unutmamalı. G.Saray gerçekten değişecekse bu kağıt üzerinde değil eylemlerde olmalı. Gelen de gideni aratacaksa, vay G.Saray’ın haline!