Mustafa Denizli
Pas hataları inanılmaz derecede yüksek. Oyunun bütün alanları Gençlerbirliği’ne bırakılmış. Orta sahada mücadele eder gibi gözüküyorlar, ama sadece eder gibi yapıyorlar. Bir telaş, bir telaş maçın her dakikası 90. dakika gibi oynanıyor.
Hücumdakiler gol koşusu yapmıyor, alan yaratmıyor, takım defansına yardım etmiyor. Üstelik başta Arda ve Lincoln olmak üzere hep abartıyı arıyorlar. Futbolda güzel hareketlere, estetik hareketlere ‘evet’ ama abartmak, hele kazanılmamış bir maçta çok ekstra, çok gereksiz oluyor.
Galatasaray mücadele eder gibi gözüküyor, ancak etmiyor. Daha önemlisi Galatasaray vuruşmuyor. Nonda - Hakan Şükür ikilisinin şimdiye kadar başarılı olduğunu gören var mı bilmiyorum. İkisi de gol yollarından uzak, ama rakip kaleye yakın gözüküyorlar. Bu da takıma bir şey kazandırmıyor.
Kendilerine koşu yapacak geniş alan yaratamıyorlar. Çünkü bu alanı kendileri yok ediyorlar. Bu alanı kendileri yok ettikleri için sahanın en ağır adamı, sahanın en başarılısı gibi gözüküyor. Bu oyuncu da Gençlerbirliği defansından El Saka.
Takım savunması diyoruz, Galatasaray atağa kalktığı zaman bütün Gençlerbirliği futbolcuları topun arkasında. Gençlerbirliği atağa kalktığı zaman Hakan, Nonda, Arda ve Lincoln atak nasıl olacak diye geriden takip ediyorlar. Bir takım böyle bir görüntü verirse nasıl maçı kazanacak, nasıl finalist olacak? Zaten Denizlispor, Gençlerbirliği ve Trabzonspor maçlarının nasıl kazanıldığı ortada. Bütün bunları yan yana koyduğumuz zaman Galatasaray’ın tur atlama şansı sıfırdı, nitekim öyle oldu.
İkinci yarıda El Saka’nın topu elle oynaması penaltıydı. Eğer hakem bu penaltıyı verseydi Galatasaray turu geçebilir miydi? Bence yine çok uzak bir ihtimaldi.
Çok iyi izlesinler
Galatasaray hiçbir atışı organize kullanamıyor. Rakibinden defalarca fazla kullandığı korner ve frikiklerde hiçbir tehlike yaratamıyor. Rakibinin ender attığı bir kornerde ise kalesinde golü görebiliyor.
Galatasaray’ın özeti şu; sıfır organizasyon, sıfır saha parselasyonu ve sıfır oyuna adaptasyon. Gençlerbirliği, Galatasaray’ın asgari bir buçuk misli fazla koştu. Eğer oyun gerçek bir skora sahip olsaydı Galatasaray’ın farklı kaybetmesi gerekirdi.
Her şeye rağmen Galatasaray sadece manevi olarak kupadan elenmenin üzüntüsünü yaşar. Kupayı kaybetti, ama eğer kullanırsa bu maçtan kazanacağı çok şey var. Çünkü Galatasaray önündeki 4 lig maçından önce Gençlerbirliği karşılaşmasının kasetlerini defalarca ve defalarca izlerse kendisine bir çıkış yolu bulabilir.
Özetlersek hak eden yoluna devam ediyor. Daha fazla söylenecek bir şey yok. Galatasaray ne takım olarak defans yapmasını, ne de takım olarak hücum yapmasını biliyor. Veya en azından dünkü maçta böyle bir görüntü verdi.